Ana içeriğe atla

Nef'î - Gazel (Neylesin)

Âşıka ta'n etmek olmaz mübtelâdır n'eylesin Âdeme mihr ü mahabbet bir belâdır n'eylesin Gönlü dilberden kesilmezse acep mi âşıkın Gamzesiyle tâ ezelden âşinâdır n'eylesin N'ola ta'yin etse zabt-ı mülk-i hüsnü gamzeye Zülfü bir âşüfte-i ser-der-hevâdır n'eylesin Zülfüne kalsa perîşân eylemezdi dilleri Anı da tahrîk eden bâd-ı sabâdır n'eylesin N'ola olsa muztarib hâl-i dil-i uşşâkdan Sînesi âyîne-i âlem-nümâdır n'eylesin Olmasa Nef'î n'ola dil-beste zülf-i dilbere Tab'-ı şûhu dâma düşmez bir Hümâdır n'eylesin

Şeyh Galib - Terci' Bend (Terci' bend-i beyt-i şerîf-i meşhûr li-cenâb-ı hazret-i pîr)


Ey rûh-ı pâkinde ayân nûr-ı zât
Sînesi âyîne-i vech-i sıfât

Pertev-i hüsnünde nümâyân tamâm
Sırr-ı Hudâ mâ-hasal-ı kâinat

Sen urıcak vakt-ı semâ içre çarh
Hem’ine pervâne olur şeş-cihât

Hevk ile cân tâzelenir ben desem
Nutk-ı safâ-bahşına rûhul-hayât

Pertev-i envâr-ı cemâlin senin
Aşk ile verdi dü-cihâna sebât

Doldu tecelli-i Hudâdan sivâ
Hems-i mahâbbet edicek iltifat

Yandı o âteşle dil ü cânımız
Etdi cemâlin velî keşf-i simât

Âh minel-aşk ve hâlâtihî
Ahraka kalbî bi-harârâtihî
          *     *     *

Görmegi istersen eger mahşeri
Çarhda seyr eyle o meh-peykeri

Aşk ile galtîde olup mihr-veş
Salmada âlemlere nûr u feri

Etmede nüh-kubbeyi envârâ gark
Düpdüz edip bahter ü hâveri

Gûy-sıfat pey-rev olup sen dahı
Düş yola fark eyleme pâ vü seri

Def ü celâcille semâ et hemân
Alma kola bu felek-i çenberi

Tutma kulak devrine ahkâmına
Serserîdir serserîdir serserî

Ben hele gayb eylemişken kendimi
Âteş-i sevdâya düşelden beri

Âh minel-aşk ve hâlâtihî
Ahraka kalbî bî-harârâtihî
          *     *     *

Âşıka ne sevr ne server gerek
Başına bûyruklara efser gerek

Devr-i felekden nola pervâneye
Hem’i tavâf etmege bir per gerek

Yanması hâzır yolu malûm anın
Haccına ne zâd ü ne reh-ber gerek

Bu sözü ammâ ki kolay sanma sen
Aşk gibi sinede gevher gerek

Kuvvet-i bâzû bu kapıda durur
Rüstem işi ânlama Hayder gerek

Terk-i hevâ etmesi âsân degil
Avn-ı Hudâ feyz-i Peygâmber gerek

Başına gavgâ-yı kıyâmet kopup
Sînede bir mihr-i münevver gerek

Âh minel-aşk ve hâlâtihî
Ahraka kalbî bî-harârâtihî
          *     *     *

Aşk gelip mülk-i dile oldu şâh
Der ü gam ü mihnet-i kıldı sipâh

Etdi o vîrâneyi mâ’mûre zâr
Leşker-i endûha kılıp cilve-gâh

Meş’aleler yandı derûn u bîrûn
Nûr-ı tecellî tolup ol hânkâh

Arsa-i mahşer gibi oldu ıyân
Gûşe-be gûşe nice bin dâd-hâh

Sûr mu mâtem mi bilinmez yakîn
Nây u kudüm ile gelir âh âh

Hayret alıp aklımı oldum hâmuş
Dehşetim idrâk ederim gâh gâh

Sâbr ü sükûn gitdi elimden tamâm
Anlamadın aslını Bârî güvâh

Nûr-ı mücessem midir âteş midir
Yakışını söyleyemem âh âh

Âh minel-aşk ve hâlâtihî
Ahraka kalbî bî-harârâtihî
          *     *     *

Bak o mehîn zülf-i siyeh-târına
Cân geçinür dârına-ber-dârına

Gonca yeter şu’lesi pervâneye
Hak yetire bülbülü gülzârına

Çeşmi okur hışm ile ism-i Celâl
Bakışı Yâhû çeker envârına

