Ana içeriğe atla

Sâbit - Naat-i Şerif


Hoşâ ferhunde-ahter leyle-i mümtâz ü müstesnâ
Ki 'unvân-ı berât-ı kadridür sırr-ı sûre-i İsrâ

Şafak rûy-i 'arûs-i mihre bir gül-gûn nikâb asdi
Kevâkib saçİ virdi bunca gevher-dâne-i yektâ

Nihân itdükde tôp-ı âfitâbı mühre-bâz-ı çarh
Çıkardı hokkasından sad-hezârân mihre-i beyzâ

Degül cirm-i kamer pür-cûş olup bahr-i siyâh-i şeb
Bir altun pullu mâhî taşra atdı mevce-i deryâ

Zemâne geydi nârenci kabâyı zernigâr üzre
Cevâhir tükmelerle bir çiçeklü anberîn hârâ

Yitürdi gevher-i rahşân mihri zulmet-i şebde
N'ola mumlar yakup anı ararsa hevâce-i dünyâ

Kevâkib sanma kim etrâfİna pervâneler üşdi
Yakınca şem'a-i mâh-ı münîri târem-i vâlâ

Yed-i teshîre almış kişver-i key-husrev-i rûzi
İder mûm şenliğin Efrâsiyâb-ı leyle zulmâ

Meğer kim üstine bir telli pullu pîrehen çekdi
Yakup fânûs-ı garrây meh-i fülk-i yem-i hadrâ

Temâşâ itdürür âfâka âteş-bâzlık kârın
Nücûm ol şevk ile vâfir fişekler eyledi peydâ

Meğer kim magrîbî-i dehr şakka'l-arzı şâm itdi
Ki zâhir oldı bunca şeb-çerâğ-i kevkeb-i garrâ

Seyirci çıkdı gök meydânına şâmun temâşâ
Kurınca ip resen-bâz-ı şihâb-ı âsumân-peymâ

Harîm-i bânû'-yı mühr-i nigâra hâdim-i devrân
Şafakdan çekdi pervâzî-i la'lîn-perde-i dîbâ

Taleb-kârî-i âb-ı çeşme-i hurşîd içün çıkdı
Diyâr-ı zulmete İskender-i mâh-ı sipihr-ârâ

O şebdür bir mu'anber turre-i müşk-ebruvân âfet
O şebdür bir siyeh hârâlı şûh-ı nâzenîn-sîmâ

O şeb nûr-ı siyâha vâsıl olmış sâlik-i Hakdur
N'ola sad-şevk ile 'aşıklar anı eylese ihyâ

Degül şeb bir siyeh-çerde 'Arab mahbûbıdur şâmun
Ya Leylîdür ki hüsni Kays-ı çarhı itdi pür-sevdâ

O şeb zabt itdiler târîh-i Mi'râc-ı hudâvendi
Midâd-ı müşk ile küttâb-ı dîvân-hâne-i ma'nâ

'Azîmet-hvân-ı kuds ol rûh-ı pâki eyledi da'vet
Anunçün micmer-i çarh içre yakdı 'anber-i sârâ

O şeb mevlâ cebîn-i hâkden rif'atle lutf itdi
O şeb oldı rasûlün cilve-gâhİ maksad-ı a'lâ

Hıdîv-i çâr-bâlîn-i serîr-i Ka’be Kavseynî
Şeh-i fermân-revâ-yı taht-gâh-ı mülk-i Ev Ednâ

Şeh-i tuğrâ-keş-i hükm-i şerîf-i Lî-ma’a’llâhı
Hudâvend-i bülend-ikbâl-i sâhib-i mesned-i Lev-lâ

Emîn-i Rabb-i 'izzet hâzin-i gencîne-i rahmet
Delîl-i râh-ı devlet reh-nümâ-yı cennetü'l-me'vâ

Rasûl-i kâdir-i mutlak şefîk-i akdem ü esbak
Habîb-i Hazret-i Hakk mahrem-i esrâr-ı Mâ-evhâ

İmâm-ı sâhib-i kevser hatîb-i lâ-mekân minber
Emân-ı dehşet-i mahşer-zimâm-ı rahmet-i Mevlâ

Meh-i çarh-ı letâfet mühr-i hurşîd-i efser-i behcet
Şeh-i mülk-i kanâ'at şehr-i yâr-i Kenzü lâ-yefnâ

Muhammed Mustafâ Ahmed rasûl-i efdal ü emced
Şeh-i Levlâk-mesned tâcdâr-i efser-i Tâhâ

O şehenşâh-ı fermân-rây-ı evreng-i nübüvvet kim
Nigîn-i hükminün altındadur dünyâ vemâ fîhâ

O mihr-i maşrık-ı evc-i nübüvvet dogdugı sâ’at
Mecûsin nâr-ı cehlin âb-ı tîğı eyledi itfâ

Söyündürdi ocağın zümre-i âteş-perestânun
Olup gül öksüzi düşdi revâk-ı devlet-i Kisrâ

