Ana içeriğe atla

Нуриза Өмүрбаева - Сүтак уңу

Сүт ак деп, сүттүн өңүн ажыратып, Тынымсыз сайрап бир куш безеленет. Калп айтып түбөлүктүү жубайына, Кайгысын ырга айлантып алган дешет. Сүт ак деп чын билгенин айтса дагы, Жубайы кайрылбастан кеткен экен. Чындыкка ишене албай соңку кийин, Белгисиз алыс жакка безген экен. Сүтактын муңун тыңшап аяп кетем, Сезимим ушунчалык жаралуубу? Күйүттөн кушка айланып учуп кеткен, Сүйүүсү жаш келиндин аялуубу?..

Fiyodor Mihailoviç Dostoyevski - Kumarbaz (Roman Özeti)

ESERİN ADI: Kumarbaz

YAZARI: Fiyodor Mihailoviç Dostoyevski

ÇEVİREN: Ahmet Ekeş

YAYINCI: Cem Yayınevi, 1995


KONUSU:  Bütün umudunu kumara ve yaşlı büyükannelerinden kalacak olan mirasa bağlayan bir ailenin yanında özel ders veren bir öğretmen olarak çalışan bir genç ile ailenin üvey kızı olan güzel fakat bir o kadar da kaprisli genç kız arasındaki aşkı anlatan bir roman.

ESERİN ÖZETİ:


Fransa’da yaşamakta olan bir Rus Generali ve ailesinin yanında öğretmen olarak çalışan Aleskey İvanoviç iki hafta süren bir ayrılıktan sonra, generalin yanına geri döner. Bu süre zarfında otele birkaç tanıdık sima gelmiştir. Bunlardan birisi İvanoviç’in hiç hoşlanmadığı Fransız, diğeri ise İvanoviç ile sıkı bir dostluğu olan Mister Astley’dir. Zamanla Fransız’ın otelde bulunuş sebebini anlamaya başlamıştır. General’in, Fransıza yüklü bir borcu vardır ve bu borcu da uzun süredir hasta olan Rusya’daki zengin halasından kalacak mirasla ödemeyi düşünmektedir.


İvanoviç’in General’in üvey kızı Polina’ya olan sevgisi gün geçtikçe artıyor ve ona daha çok bağlanır. Fakat Polina ona karşı tutarsız davranışlar sergililer. Kimi zaman samimi, kimi zaman da küçümser tavırlar takınır. Ayrıca Fransız ile Polina arasındaki yakınlaşma da İvanoviç’in gözünden kaçmamıştır.


Zaman zaman Plina ve İvanoviç yürüyüşe çıkar ve dertleşirler. İşte bunlardan birinde Polina’nın yine asiliği tutar ve İvanoviç’e, kendisine bağlılığını göstermesi için, şehrin hatırı sayılır kişilerinden olan Baron ve Barones’e Almanca birşeyler söylemesini emreder. Fakat onun bu sözleri Baron tarafından kaba olarak değerlendirilir. Bu olayın ardından Baron’un şikayeti üzerine General İvanoviç’I işinden atar. Fakat bu esnada beklenmedik bir olay gerçekleşir. General ve ailesinin uzun süredir ölecek diye haber beklediği Rusya’daki halaları gelmiştir.


Bu olay İvanoviç’in işine yaramıştır. Çünkü büyükanne onu seviyor ve ona çok güveniyordu. Büyükanne zengin, bir o kadar da huysuz bir kadındır. Zamanla büyükanne oradaki kumarhanelere gitmeye başlar. Tabiki yanında da bu konu hakkında daha önceden bilgisi olan vardır. İlk günlerde herşey yolundadır, fakat günler geçtikçe büyükanne kumarda kaybetmeye başlar. Sonunda büyükannenin parası tükenmiş ve Rusya’ya dönmeye karar vermiştir. Giderken yanında Polina’yı da götürmek ister ama Polina kabul etmez.