Sırrı keşf etmek için hayretin
Kıl nâzar âyine-i rûhsârına

Bir nefes olduysa eger rû-nümâ
Cennet-i ver müjde-i didârına

Bilse eger yâr ne Cennet nedir
Kimse deIişmez bugünü yarına

Tûr gibi nûr-ı tecellî-i Râb
Sardı bu cismin der ü dîvârına

Âh minel-aşk ve hâlâtihî
Ahraka kalbî bî-harârâtihî
          *     *     *

Çeşmi ela gamzesi mestânedir
Yâ da biliş âşıka bîgânedir

Bâz-ı nigeh sayddan etmez ferâI
Cân evi halâ ki ana lânedir

Her ne kadar nâza çekerse sezâ
Bahtı yüce meşrebi şâhânedir

Söz tükenir kim diye Monlâ Celâl
Hems dahı şem’ine pervânedir

46. Hak bu ki memnûnuyum ihsânının
Âlemin ikrârı o sultânadır

Sâye-i lutfundan neler gördügüm
Ben bilirem ellere efsânedir

Gâlib eger eylese davâ-yı aşk
Kim inanır kavline dîvânedir

Âh minel-aşk ve hâlâtihî
Ahraka kalbî bî-harârâtihî
          *     *     *

Yorumlar


Site Planı
Etiketler yükleniyor...

Çok okunanlar:

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Ali Şir Nevai - Gazel (Kiçe kelgümdür dibân ol serv-i gülrû kelmedi)

  Kiçe kelgümdür dibân ol serv-i gülr ū kelmedi Közlerimga kiçe ta ñ atkunçe uykū kelmedi. Lahza lahza çıktım ü çekdim yolıda intizâr Kildi cân ağzımga yu ol şâh-ı bedhū kelmedi. Ârazıdan aydın irkende ger etti ihtiyât Rūzgârım dek hem olganda karangū kelmedi. Ul perîveş hecridin kim yığladım divânevâr Kimse barmu kim anga körgende külgū kelmedi. Közleriñdin niçe suv kelgey deb öltürmeñ meni Kim, bârı kan irdi kilgen bu kiçe sū kelmedi. Tâlib-i sâdık tapılmes, yoksa kim koydı kadem, Yolga kim evvel kadem ma'şukı ötrū kelmedi. Ey Nevâî bâde birle hürrem et könglün üyin Ne uçun kim bâde kilgen üyge kaygū kelmedi.

Cengiz Dağcı - Korkunç Yıllar (Roman Özeti)

  ESERİN ADI: Korkunç Yıllar YAZARI: Cengiz Dağcı YAYINEVİ: Ötüken Yayınları, İstanbul, 2001 1.    ESERİN KONUSU:   İkinci Dünya Savaşı esnasında Sovyetler Birliğinde yaşayan Türklerin Çektiği sıkıntılar, haksızlıklar, kullanılmaları ve vatan sevgisi. 2.    ESERİN ÖZETİ: Olaylar İtalya’da Sadık ve Cengiz’in bir akşam sohbeti esnasında doğuyor.Sadık 1930-1940’lı yıllarda Rusya’da yaşamış bir Kazak Türkü.Hayatını hatıralar adı altında bir defterde topluyor. Sadık çocukluk yıllarında köyde yaşıyor daha sonra babasının milisler tarafından tutuklanmasıyla şehre taşınıyorlar; babasının bir kaç ay sonra serbest bırakılmasıyla da Akmescit’e taşınıyorlar. Sadık durumları çok kötü olmasına rağmen babasının ısrarları üzerine okula yazılır.(1937) Ruslar 150 yıldır Türkleri yok etmek için her türlü yolu deniyorlardı.Önce camilerde ezan okunmasını yasakladılar, ardından da onları yıkmaya başladılar.

Mikayıl Müşfiq - Yenə o bağ olaydı

Yenə o bağ olaydı, yenə yığışaraq siz O bağa köçəydiniz. Biz də muradımızca fələkdən kam alaydıq, Sizə qonşu olaydıq. Yenə o bağ olaydı, səni tez-tez görəydim, Qələmə söz verəydim. Hər gün bir yeni nəğmə, hər gün bir yeni ilham, Yazaydım səhər axşam. Arzuya bax sevgilim, tellərindən incəmi? Söylə, ürəyincəmi?

