Ana içeriğe atla

Baki - Kaside (Der-medh-i Dîvân-ı belâgat-unvân-ı Sultân Süleymân Hân)

Hat-ı müşgfâmuñla ey gonca-i ter

Şekerdür o lebler mümessek mükerrer


Ne zîbâ yaraşmış o leblerle dendân

Ne hûb imtizâc eylemiş şîr ü şekker


Göñül nakdini aldı ‘ayyâr-ı gamzeñ

Gamuñdan virüp câna dârû-yı hüş-ber


Egerçi ser-âmed geçer şâh-ı sünbül

Mu’anber saçuñla kaçan ola hem-ser


Tolar bûy-ı müşgîn-i zülfüñle ‘âlem

Döner nâfe-i miske çarh-ı müdevver


Meger çîn-i zülfüñde pinhân olupdur

Gubâr-ı der-i şehryâr-ı muzaffer


Cihân-ı kerem Hân Süleymân-ı Gâzî

Şeh-i âsmân-taht u hûrşîd-efser


Hudâvend-i kâmil şehenşâhı‘âdil

Cihân-dârı mukbilşeh-i dâd-güster


Vücûd-ı şerîfiyle dünyâ müşerref

Zamîr-i münîriyle ‘âlem münevver


O Şâhı felek-kadr kim dergehine

Mülûk-i cihân bende ‘âlem musahhar


Rikâbında kürsî gerek tâcı Kisrâ

Olaşol zamân kim süvârı tek-âver


Mülûk-i zamâne öñince revâne

Rikâbı hümâyûnda Hâkân u Kayser


Ne yaña buyursa revâdur getürmek

Devâtın Aristû silâhın Sikender


Eger peyk olurlarsa lâyık öñince

İnüp tâcı zerrîn ile heft ahter


Saçar bezme nûrı döker rezme nârı

O tâcı murassa’ o tîg-i mücevher

 

Hatı nazmı pâki çemenzârı cennet

Elinde kalem çeşme-i âbı Kevser


Buhârı bahûrıyla‘âlem dimâğın

Kılupdur mu’attar o kilk-i mu’anber


Zamânı kitâbetde kilk ü mürekkeb

Elinde olur var ise‘ûd u‘anber


Nazar ehline mîl-i kuhlü’l-cevâhir

Reg-i cânı bed-hâha nebtîz ü nişter


Nesîm-i revân-bahş-ı subhı safâdan

Suhan gülşeninde hırâman sanavber


O güftârı mevzûn u reftârı dil-keş

O sîmâ-yı matbu’ u bâlâ-yı hoş-ter


Selâtîne dîvân olur çünki lâzım

N’ola kılsa tertîb-i dîvân u defter


Debîr-i felek yazmaga vâridâtın

Eşi’a getürmişdür altun kalemler


Yazınmaga mânend-i nazmı Süreyyâ

Varaklar zer-efşân ider çarhı ahdar


Yanar şem’-i Nâhid öñinde şihâbuñ

Çeker her gice subha dek cedvel-i zer


Aña cild-i garrâ müzehheb mutallâ

Meh-i ‘âlem-ârâ vü hûrşîd-i enver


Suhan matla’ından güneş gibi togsun

Kosunlar şerîf adını genc-i gevher


Fesâhat gülistânı içre dem-â-dem

Su gibi revân ide bülbüller ezber


Senâsında Bâkî-sıfat ola ‘âciz

Hezârân ola ‘andelîb-i suhanver


Du’â idelüm rûy-ı ikbâl u bahtı

Dem-â-dem ola gül gibi tâze vü ter


İlâhî be-âb-ı ruh-ı âl-i Ahmed

Be-nûr-ı cebîn-i mübîn-i Peyem-ber


Be-dîn-i güzîn-i Nebiyy-i mükerrem

Be-rûh-ı revân-ı Rasûl-i mutahhar


Ümîdin revâ eyle ‘ömrin ziyâde

Mühimmin müheyyâ murâdın müyesser 

-------------

Fa’ûlün / fa’ûlün / fa’ûlün / fa’ûlün

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Qaçaq Nəbi

Azərbaycanın xalq qəhrəmanı Qaçaq Nəbi 1854-cü ildə Gəncə quberniyasının Zəngəzur qəzasının Aşağı Mollu kəndində (indiki Qubadlı rayonunda) anadan olub. Onun qaçaqçılıq etməsinin maraqlı tarixçəsi var.

