Ana içeriğe atla

Muharrem Ergin


Bugün Gürcistan sınırları içinde kalan Ahıska vilâyetinin Ahılkelek kazasına bağlı Gögye köyünde doğdu. Babası Haydar Bey, annesi Name Hanım’dır. Kemaloğulları diye bilinen aile Azerbaycan coğrafyasında yerleşik bulunan ve Terekeme diye de anılan Karapapak Türkleri’ndendir. Ailesi 1925’te Türkiye’ye göçmek zorunda kaldı. Çocukluğu yerleştirildikleri Muş’un Bulanık ilçesinde geçti. İlkokulu burada, ortaokulu Muş’ta okudu. Lise öğrenimini Balıkesir Lisesi’nde parasız yatılı olarak tamamladı. Bu yıllarda Hüseyin Nihal Atsız’ın kardeşi Nejdet Sançar edebiyat hocası oldu. Bu tanışma Ergin’in fikrî ve meslekî hayatının şekillenmesinde önemli rol oynadı. 1942’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne kaydoldu. Reşit Rahmeti Arat, Ahmet Caferoğlu, İsmail Hikmet Ertaylan, Ali Nihad Tarlan, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi hocalardan okudu. 1947’de yüksek tahsilini bitirdikten sonra bir süre Boğaziçi Lisesi’nde öğretmenlik yaptı. 1950’de mezun olduğu bölüme asistan alındı. R. Rahmeti Arat’ın danışmanlığında hazırladığı Dede Korkut Kitabı’nın karşılaştırmalı metniyle 1954’te doktor, yine Dede Korkut Kitabı’nın gramer ve sözlüğüyle 1962’de doçent oldu. 1964’te hocası Arat’ın ölümü üzerine tayin edildiği Eski Türk Dili Kürsüsü’nün başkanlığını 1990 yılında emekliye ayrılıncaya kadar sürdürdü. 1971’de profesörlüğe yükselen Ergin 1986-1990 yılları arasında Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm başkanlığı yaptı. Parkinson hastalığına yakalanınca Haseki Hastahanesi’nde bir müddet tedavi gördü. Son günlerinde zatürreye yakalandı ve 6 Ocak 1995 Cuma günü vefat etti. 9 Ocak Pazartesi günü Beyazıt Camii’nde kılınan cenaze namazından sonra Hasdal Mezarlığı’na defnedildi.

İstanbul Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü tarafından düzenlenen Millî ve Milletlerarası Türkoloji kongrelerinin uzun yıllar genel koordinatörlüğünü yürüten Ergin bu etkinlikte devlet kurumları ile ortak çalışmış, kongrelerin dünya çapında tanınmasını sağlamıştır. 1000 Temel Eser serisinin başlatılıp sürdürülmesinde de hükümet nezdinde etkili olmuştur. Ayrıca Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü’nün kurucu üyelerindendir. Türk Mûsikisi Devlet Konservatuvarı’nın kuruluşunda da  rol almış, Konservatuvar Yönetim Kurulu’nda bulunmuştur. Ses tonu, vurgulaması ve kendine özgü üslûbuyla iyi bir hatip ve iyi bir hocaydı. Öğrencilerine ve dinleyicilere Türkçe’nin gizli kalmış güzelliklerini hissettirir ve yaşatırdı.

Muharrem Ergin’in Türkiye’nin Bugünkü Meseleleri, “Tarih Işığında Türk Rus Münasebetleri” (Sovyet Emperyalizmi Balkanlar ve Türkiye, İstanbul 1974), Türkiye’yi Bu Güne Getiren Tarihi Seyir  gibi eserleri onun Türkiye ve Türkiye dışındaki Türkler’le yakından ilgilendiğini göstermektedir. Bu eserlerde Türk tarihinin Orta, Kuzey ve Güney Asya’da geliştiğini söyleyerek Türklüğe yöneltilen tehdit ve tehlikelere işaret etmiş, varlık ve beka davasının Türkiye’nin birinci meselesi olduğunu vurgulamış, siyasî huzur, iktisadî kalkınma ve millî eğitim gibi konulara dikkat çekmiştir. Millî Eğitim’de istenilen düzeyde bir öğrenim verilemediğinden aklın ve ilmin hâkimiyetinin kurulamadığını, eğitimde yalnızca bilgiyi ön plana almanın doğru olmadığını, şahsiyetli bireylerin yetişmesi için çareler aranması gerektiğini belirtmiştir. Eserlerinde millî şuur ve millî kültür üzerinde önemle duran Ergin millî kültürün topluma ve bireye aslî değerler kazandıracağını söylemiştir.