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Oyhan Hasan Bıldırki - Kaçak

     Gün, daha henüz ışımamıştı. Buğulu camın gerisinden Polatlı’nın karanlığı delen ışıkları, kıpış kıpış, fakat belirsizce görünüyordu. Sabahın güzelim sessizliğini doya doya koklamak, tanyerinde sürüp giden renk dövüşünü kana kana görebilmek… Korkusuz olmak. Ne kadar güzelmiş değil mi?

Esat Mahmut Karakurt - Vahşi Bir Kız Sevdim (Roman Özeti)

Eserin Adı: Vahşi Bir Kız Sevdim Yazarı: Esat Mahmut Karakurt Yayınevi: İnkılap Ve Aka Kitabevleri   Koll.Şti. Ankara Cad. No :95 – İstanbul. Basım Yılı: 1967 ( İlk baskı   1926 ). Eserin Konusu : Balkan harbi yıllarında bir   Türk subayı ve Bulgar kızının aşkı. Eserin Ana Fikri : Gönül   ferman dinlemez. Eserin Özeti: Abdulhamid’in saltanatı sırasında Adil adında, otuz bir yaşında yakışıklı bir Türk subayı İstanbul’dan   Makedonya’ya Cisri Mustafa Paşa Tepesi’ni içine alan mıntıkada görevlendirilir. Burada başında güzel bir kızın bulunduğu Bulgar çetesinin saldırıları ile karşılaşır ve bu çetenin terör faaliyetlerine son vermek üzere görevlendirilir.

Mehmed Akif Ersoy - Küfe (Safahat'tan - 5)

Beş-on gün oldu ki, mu’tada inkıyâd ile ben Sabahleyin çıkıvermiştim evden erkenden. Bizim mahalle de İstanbul’un kenârı demek: Sokaklarında gezilmez ki yüzme bilmeyerek! Adım başında derin bir buhayre dalgalanır, Sular karardı mı, artık gelen gelir dayanır! Bir elde olmalı kandil, bir elde iskandil , Selâmetin yolu insan için bu, başka değil! Elimde bir koca değnek, onunla yoklayarak, Önüm adaysa basıp, yok, denizse atlayarak, Ayakta durmaya elbirliğiyle gayret eden, Lisân-ı hâl ile amma rükûa niyyet eden O sâlhurde , harab evlerin saçaklarına, Sığınmış öyle giderken, hemen ayaklarına Delîlimin koca bir şey takıldı...

Tarık Buğra - Küçük Ağa (Roman Özeti)

Küçük Ağa ,  Tarık Buğra ‘nın 1964 yılında yayınlanan romanıdır. Kurtuluş mücadelemizin  Akşehir'de yaşanan bölümünü konu edinir. Zamanla cepheye ve Ankara'ya dair hususlara da girilir. KONUSU: Birinci Dünya Savaşı (1914) ile birlikte Osmanlı Devleti eski gücünü, heybetini kaybetmeye başlamış, isyanlar ve işgallerle zayıf duruma düşmüştür. Romanda, bir Anadolu kasabası olan Konya ilinin bir ilçesi olan Akşehir’den yola çıkılarak, bütün zor koşullar altında millî kurtuluş mücadesi veren Kuva-yı Milliye konu edilmiştir. Olaylar Anadolu'nun küçük bir kasabasında başlar ve gelişir. ÖZET: Dünya Savaşı resmen sona ermiş olmakla birlikte, Osmanlı Devleti üzerinde yarattığı etkiler tüm gücüyle devam emektedir. Savaş sonrası birçok asker memleketlerine geri dönmüştür. Zayiatın büyüklüğü evlerine dönen erlerin çoğunun gazi oluşuyla daha da iyi anlaşılmıştır.

Halit Ziya Uşaklıgil - Mai ve Siyah (Roman Özeti)

  ESERİN ADI           :MAİ ve SİYAH ESERİN YAZARI    :HALİD ZİYA UŞAKLIGİL YAYINEVİ                 :İNKILAP VE AKA KİTABEVLERİ BASIMYILI              :1980 1.ESERİN KONUSU: Hayalleri olan bir gencin lise son sınıfta babasını kaybetmesiyle hayallerinin yıkılışı ve beraberindeki hayat mücadelesi. 2.ESERİN ÖZETİ: Ahmet Cemil,babasının ölümünden sonra,binbir güçlükle okulu bitirir ve kız kardeşini ve annesini beslemek için çalışmak zorunda kalır.Bunun için elinden fazla birşey de gelmemektedir.Çünkü yabancı dil bilmekten başka bildiği birşey yoktur.Ona kalsa,bütün çalışmalarını şiir üzerinde toplamayı;edebiyatımıza bir başka yön vermeyi ister. Ancak hayat mücadelesi onu çok genç yaşta karşılar.