Divan Edebiyatı (Türk Klasik Edebiyatı)

  “ Türk  Klasik   Edebiyatı ” olarak da tanımlanan Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. Bu edebiyat, bazı kaynaklarda “ Havas Edebiyatı “, “ Yüksek Zümre Edebiyatı “, “ Saray Edebiyatı ”  “Eski Türk Edebiyatı ” gibi adlarla da anılmaktadır. Ancak belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “ Divan ” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “ Divan edebiyatı ” adıyla ifade edilmektedir.

Abdulla Oripov - Birinchi muhabbatim

Kecha oqshom falakda oy bo‘zarib botganda, Zuhro yulduz miltirab, xira xanda otganda, Ruhimda bir ma’yuslik sokinlik uyg‘otganda, Men seni esga oldim, birinchi muhabbatim, Eslab xayolga toldim, birinchi muhabbatim.

Erkin Vohidov - O'zbegim

  Tarixingdir ming asrlar Ichra pinhon, o‘zbegim, Senga tengdosh Pomiru Oqsoch Tiyonshon, o‘zbegim.

Munis Faik Ozansoy - Dilek

Yurdumda bir evlik toprak isterim Yayla olsun, yamaç olsun, düz olsun Orada bir ömür kalmak isterim Yaz, kış olsun, bahar olsun, güz olsun. Bir dam altı gece barındıracak Daldan, sazdan yapma bir çardak olsun İçinde kütükler yanan bir ocak, Yünden veya ottan bir yatak olsun. Çardağı sarmalı bir çiçek dalı, Salkım olsun, gül olsun, leylâk olsun. Yakınlarda bir de su bulunmalı Deniz olsun, göl olsun, ırmak olsun. Ekmeğim topraktan, suyum ırmaktan Katığım kâh zeytin, kâh peynir olsun Mutluluk duyayım nefes almaktan Dost güvenilir, düşman bilinir olsun. Tanrım, başka bir şey ister değilim İçimde ne bir hırs, ne bir kin olsun Yolumu beklesin, akşam sevgilim Bence güzel, ellerce çirkin olsun.

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Fuzuli - Gazel (Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar)

  Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar Kılıçlardır ki kanlar dökmek ile jeng tutmuşlar

Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

Milletin hürriyeti, dini, namusu ve şerefi, vatanın bütünlüğü, devletin bağımsızlığı  için şehid ve gazi olan kahramanlarımızın ruhları şad, Türk Milletinin  Zafer Bayramı  kutlu olsun ...

Sherzod Ortiqov - Stokgolm Oqshomlari (esse)

Mabodo hozir  Nelli Zaks hayot boʻlganida yoki men sal oldinroq tugʻilganimda undan, albatta intervyu olgan boʻlardim. Aytaylik, 1950 yilda tugʻilganimda  yoki u qazo qilmay hech boʻlmaganda yigirma birinchi asrning boshiga oʻtib qolganida bunga ulgurardim (shunday deb oʻzimga koʻp gapiraman. Bunga sabab frau [1] Nellining sheʼriyati taʼbimga mos kelib, judayam yoqqani uchun emas, balki uni yodimga olganimda yuragimni tinmay qiynaydigan bitta savolga undan javob olish uchun). Shu kunlarda bu haqida yana koʻp oʻyladim. Yuqoridagi ikkita farazni tasavvur qilib, ulardan biriga, aniqrogʻi ikkinchisiga toʻxtaldim. Yaʼni, “frau Nelli omonatini Yaratganga topshirmay, yigirma birinchi asrning boshiga oʻtganida undan qanday intervyu olardim?” degan xayol shuurimni qamrab oldi. Agar shunday boʻlganida, albatta birinchi galda Stokgolmga borish uchun rosa bir yil yemay-ichmay, yangi kiyim kiymay, dam olish uchun sihatgohlarga bormay, yoqilgʻiga pul ketmasin deb mashina haydamay gonorarla...