Siyasal ve kültürel yazıları Orhun, Altın Işık, Azerbaycan Yurt Bilgisi, Türk Dili, Türk Kültürü, Türk Edebiyatı, Kubbealtı Akademi Mecmuası gibi dergilerde ve Orta Doğu, Tercüman, Türkiye gazetelerinde yayımlanmış, 1974-1975 yıllarında Orta Doğu gazetesinde çıkan yazıları Milliyetçiler Korkmayınız Birleşiniz adıyla bir araya getirilmiştir. Akademik çalışmaları dolayısıyla Türkiye Millî Kültür Vakfı, Aydınlar Ocağı ve Milletlerarası Türkoloji Kongresi gibi kuruluşlar, Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, Modern Türklük Araştırmaları Dergisi gibi dergiler onun için armağan ve hâtıra sayıları yayımlamıştır.

Eserleri. 1. Türk Dil Bilgisi. Türkiye üniversitelerinde temel Türkçe dil bilgisi kitabı olarak uzun yıllar okutulan eser halen önemini korumaktadır. Ayrıca eğitim enstitüleri, yüksek okullar ve temel bilimler fakülteleri için hazırlanarak aynı adla basılmıştır.

2. Türk Dili (Millî Eğitim Bakanlığı tarafından liseler için ders kitabı olarak, İstanbul 1976, 1977).

3. Türk Dili (yaygın yüksek öğretim kurumu için, Ankara 1977, Mehmet Kaplan ve Faruk K. Timurtaş ile birlikte).


4. Üniversiteler İçin Türk Dili. Türk dili derslerinin üniversitelerde zorunlu hale gelmesi üzerine hazırlanmış ve basit, sade bir anlatımla yazılmıştır.


5. Osmanlıca Dersleri.

6. Orhun Âbideleri (İstanbul 1970). İlk baskısı 1000 Temel Eser serisinden yayımlanan kitapta Köl (Kül) Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk yazıtlarının metinleri günümüz Türkçe’sine çevirileri ve tıpkıbasımları ile yer alır.

7. Türklerin Soy Kütüğü (İstanbul 1974). Tercüman 1001 Temel Eser serisinden yayımlanan bu kitapta Ebülgazi Bahadır Han’a ait Şecere-i Terâkime adlı eserin A. N. Kononov’un neşri esas alınarak tercümesi yapılmış ve tıpkıbasımı verilmiştir.

8. Kadı Burhaneddin Divanı (İstanbul 1980). XIV. yüzyıl divan şairlerinden Kadı Burhâneddin’in tek nüsha halindeki divanının ilk transkripsiyonlu neşridir.

9. Azeri Türkçesi (İstanbul 1971, 1981, 1986). Tebrizli şair Şehriyâr’ın “Heyder Babaya Selâm” adlı iki şiiri esas alınarak diğer Âzerî şairlerinden de seçmeler yapılmış, şiirlerdeki Âzerî Türkçesi dil özellikleri belirtilmiş, şiirlerin Türkiye Türkçesi’ne kelime kelime çevirisi yapılmıştır.

10. Dede Korkut Kitabı (I, Giriş-Metin-Faksimile, Ankara 1958; II, İndeks-Gramer, Ankara 1963). Eserin metin ve sözlük kısmı ayrıca yayımlanmış (Ankara 1964; İstanbul 1986), Türkiye Türkçesi’ne aktarılarak 1000 Temel Eser serisinin birinci kitabı olarak neşredilmiştir. 


Muharrem Ergin, Orhan Şaik Gökyay’ın bu eseri hakkında Şeyhi'nin "Harname" eserinden ilham alarak yazdığı ve "Dûçent-nâme" adını verdiği eleştiriye (İstanbul 1964) Orhan Şaik’e Cevap adlı iki kitapçıkla cevap vermiştir.

11. Oğuz Kağan Destanı.

Muharrem Ergin ayrıca, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü tarafından hazırlanan Türk Dünyası El Kitabı’nın  yazı kurulunda görev yapmıştır.

Prof. Dr. Muharrem Ergin’in bu eserlere ilave olarak ilmî dergilerde yayımlanmış çok sayıda  makalesi vardır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Qaçaq Nəbi

Azərbaycanın xalq qəhrəmanı Qaçaq Nəbi 1854-cü ildə Gəncə quberniyasının Zəngəzur qəzasının Aşağı Mollu kəndində (indiki Qubadlı rayonunda) anadan olub. Onun qaçaqçılıq etməsinin maraqlı tarixçəsi var.

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Divan Edebiyatı (Türk Klasik Edebiyatı)

  “ Türk  Klasik   Edebiyatı ” olarak da tanımlanan Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. Bu edebiyat, bazı kaynaklarda “ Havas Edebiyatı “, “ Yüksek Zümre Edebiyatı “, “ Saray Edebiyatı ”  “Eski Türk Edebiyatı ” gibi adlarla da anılmaktadır. Ancak belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “ Divan ” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “ Divan edebiyatı ” adıyla ifade edilmektedir.