Bir gün İvanoviç odasına geldiğinde odasında Polina’yı görür. Daha önce hiç yaşanmamış bu olay karşısında İvanoviç şaşkınlığını gizleyemez. Polina İvanoviç’e, yüklü bir miktar paraya ihtiyacı olduğunu söyler. O anda İvanoviç’in aklına birşey gelmiştir: Kumar. Elindeki bütün parayla rulet oynar ve şansının yardımıyla iki yüz bin ruble kazanır. Fakat otele döndüğünde Polina’yı perişan bir halde bulur. O günden sonra Polina, Mister Astley’in yanında tedavi olmaya başlar. İvanoviç de General’in sevgilisiyle Pariste iki aylık güzel bir hayat yaşar. Daha sonra eski sefil hayatına geri döner. Günler böyle geçip giderken İvanoviç Hamburg’da Mister Astley ile karşılaşır. Bu karşılaşmanın ardından İvanoviç, Polina’nın kendisini ne kadar çok sevdiğini anlar ve yeni bir hayata başlar.

ESERİN ANAFİKRİ:


İnsanlar sürekli birbiriyle ilişkide bulunan varlıklardır ve bu ilişki içinde para önemli bir yer tutmaktadır. Ancak insanın kendi emeği ile kazanmadığı  para ona hiçbir fayda sağlamaz.

ESERDEKİ ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:


İvanoviç : Maddi açıdan fakir bir kişi olmasına rağmen kendisini geliştirmiş, bilgili ve insanları tanıyabilen, zeki bir kişi.


Polina : Herkesin dikkatini çekebilecek kadar güzel ama onlara yüz vermeyecek kadar ciddi, kendi isteklerini başkalarına kabul ettirebilecek genç bir kadın.


General : Geçmişte asker olarak görev yapmış ollmasından kaynaklanan sert yapısına rağmen insanlardan çabuk etkilenen, hayalci bir insan.


Büyükanne : Zenginliği sayesinde herkese hükmedebilen, yaşlı, huysuz fakat hırslı bir kadın.

ESER HAKKNDA ŞAHSİ GÖRÜŞÜMÜZ:


Kitap başlangıçta tasvirlerle dolu sıkıcı bir kitap gibi gelebiliyor. Fakat Dostoyevski’nin usta uslübu ile okuyucu olayları daha iyi kavrayıp, kendisini kahramanların yerine koyabiliyor. Ayrıca beklenmeyen olay kurgusu ile şaşırtıcı bir kitap olarak değerlendirilebilir.


YAZARIN HAYATI:

Rus roman, kısa hikaye ve deneme yazarı ve gazeteci Fyodor Mihailoviç Dostoyevski, çocukluğunu sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Annesinin ölümünden sonra Sankt-Peterburg'daki Mühendis Okulu'na girdi. Babasının ölüm haberini de burada aldı. Okulu başarıyla bitirdikten sonra istihkâm bölüğüne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski, ilk kitabı İnsancıklar'ı 1846 yılında yayımladı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı.

1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. 4 ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Mariya Dmitriyevna İsayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Sankt-Peterburg'a yerleşti.

Sankt-Peterburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserlerini yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de, arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde  Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 28 Ocak 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için 31 Ocak 1881 tarihinde yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasından yürüdü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi.

ESERLERİ
Romanlar:

• (1846) İnsancıklar
• (1846)  "İkiz," "Öteki"
• (1849)  Netochka Nezvanova
• (1859)  Stepançikovo Köyü
• (1861) Ezilmiş ve Aşağılanmışlar
• (1862 Ölüler Evinden Anılar
• (1864)  Yeraltından Notlar
• (1866) Suç ve Ceza
• (1867) Kumarbaz
• (1869)  Budala
• (1872)  Ecinniler
• (1875)  Delikanlı
• (1881)  Karamazov Kardeşler

Kısa Hikayeler:

• (1847) Dokuz Mektupluk Roman
• (1847) Bay Proharçin
• (1847) Ev Sahibesi
• (1848)  Polzunkov
• (1848) Bir Yufka Yürekli
• (1848) Kıskanç Koca
• (1848) Namuslu Bir Hırsız
• (1848) Bir Noel Ağacı ve Düğün
• (1848) Beyaz Geceler
• (1857) Küçük Kahraman
• (1859)  Amcanın Rüyası
• (1862) Tatsız Bir Olay
• (1865)  Timsah
• (1870) Ebedi Koca
• (1873) Bobok
• (1876) Uysal Bir Ruh
• (1876 Köylü Marey
• (1876) Mesih'in Noel ağacı Boy de
• (1877) Gülünç Bir Adamın Düşü"

Kurgusal olmayan eserler:

• Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları  (1863)
• Bir Yazarın Günlüğü  (1873–1881)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Cho'lpon - Go'zal Turkiston

Go‘zal Turkiston, senga ne bo‘ldi? Sahar vaqtida gullaring so‘ldi. Chamanlar barbod, qushlar ham faryod, Hammasi mahzun. Bo‘lmasmi dil shod? Bilmam ne uchun qushlar uchmas bog‘chalaringda?

