Ana içeriğe atla

Abdullah Azmi Bilgin* - Divan-ı Hikmet

Çağatay Türkçesi'yle hitabe tarzında yazılan dinî şiirleri içeren Dîvân-ı Hikmet, her biri büyük Türk mutasavvıfı Ahmed Yesevî'nin hikmet, nasihat ve iradelerini ihtiva eden altmış dokuz bölüme ayrılmıştır. İslamî Türk edebiyatının en eski eserlerinden biri olan Dîvân-ı Hikmet'in önemi Türk tasavvuf şiirinin ilk örneklerini içermesinden kaynaklanmakta, eserde dinin temel kuralları, Yesevîlik yolunun adap ve erkânı manzum bir şekilde anlatılmaktadır. Şiirler didaktik amaçla yazıldığı için sanat endişesi ön planda değildir. Yalın ve anlaşılır bir dil kullanılması da bu şiirlerin halk tarafından kolayca ezberlenip nesilden nesile aktarılmasında etkili olmuştur. Şiirler çoğunlukla eski Türk şiirinin devamı olarak dörtlük biçimindedir. Hecenin yanında, aruz vezniyle yazılmış olanları da vardır.


Ahmed Yesevî, tekkesine gelen ve çevresinde bulunan insanlara İslam'ın emirlerini ve yasaklarını, Hz. Peygamber'in güzel ahlakını; Yesevîliğin adap ve erkânını öğretmek gayesiyle "hikmet" adını verdiği bu manzumeleri söylemiştir. Dinî ilimleri tasavvufun hoşgörüsüyle birleştirmiş, aşk ve sevgi diliyle insanların gönlüne hitap ederek İslamiyet'in bu bölgelerde, hızla yayılmasında çok etkili olmuştur.


Türk tasavvuf edebiyatının kurucu metni olan Dîvân-ı Hikmet'teki şiirlerde en sık kullanılan kavram aşk ve muhabbettir. İnsana ve insanın eğitimine büyük önem vermiştir. İnsanın yaratılış gayesinin ne olduğu, ilahî aşkı elde etmenin gerekliliği, ilahî tecellilere mazhariyet, masivayı (Allah'tan başka her şey) terkederek cemâlullaha kavuşabilmenin önemi bu şiirlerde dile getirilen ve üzerinde ısrarla durulan konulardır. Müellif bunlardan başka Yesevî tarikatının kurucusu olarak insanları insân-ı kâmil mertebesine ulaştırmaya götürecek öğütler de vermiştir. Bu çerçevede insanlara iyi bir kul olmanın bizzat söz, hal ve fiil olarak keyfiyetini anlatmaya çalışmış, insanın bilgili, ahlaklı ve olgun hale gelebilmesi için niyet ve davranışlarını güzelleştirmeyi gaye edinmiştir.


Hikmet, insanın gücü nispetinde eşyanın ilahî hakikatlerini bilmesidir. Ahmed Yesevî, "hikmet"lerde bütün mahlukata sevgi ve merhamet gözüyle bakarak sabır ve tahammül göstermeyi, herkese insaf, nezaket ve hoşgörülü davranmayı, cömert olmayı ve başkalarına yardım etmeyi tavsiye eder. Ona göre erdemli bir müslüman başkalarına güven vermeli, tasavvuf yolunda elde ettiği manevi derecelerden dolayı benlik duygusuna kapılmamalıdır. Bütün bunlar insanın olgunlaşmasında ve güzel ahlak sahibi olmasında son derece önemli hasletlerdir.


Hikmetlerde dervişler kul hakkı yemeyen, günahtan korkan, riyadan uzak, temiz gönüllü, gözü yaşlı kişiler olarak tasvir edilir. Bir tarikat şeyhi olarak Ahmed Yesevî'nin asıl muhatabı sufiler olsa da "kibir, haset, benlik" vb. bütün insanların uzak durması gereken olumsuz davranışlar üzerinde de durmuştur. Söz ile özün uyum içinde olmasını vurgulamış, nefsin gurur ve kibrine son verip toprak gibi mütevazi olmayı, karşılaşılan sıkıntı ve musibetleri sabırla karşılamayı, insanları bağışlamayı, onlara yardımcı olmayı öğütlemiştir.


