Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Həcər Atakişiyeva - Zaur Ustac Yaradıcılığinda Ailə Və Ailə Dəyərlərinin Bədii Təsviri

Həcər Atakişiyeva “Yazarlar” jurnalının redaktoru və  Yaradıcılıq Komissiyasının sədri,  ədəbiyyatşünas-tənqidçi  Xülasə Azərbaycan ədəbiyyatında ailə anlayışı insanın mənəvi dünyasının, milli-mədəni kimliyinin və sosial münasibətlər sisteminin formalaşmasında mühüm rol oynayan əsas anlayışlardan biri kimi çıxış edir. Ailə yalnız qohumluq münasibətlərinin məcmusu deyil, həm də milli-mənəvi dəyərlərin nəsildən-nəslə ötürüldüyü, insanın xarakterinin və dünyagörüşünün formalaşdığı mənəvi mühitdir. Müasir Azərbaycan poeziyasında ailə və ailə dəyərləri müxtəlif poetik istiqamətlərdə öz bədii ifadəsini tapır. Zaur Ustac yaradıcılığında da ailə, doğmalıq, valideyn-övlad münasibətləri, ana sevgisi, mənəvi borc, sədaqət, qayğı və tərbiyə kimi anlayışlar bir-biri ilə əlaqəli şəkildə təqdim olunur. Şairin poetik dünyasında ailə fərdin mənəvi dayağı olmaqla yanaşı, milli-mənəvi dəyərlərin qorunub gələcək nəsillərə çatdırıldığı əsas məkan kimi səciyyələnir. Məqalədə Zaur Ustac yarad...

Abdurrahim Karakoç - Dosta Doğru

İçimde uzayan her yol Çıkar gider dosta doğru Menekşe, nergis, ıtır, gül Kokar gider dosta doğru Zamanım yoğrulur gamla Birleşir sabah akşamla Ilık kanım damla damla Akar gider dosta doğru Gel bende gör, sen gel beni Durduramaz engel beni Görmediğim bir el beni Çeker gider dosta doğru Beynim fırın, bağrım tandır Yanarım hayli zamandır Sevgim bir yavru ceylandır Çeker gider dosta doğru Ne saklarım ne gizlerim Yalnızca onu özlerim Tabutta bile gozlerim Bakar gider dosta doğru

Faruk Nafiz Çamlıbel - Sen Nerdesin?

Caddeden sokaklara doğru sesler elendi, Pencereler kapandı, kapılar sürmelendi. Bir kömür dumanıyla tütsülendi akşamlar, Gurbete düşmüşlerin başına çöktü damlar... Son yolcunun gömüldü yolda son adımları, Bekçi sert bir vuruşla kırdı kaldırımları. Mezarda ölü gibi yalnız kaldım odamda: Yanan alnım duvarda, sönen gözlerim camda, Yuvamı çiçekledim, sen bir meleksin diye, Yollarını bekledim görüneceksin diye. Senin için kandiller tutuştu kendisinden, Resmine sürme çektim kandillerin isinden. Saksıda incelendi yapraklar senin için, Söylendi gelmez diye uzaklar senin için... Saatler saatleri vurdu çelik sesiyle, Saatler son gecemin geçti cenazesiyle, Nihayet ben ağlarken toprağın yüzü güldü, Sokaklardan caddeye doğru sesler döküldü...