Cemî’an millet-i küfr ü Nasârânun büti sındı
Dü-nîm oldı meger mikrâz-ı lâdan rişte-i Uzzâ

Cin oldı vesveseyle başına şeytanlar üşdi
O şeb İblîsden ayyûka çıkdı âh u vâveylâ

Safa-yı meşrebin gördükde ol ser-çeşme-i nûrun
Hicâbından zemîne geçdi Sava oldı nâ-peydâ

Semâda âb-ı rûy-i şavkına âzâd olup çıkdı
Ki bin yıl çekdi habs-i teng-nâ-yı sîne-i gabrâ

Hudâvendâ şefî’u’l-müznibînâ merhamet eyle
Siyeh-rû bir kulundur Sabit-i âşüfte vü şeydâ
--------

Hezec: Mefâîlün / mefâîlün / mefâîlün / mefâîlün

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Qaçaq Nəbi

Azərbaycanın xalq qəhrəmanı Qaçaq Nəbi 1854-cü ildə Gəncə quberniyasının Zəngəzur qəzasının Aşağı Mollu kəndində (indiki Qubadlı rayonunda) anadan olub. Onun qaçaqçılıq etməsinin maraqlı tarixçəsi var.

Divan Edebiyatı (Türk Klasik Edebiyatı)

  “ Türk  Klasik   Edebiyatı ” olarak da tanımlanan Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. Bu edebiyat, bazı kaynaklarda “ Havas Edebiyatı “, “ Yüksek Zümre Edebiyatı “, “ Saray Edebiyatı ”  “Eski Türk Edebiyatı ” gibi adlarla da anılmaktadır. Ancak belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “ Divan ” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “ Divan edebiyatı ” adıyla ifade edilmektedir.

Abdulla Oripov - Birinchi muhabbatim

Kecha oqshom falakda oy bo‘zarib botganda, Zuhro yulduz miltirab, xira xanda otganda, Ruhimda bir ma’yuslik sokinlik uyg‘otganda, Men seni esga oldim, birinchi muhabbatim, Eslab xayolga toldim, birinchi muhabbatim.

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Erkin Vohidov - O'zbegim

  Tarixingdir ming asrlar Ichra pinhon, o‘zbegim, Senga tengdosh Pomiru Oqsoch Tiyonshon, o‘zbegim.

Munis Faik Ozansoy - Dilek

Yurdumda bir evlik toprak isterim Yayla olsun, yamaç olsun, düz olsun Orada bir ömür kalmak isterim Yaz, kış olsun, bahar olsun, güz olsun. Bir dam altı gece barındıracak Daldan, sazdan yapma bir çardak olsun İçinde kütükler yanan bir ocak, Yünden veya ottan bir yatak olsun. Çardağı sarmalı bir çiçek dalı, Salkım olsun, gül olsun, leylâk olsun. Yakınlarda bir de su bulunmalı Deniz olsun, göl olsun, ırmak olsun. Ekmeğim topraktan, suyum ırmaktan Katığım kâh zeytin, kâh peynir olsun Mutluluk duyayım nefes almaktan Dost güvenilir, düşman bilinir olsun. Tanrım, başka bir şey ister değilim İçimde ne bir hırs, ne bir kin olsun Yolumu beklesin, akşam sevgilim Bence güzel, ellerce çirkin olsun.

Yetik Ozan - Atmaca Uçurumu

Sarı Uygurların ardından Orda, Kansu'daki o yalçın yarda Bir aylak atmaca döner bunalır, Yorulup diplere doğru ağar da İnsan kokusuna konar bunalır. Bir sarı karanlık bastı basacak, Humma gibi sinsi, soluksuz, sıcak Yılan deliğine gizlenen bıçak Son diri ışıkta yanar bunalır. Bir dilsiz gece tek tanığı günün, Bakır yüreklerde paslanan kinin, Kanlı gerçeğini örtünce Çin'in Afyonlu düşüne iner, bunalır. O düşte bir yıldız azar, açılır, Beş ucundan kızıl hışım saçılır, Yeryüzü bir haşhaş kadar küçülür, Çizildikçe pınar pınar bunalır. İnsanlığa yumak çapaklı gözler Kara fenerlerle şeytanı izler, Ölüm bayramınca maskeli yüzler Çirkin gülüşlerde donar, bunalır. Kötürüm dağlara çarpan kör yollar, Sessizlik içinde boğulan göller, Uçurum başında titreyen güller O sonsuz düşüşü anar, bunalır. Gerçek bu, sanmayın bir Çin masalı, Beyaz güvercinler ürkek, tasalı, Atmaca ağzında bir defne dalı Kırılmış yerinden kanar, bunalır.

Fuzuli - Gazel (Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar)

  Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar Kılıçlardır ki kanlar dökmek ile jeng tutmuşlar

Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

Milletin hürriyeti, dini, namusu ve şerefi, vatanın bütünlüğü, devletin bağımsızlığı  için şehid ve gazi olan kahramanlarımızın ruhları şad, Türk Milletinin  Zafer Bayramı  kutlu olsun ...