Abdulla Oripov - Birinchi muhabbatim

Kecha oqshom falakda oy bo‘zarib botganda, Zuhro yulduz miltirab, xira xanda otganda, Ruhimda bir ma’yuslik sokinlik uyg‘otganda, Men seni esga oldim, birinchi muhabbatim, Eslab xayolga toldim, birinchi muhabbatim.

Pir Sultan Abdal - Dostum

  Bin cefâlar etsen almam üstüme Gayet şirin geldi dillerin dostum Varıp yad ellere meyil verirsen Kış ola bağlana yolların dostum İlâhi onmaya yardan ayıran Bahçede bülbüller ötüyor uyan Kula gölge olsa Allah’a ayan Senden ayrılalı gülmedim dostum Pir Sultan Abdal’ım gülüm dermişler Bu şirin canıma nasıl kıymışlar İster isem dünya malın vermişler Sensiz dünya malın neylerim dostum

Erkin Vohidov - O'zbegim

  Tarixingdir ming asrlar Ichra pinhon, o‘zbegim, Senga tengdosh Pomiru Oqsoch Tiyonshon, o‘zbegim.

Munis Faik Ozansoy - Dilek

Yurdumda bir evlik toprak isterim Yayla olsun, yamaç olsun, düz olsun Orada bir ömür kalmak isterim Yaz, kış olsun, bahar olsun, güz olsun. Bir dam altı gece barındıracak Daldan, sazdan yapma bir çardak olsun İçinde kütükler yanan bir ocak, Yünden veya ottan bir yatak olsun. Çardağı sarmalı bir çiçek dalı, Salkım olsun, gül olsun, leylâk olsun. Yakınlarda bir de su bulunmalı Deniz olsun, göl olsun, ırmak olsun. Ekmeğim topraktan, suyum ırmaktan Katığım kâh zeytin, kâh peynir olsun Mutluluk duyayım nefes almaktan Dost güvenilir, düşman bilinir olsun. Tanrım, başka bir şey ister değilim İçimde ne bir hırs, ne bir kin olsun Yolumu beklesin, akşam sevgilim Bence güzel, ellerce çirkin olsun.

Ozan Arif - Açılım

  Dinle beni ey millet... Dinle beni ahali... Bu "açılım" ne iştir, nedir bunun meali? Ne olacak bunlarla memleketin bu hali?      Habur'da gördünüz bak, çizgiden kaydı bunlar,      İhanetin adını açılım koydu bunlar... Herkes merak ederken "açılım" neyin nesi, Önce adı "Kürt" dendi, sonra da "demokrasi" Ve hatta "milli birlik", "kardeşlik" projesi!..       Kavramların içini boşaltıp soydu bunlar,       İhanetin adını açılım koydu bunlar... Millet yetki verecek, sırtına giyeceksin, Milleti ayrıştırıp her haltı yiyeceksin, Sonra bunun adına kardeşlik diyeceksin!       Hep işleri takiyye!.. Önce de buydu bunlar,       İhanetin adını açılım koydu bunlar... Hele bak bak, lafa bak; "kardeşlik projesi!.." Yahu bu, "eş başkan"ın bir eşlik projesi! Bu var ya bu, bu tam bir kalleşlik projesi...       Böyle süslü laflarla milleti baydı bunlar,       İhanetin adını açılım ko...

Yetik Ozan - Atmaca Uçurumu

Sarı Uygurların ardından Orda, Kansu'daki o yalçın yarda Bir aylak atmaca döner bunalır, Yorulup diplere doğru ağar da İnsan kokusuna konar bunalır. Bir sarı karanlık bastı basacak, Humma gibi sinsi, soluksuz, sıcak Yılan deliğine gizlenen bıçak Son diri ışıkta yanar bunalır. Bir dilsiz gece tek tanığı günün, Bakır yüreklerde paslanan kinin, Kanlı gerçeğini örtünce Çin'in Afyonlu düşüne iner, bunalır. O düşte bir yıldız azar, açılır, Beş ucundan kızıl hışım saçılır, Yeryüzü bir haşhaş kadar küçülür, Çizildikçe pınar pınar bunalır. İnsanlığa yumak çapaklı gözler Kara fenerlerle şeytanı izler, Ölüm bayramınca maskeli yüzler Çirkin gülüşlerde donar, bunalır. Kötürüm dağlara çarpan kör yollar, Sessizlik içinde boğulan göller, Uçurum başında titreyen güller O sonsuz düşüşü anar, bunalır. Gerçek bu, sanmayın bir Çin masalı, Beyaz güvercinler ürkek, tasalı, Atmaca ağzında bir defne dalı Kırılmış yerinden kanar, bunalır.