Turg'un Fayziyev - Zebunniso begim

Zahiriddin Muhammad Bobur podshohning pannevarasi Abu Zafar Muhiyiddin Muhammad Avrangzeb (taxtbezagi) Olamgirning qizi. Uning onasi Dilrasbonu Shohnavozxonning qizi bo’lib, Boburning Gulbadan begim ismli qiziga borib tutashadi. Zebunniso begim (1048 hijriy yil shavvol oyi) 1639 yil milodiy, fevral oyida Dehlida tug’ilgan. Uning otasi Avrangzeb (1618—1707) yoshligidanoq dindorligi bilan nom chiqargan edi. U riyokorlik bilan «umrimni ibodatda o’tkazmoq uchun Makkaga borib, bu dunyo ishlaridan qo’l yuvaman», deb yurar va oddiy xalqqa o’zini avliyo qilib ko’rsatardi. U otasi Shoh Jahon (shahzoda Xurram) qo’l ostidagi Dekan viloyatining hokimi edi. Ammo Shoh Jahonga qarshi bir necha marta isyonlar ko’taradi. Nihoyat, 1657 yilda, otasi Shoh Jahonning kasalligidan foydalanib, katta akasi Doro Shukuhni hokimiyatdan azl qilmoq uchun kichik akasi Shoh Shujo’ va ukasi Murod Baxshlar bilan ittifoq tuzadi. 1658 yilda akasi Doro Shukuhni  asirga olgach, otasi Shoh Jahonni ham taxtdan tushirib, ...

Ömer Lütfi Mete - Veda Sahneleri

Anam tatlı açmıyor artık İşi yok Aşı yok Ne su taşır Ne çamaşır Ne bulaşık, ne sökük, ne yırtık Gece gün Büsbütün Susması tunç Sözü korkunç Anamın secdesi gözle şimdi Namazı Niyazı Yüreğinde Yürek zinde Anamın teninde sır belirdi Ocakta Bucakta Casus gezer Anam kanser Anamın alnında akşam ter ter feyizden Anam bir gaybın sırdaşı Anamın dilcağızı da sessiz sessizden Benim anam sabır taşı Bir soğuk güneş renk alır uçuk benizden Sualdir anamın kaşı Sorar hala mutfaktan Hala evlat telaşı Alır karanlığı gökler hanemizden Hanemiz deryaya karşı Köpük köpük saflar yürür Karadeniz'den Bu bir tevekkül savaşı Bir gam eser şimdi yamaçlardan aşağı Yola düşer lambalar Yolların zar zar ağlayışı bu kırağı İz bırakır arabalar Çözülüp savrulur bacaların sac bağı Daha gür yanar sobalar Taşıyor her biri bir değişik merağı Efkar yüklenmiş babalar Çekerler haneden artık eli ayağı Uzak yakın akrabalar Anam pişirmemiş buzdur bu aşın yağı Kaşıkta donar çorbalar Göz bebeklerim genişler Durup durup Toz altın...

Rıfat Ilgaz - Bizim Kasabamız

Ortasındayız memleketin, Uzak değiliz Ankara'dan Yakınız yakın olmasına; Gelen olmaz, Halimizi gören olmaz. Asfaltmış yolları boydan boya, Lambalar yanarmış dizi dizi. Büyük laflar eden Büyük adamları varmış. Dayalı döşeli apartmanlarında Seçme insanlar yaşarmış, Yasarmış yaşamasına. Ama sokaklarında bizim kasabanın İdare lambası yanmaz, Göz gözü görmez, tozdan dumandan Oysa ki belediyemiz vardır Kavga dövüş seçtiğimiz Belediyesinde meclisimiz vardır, Vardır var olmasına. Kerpiçtir evlerimiz, Yatarız ahir sekisinde Bir yanımızda karımız, çocuğumuz Bir yanımızda çiftimiz, çubuğumuz Tezek yakarız odun yerine; Saç üstüne saman yakarız, Gaz yerine. Düğün olur, dernek olur, Kazım'ın gırnatasında aynı hava: "Ankara'nın taşına bak" ... Bir toprağımız vardır bize dost İki ağız buğday verir, Ama ne buğday Ambarlar almaz, gömeriz. Yıl olur tohumluk kalmaz elimizde, Tarla gider tapu gider. Uğraş didin altımızda hasır yok, Sen gel de işin ç...