Faruk Nafiz Çamlıbel - Sen Nerdesin?

Caddeden sokaklara doğru sesler elendi, Pencereler kapandı, kapılar sürmelendi. Bir kömür dumanıyla tütsülendi akşamlar, Gurbete düşmüşlerin başına çöktü damlar... Son yolcunun gömüldü yolda son adımları, Bekçi sert bir vuruşla kırdı kaldırımları. Mezarda ölü gibi yalnız kaldım odamda: Yanan alnım duvarda, sönen gözlerim camda, Yuvamı çiçekledim, sen bir meleksin diye, Yollarını bekledim görüneceksin diye. Senin için kandiller tutuştu kendisinden, Resmine sürme çektim kandillerin isinden. Saksıda incelendi yapraklar senin için, Söylendi gelmez diye uzaklar senin için... Saatler saatleri vurdu çelik sesiyle, Saatler son gecemin geçti cenazesiyle, Nihayet ben ağlarken toprağın yüzü güldü, Sokaklardan caddeye doğru sesler döküldü...

Divan Edebiyatı (Türk Klasik Edebiyatı)

  “ Türk  Klasik   Edebiyatı ” olarak da tanımlanan Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. Bu edebiyat, bazı kaynaklarda “ Havas Edebiyatı “, “ Yüksek Zümre Edebiyatı “, “ Saray Edebiyatı ”  “Eski Türk Edebiyatı ” gibi adlarla da anılmaktadır. Ancak belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “ Divan ” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “ Divan edebiyatı ” adıyla ifade edilmektedir.

Abdulhak Hamid Tarhan - Makber

  Eyvah!. Ne yer, ne yar kaldı, Gönlüm dolu âh-u zâr kaldı. Şimdi buradaydı gitti elden, Gitti ebede gelip ezelden.

Oğuz Atay - Özge'ye Mektup

  Sevgili Özgeciğim, Mektubunu bu sabah aldım. Bana böyle uzun ve güzel bir mektup yazdığın için teşekkür ederim; Ahmet Mithat Efendi-Hüseyin Rahmi hikâyesini de çok beğendim.

Fuzuli - Kıt'a (Kıyl u kâl)

İlm kesbiyle pâye-i rif'at Ârzû-yı muhâl imiş ancak 'Aşk imiş her ne var âlemde 'İlm bir kıyl u kâl imiş ancak

Erkin Vohidov - O'zbegim

  Tarixingdir ming asrlar Ichra pinhon, o‘zbegim, Senga tengdosh Pomiru Oqsoch Tiyonshon, o‘zbegim.

Orhan Veli Kanık - Cımbızlı Şiir

Ne atom bombası, Ne Londra Konferansı; Bir elinde cımbız, Bir elinde ayna; Umurunda mı dünya!

Gülcan Havva Eraslan - Dünyanın İşleri: Ötkir Haşimov

Türkiye’nin gündemine giren “Özbekistan Türkçe kullanma kararı aldı” manşetleri tam bir kara cehalet örneği. Niçin böyle derseniz, Özbek edebiyatının en sevdiğim yazarlarından birini size tanıtarak cevap vermek isterim. Bugün Türkiye’nin gündemine giren  “Özbekistan Türkçe kullanma kararı aldı”  manşetleri tam bir kara cehalet örneği. Niçin böyle derseniz, Özbek edebiyatının en sevdiğim yazarlarından birini size tanıtarak cevap vermek isterim. Tabi bu tanışma, Özbekistan’ın dilinin asırlardır Türkçe olduğu, Çağatay Türkçesi olarak bildiğimiz Doğu Türkçesinin Uygur Türkçesi ile beraber temsilcisi olduğunu, dil çalışmalarında da Karluk grubu Türkçesi sınıfında yer aldığını söylememize engel değil.