Dîvân-ı Hikmet'te kavramların yalnızca nazarî boyutu değil pratik boyutu da gözler önüne konur. Bunun için "pîr-i kâmil"in rehberliğine işaret edilir. Tasavvuf yolcusu sufinin fena sıfatlardan arınması, güzel erdemler elde ederek bunları hallerine ve davranışlarına yansıtması istenir. Dindarlık ile samimiyet birbirinden kesinlikle ayrılmaz. Güzel ahlak sahibi olmak için ise insana kesintisiz olarak şahsiyet eğitiminin verilmesi istenir.


Ahmed Yesevî'nin bizzat kendisini örnek vererek şiirlerinde eleştirdiği huy ve davranışları, sanki kendi kusuruymuş gibi söylemesi eğitim yöntemi ve süreci bakımından önemlidir. Ahmed Yesevî eğitime insanın önce kendi nefsinden başlaması gerektiğini söyler. Bu eğitim iman, ibadet ve zikirle olur, tasavvufta riyazet ya da nefis tezkiyesi adı da verilen bu eğitim modeli hem mürşit hem de dervişler için gereklidir.


Yesevî, âlim ve şeyhlerde gördüğü yanlışlıkları da eleştirerek onların iyi bir âlim ve şeyh olması için neler yapmaları gerektiğini belirtir. Ona göre toplumun huzuru için adalet son derece önemlidir. Adalet kavramı ahlakın da önündedir. İnsanlara örnek olabilecek şahsiyetler her bakımdan mükemmel olmak durumundadır. Bunların en başında Hz. Peygamber gelir. Ahmed Yesevî onu "mâna kânı" olarak över, kendisine ve insanlığa en büyük önder kabul eder.


Yesevî'nin dikkat çektiği ve üzerinde durduğu ilim, irfan, hikmet, adalet, aşk, cömertlik, samimiyet, dürüstlük gibi erdemler Dîvân-ı Hikmet'teki temel değerlerdir. Yesevî, erkek, kadın, oğlan ve kız herkese ölünceye kadar öğrenmenin farz olduğunu ancak yalnızca ilim sahibi değil irfan sahibi olmak da gerektiğini söylemektedir. Ahmed Yesevî'nin yetiştirdiği derviş ve halifeleri Türkistan coğrafyası başta olmak üzere birçok yerde topluma güzel örnekler sergileyerek insanların olgunlaşmasında etkili olmuşlardır.

Dîvân-ı Hikmet XIX. yüzyılın son çeyreğinden itibaren Kazan'da (1878, 1887, 1893, 1896, 1901, 1904), Taşkent'te (1894, 1900, 1902, 1909, 1910, 1913), Buhara'da (1907, 1908) ve İstanbul'da (1891, 1897, 1898, 1900, 1903) yayımlanmıştır. Eseri önce Hasan Şükrü Osmanlı Türkçesi'ne (İstanbul 1909), daha sonra Hayati Bice Türkiye Türkçesi'ne çevirmiş (Ankara 2016) olup bunun ekinde de (s. 118-122) müellifin Çağatay Türkçesi'nde altmış sekiz beyit içeren "Münâcâtnâme"si vardır.

-----------


*Prof. Dr. Abdullah Azmi Bilgin

1961 yılında Karaman’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden mezun odu (1982). Aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Kadı Burhâneddin Dîvânı’nın Gramer ve İndeksi” (s. 151-180) adlı teziyle yüksek lisansını (1986), “Nazmü’l-hilâfiyyât Tercümesi” adlı araştırmasıyla doktorasını (1990) tamamladı. 1995 yılında yardımcı doçent, 1998’de doçent, 2006’da profesör oldu. 

2019 yılında emekliye ayrıldı. 

Halen  Haliç Üniversitesi’nde öğretim üyesidir. 

Kitapları: Nazmü’l-Hilâfiyyât Tercümesi; Ümmî Sinan Divanı; Yunus Emre; Divân-ı Seyyid Nigârî; Enîsü’l-celîs; Gülistan; Bostan; Türk Tasavvuf Edebiyatı Makaleleri; Leyla ve Mecnun (A. Kılınç ile); İrşâdü’l-mürîd ile’l-Murâd (Fakirullah Yıldız ile).

Kaynak: Türk Maarif Andiklopedisi

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Qaçaq Nəbi

Azərbaycanın xalq qəhrəmanı Qaçaq Nəbi 1854-cü ildə Gəncə quberniyasının Zəngəzur qəzasının Aşağı Mollu kəndində (indiki Qubadlı rayonunda) anadan olub. Onun qaçaqçılıq etməsinin maraqlı tarixçəsi var.