Bahattin Karakoç - Bir Sevgi Oylumu Mor Menekşe

Sevgi olmasa, Üşürdüm kuyularda ey dost! Karanlığın rüzgârı dalgalandıkça, Sevgidir çoğaltan soyumuzu; Sevgiliyi andıkça. Şiir olmasa, Olur muydum sanki şimdi ben? Geçmişin ve geleceğin dilidir şiir. Ne zaman yakalasa beni içimden, Nadide çiçeklerden bir iksir. Umut olmasa, Yürekte ne ışıyacaktı kandil kandil? O umutlar ki her zaman bir kutlu asa, Yeşertir en çorak gönül topraklarını Çil çil! ... Düş olmasa, Tükenir miydi hiç penceresiz geceler? Can kendini vururdu yokuşa, Kilitli kapılar gibi Birbirine kilitlenirdi bilmeceler. Hülyâ olmasa, Ruh nasıl hicret ederdi tâ yıldızlara? Şiir, düş, umut ve hülyâ Bir sevgi oylumu mor menekşe; Selâm kaleme, kâğıda. Sabır olmasa, Nasıl yumuşatacaktık ayrılığın kemiklerini? Hayatlarımızla bağlı olmasak toprağa, Ezgilere karıştırıp kimyasını Böylesine koklayabilir miydik çiçeklerini? Hasat vaktidir şimdi, Şiirin en güzel sabahı, Sevginin ak topuklarını yüreğe vurduğu an, Ne ışık, ne rüzgâr, ne de sular uyuyabilir artık; Dipdiri bir medeniyettir kan...

Mehmet Nalbant - Sermayesi Kul Hakkı

Sermayesi kul hakkı rengi yeşile çalar Yeter ki çıkar görsün çekinmez ayak yalar Takiyyede birinci abdestsiz namaz kılar Gör kimlerin hakkıyla plazalar dikmekte Tohumu zaten bozuk her gün haram ekmekte Canı çıkarsa ancak kötü huyunu tekler Sömürdükçe sömürür zil çalıyor etekler Kılıfına uydurur servete servet ekler Üstüne hiç bulunmaz sağlam dişi sökmekte Tohumu zaten bozuk hergün haram ekmekte Dini imanı para eşkiyadan da beter Menfaati var ise anında orda biter Uygun bedel bulursa haysiyeti de satar Sözde hayırsever ya yandaşlara dökmekte Tohumu zaten bozuk hergün haram ekmekte El atı elin kuşu içinde emeği yok Düzenini tutturmuş emrinde adamı çok Yalnız paraya açtır işkembesi dolu tok Helal nasip olmamış gözü haram ekmekte Tohumu zaten bozuk hergün haram ekmekte Alım ayında doğmuş vermek zulüm geliyor Bunlara mal verenler kuzu gibi meliyor Legal soygun ne ise yöntemini biliyor Umurunda mı mağdur o keyfine bakmakta Tohumu zaten bozuk her gün haram ekmekte Bu aşikar soyguna bir dur di...

Mikayıl Müşfiq - Sənin gülüşlərin

Qarşımda nazlanıb yenə gülürsən, Bilsən gülüşlərin nəyə bənzəyir? Mən desəm artıqdır, özün bilirsən, Lalə yarmağında şehə bənzəyir.

Behram Altunal - Cambaz

Diyarbakır’da saf Kürt, Artvin’de lazdır bunlar, Her boyayla boyanır, fena cambazdır bunlar. Din iman maskesiyle, haramla beslenirler, İnsanlıktan bîhaber, çünkü yobazdır bunlar…

Edebi San'atlar

  1. TEŞBİH : Aralarında ortak özellik bulunan iki kavramdan nitelik yönünden zayıf olanın güçlüye benzetilerek belirgin hale getirilmesidir.  Tam bir benzetmede dört öğe bulunur.  a-Benzeyen:Bir birine benzetilen kavramlardan nitelikçe güçsüz olanıdır.  b-Kendisine Benzetilen:Benzetilen kavramlardan nitelikçe güçlü olanıdır.  c-Benzetme Yönü:Benzeyenle benzetilen arasındaki ortak özelliktir.  d-Benzetme Edatı: Benzetmeyle benzetilen arasında ilişkiyi kuran edattır. (Gibi,kadar,sanki vb.)  

