Gavgâ-yı vahdet-i uzatan Mevlevîleriz
Pâzâr-ı kesret-i kapatan Mevlevîleriz
Devrân-ı biribirine katan Mevlevîleriz
Nâmûs u câhı çâha atan Mevlevîleriz
Dünyâ-yı dûnu hîçe satan Mevlevîleriz
Mânend-i katre bahr oluruz bir bir irkilip
Pür-cevher eyleriz gönül âyînesin silip
Dürdâne-i hakîkate gûşı sadef kılıp
Deh-rûz kâr u bârını dehrin hebâ bilip
Peygûle-i fenâda yatan Mevlevîleriz
Gerdişdeyiz felek gibi leyl ü nehârda
Bir şu’le gösterir bu hayâli fenârda
Geh pîş-i yârda döneriz gâhî dârda
Ârâmımız semâ iledir rûzgârda
Girdâb-ı bahr-ı aşka batan Mevlevîleriz
Dil dâg-ı cevr ü elem sîne çâk çâk
Gözde su cânda âteş ü bâd elde başda hâk
Varken hulâşa bin hatâr u zahm-ı hevl-nâk
Telhî-i fâka etmek için nefsimiz helâk
Han-ı vücûda zehr katan Mevlevîleriz
Gerçi dakîka-dân degiliz her ulûmda
Gâlib’le imtihân oluruz baht-ı şûmda
Yokdur nâzîrimiz hele bu merzbûmda
Biz ey Nesîb devlet-i Monlâ-yı Rûmda
Dünyâ-yı dûnu hîçe satan Mevlevîleriz