Omon Matjon - Umr o'tar

Umr o'tar, vaqt o'tar, Xonlar o'tar, taxt o'tar, Omad o'tar, baxt o'tar, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan Sening yurishlaring, sening kulishlaring. Bahorda bog' na go'zal, Qor tushsa tog' na go'zal, Bu yoshlik chog' na go'zal, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan So'zsiz qarashlaring, holim so'rashlaring. Oy chiqar goh zaholi, Do'stlar ko'pdir vafoli, Hayot shundan safoli, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan Sokin so'zlashlaring, pinhon izlashlaring. Umr - yo'l, qayrilish ko'p, Uchrashish, ayrilish ko'p, Unutish, aytilish ko'p, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan O'sha kulishlaring, o'sha kelishlaring... 1979

Pir Sultan Abdal - Dostum

  Bin cefâlar etsen almam üstüme Gayet şirin geldi dillerin dostum Varıp yad ellere meyil verirsen Kış ola bağlana yolların dostum İlâhi onmaya yardan ayıran Bahçede bülbüller ötüyor uyan Kula gölge olsa Allah’a ayan Senden ayrılalı gülmedim dostum Pir Sultan Abdal’ım gülüm dermişler Bu şirin canıma nasıl kıymışlar İster isem dünya malın vermişler Sensiz dünya malın neylerim dostum

Abdulla Oripov - Birinchi muhabbatim

Kecha oqshom falakda oy bo‘zarib botganda, Zuhro yulduz miltirab, xira xanda otganda, Ruhimda bir ma’yuslik sokinlik uyg‘otganda, Men seni esga oldim, birinchi muhabbatim, Eslab xayolga toldim, birinchi muhabbatim.

Ordu Marşı

Ordumuz etti yemin, titredi hak-i zemin Milleti etti emin, açıldı râh-i nevin      Sancağımız şanımız, yüce Türk ünvanımız      Vatan bizim canımız, feda olsun kanımız Terk-i arâm eyledik, neşr-i meram eyledik Cehd-i ikdâm eyledik, Hakk'a kıyâm eyledik      Sancağımız şanımız, yüce Türk ünvanımız      Vatan bizim canımız, feda olsun kanımız Şanlı Türk ahfadıyız, biz vatan evlâdıyız Milletin efradıyız, hürriyet eşhadıyız      Sancağımız şanımız, yüce Türk ünvanımız      Vatan bizim canımız, feda olsun kanımız Tarihleri dolduran, dünyaya karşı duran Düşmanları yıldıran, şanlı Türk ünvanımız      Sancağımız şanımız, yüce Türk ünvanımız      Vatan bizim canımız, feda olsun kanımız

Sherzod Ortiqov - Knyaz Andrey Bolkonskiy (esse)

Bolaligimda onamning sheʼrlar daftari boʻlardi. Muqovasiga oq atirgulning rasmi yopishtirilgan. Undagi sheʼrlarni tushunmasam-da, koʻpincha daftarni qoʻlimda ushlab oʻtirardim. Sakkiz yashar bolaga unda nimalar yozilganining deyarli ahamiyati boʻlmas, men faqat varaqlardim, qiziqishim sheʼrlarni hijjalab oʻqish va har bir sheʼrga ilova qilingan suratlarni  tomosha qilish bilan cheklanardi, xolos.

Feyzi Halıcı - İstanbul Caddesi

Bu cadde İstanbul Caddesi, Aziziye minaresinde çifte ezan Nal sesleri, motor gürültüleri Arasında kaybolursunuz bazan.

Həcər Atakişiyeva - Zaur Ustac yaradıcılığında folklor motivləri və ənənə

Həcər Atakişiyeva “Yazarlar” jurnalının redaktoru və  Yaradıcılıq Komissiyasının sədri,  ədəbiyyatşünas-tənqidçi   Məqalədə yaradıcılığında folklor motivləri və milli ənənələrin bədii ifadə xüsusiyyətləri araşdırılır. Müəllifin poeziyasında xalq yaradıcılığından gələn obrazlar, atalar sözləri, deyimlər, milli-mənəvi dəyərlər və folklor elementlərinin poetik funksiyası təhlil edilir. Tədqiqat göstərir ki, Zaur Ustac folklor irsindən yalnız mövzu mənbəyi kimi deyil, həm də bədii-estetik düşüncə tərzinin əsas komponenti kimi istifadə edir.