Balam Kerkük, yeller düşmüş bağrına; Boz baharda tozar tozar gidersin, Yel neme ne,eller düşmüş bağrına, Lokmalanır, azar azar gidersin. "Ele kalma, Bele kal,ele kalma Özüm özüne kurban Menim ol, ele kalma." Kaderin bir ince çizgide kırgın, Oban bir karışık dizgide kırgın, Umudun bir içli ezgide kırgın; Hoyratlanır uzar uzar gidersin. "Oba hanı, Ev göçüp,oba hanı Yoluna can verirem, Ki verem o bahanı." Yiğidin yarası can üzerine; Tasalanma, şandır şan üzerine, Gün ola kuruyan kan üzerine Sınırını çizer çizer gidersin. "Kurula, Göz yaşını kurula, Bayraksız bağrın üzre Baht otağı kurula."
Anam tatlı açmıyor artık İşi yok Aşı yok Ne su taşır Ne çamaşır Ne bulaşık, ne sökük, ne yırtık Gece gün Büsbütün Susması tunç Sözü korkunç Anamın secdesi gözle şimdi Namazı Niyazı Yüreğinde Yürek zinde Anamın teninde sır belirdi Ocakta Bucakta Casus gezer Anam kanser Anamın alnında akşam ter ter feyizden Anam bir gaybın sırdaşı Anamın dilcağızı da sessiz sessizden Benim anam sabır taşı Bir soğuk güneş renk alır uçuk benizden Sualdir anamın kaşı Sorar hala mutfaktan Hala evlat telaşı Alır karanlığı gökler hanemizden Hanemiz deryaya karşı Köpük köpük saflar yürür Karadeniz'den Bu bir tevekkül savaşı Bir gam eser şimdi yamaçlardan aşağı Yola düşer lambalar Yolların zar zar ağlayışı bu kırağı İz bırakır arabalar Çözülüp savrulur bacaların sac bağı Daha gür yanar sobalar Taşıyor her biri bir değişik merağı Efkar yüklenmiş babalar Çekerler haneden artık eli ayağı Uzak yakın akrabalar Anam pişirmemiş buzdur bu aşın yağı Kaşıkta donar çorbalar Göz bebeklerim genişler Durup durup Toz altın...