Şeyh Galib - Gazel (Mâye-i renc ü hasâretle gınâ geldi bana)

Mâye-i renc ü hasâretle gınâ geldi bana Himdi kâlâ-yı inâyetden abâ geldi bana Hevk-i tecrîd ile pûşîde ten-i zâ’f olalı Nefes-i Îs-i cân-bahş kabâ geldi geldi bana Gülşen-efrûz olıcak şu’le-i âh-ı bülbül Reng-i gül revgan-ı kandîl-i fenâ geldi bana Hüsnünün nakş-ı ber-âb olduIun anla cânâ Levh-i rûyumda deme hatt-ı bekâ geldi bana Beste-i hâb-ı şeb-i hayret iken sagar-ı mey Meş’al-i kâfile-i râh-ı Hudâ geldi bana Gonce-i kâm dili oldu güşâde dem-sâz Merhâba bâdiye-i peyk-i sabâ geldi bana Gam-ı dûşîne ise tuhfe-i subh-ı ümmîd Bâde-i köhne vü yaran-ı safâ geldi bana Ney veş esrâr-ı mahabbetden urursam nola dem NaIme-i hüsnü edâ bâd-ı hevâ geldi bana Zevk-i vahdet ile Gâlib gidicek kendiden Aks-i âyîne gibi rû-bekâfa geldi bana

Mustafa Tatçı - Emekliye Gazel

Bir çay koyup ocağa, demlen birlikte çayla Zikri dola diline geçirme vakti vayla Ört gördüğünü görme, hoş gör sesin çıkmasın Olayları ayna bil, hemen nefsini payla Aşk bir küheylan attır, bin nefsin düldülüne Zira arşa çıkılmaz ne eşekle ne tayla Önce bir bakırcı bul, dövsün de şekil versin Sonra bir kalaycı bul parlat kalbi kalayla Bir kamil halkasında Hay de ölünü dirilt Yazık etme ömrünü dünyada huy u hayla Bir çay koyup ocağa, demlen birlikte çayla Dost ile muhabbet et geçirme vakti vayla

Oyhan Hasan Bıldırki - Gökyüzünü Kim Boyadı Maviye?

Şiire tutkun bir gülün sahibiyim, Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim. Dudağımda yeni sevda türküleri; Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim. Dışarda yemyeşil bir ilkbahar günü, Dalda cıvıl cıvıl kuşların düğünü. Böyle bir günde kim ister öldüğünü? Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim. Güneş parladıkça, gümüş ay da doğar Şarkılarda hep öne geçer yıldızlar. Bize de geçit olur bir gün mor dağlar; Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim. Yüreğimdeki resmin gülüyor şimdi, Papatyalar bir başka kokuyor şimdi, Ellerin saçlarımı okşuyor şimdi; Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim. Gökyüzünü kim boyadı masmaviye? Bakındım durdum beni de alsın diye. O güzellik, o çalım ne, kime, niye? Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim. Mutluluk bana yine senden geliyor, Gökyüzünde bulutlar da yarışıyor, Biliyorum hepsi de sana koşuyor; Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim. Yıllar önce inadına sevdim seni, Zaman geçse de unutamadım seni. Bilsen canım ne kadar özledim seni? Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim. Bi...

Yunus Emre - Dün Gider Gündüz Gelür

Dün gider gündüz gelür gör niçesi uz gelür Emr-i Hakk'un ser-be-ser cihâna düp-düz gelür Karangulık sürilür ‘âlem münevver olur Karangulık yirine nûrıla gündüz gelür ‘İbrete kalmaz mısın ya hod anlamaz mısın Dinle kuşlar ünini niçe dürlü sâz gelür Kuş hod yumurtayıdı yuva hod perdeyidi Ün hod kudret ünidür bilmeyene kaz gelür Dinle sözüm ma'nîsin anlayayum dirisen ‘Ârifün kulagına kudret üni tîz gelür Bir bakgıl saga sola tagılma degme yola Kudret bâgından sana gör niçe âvâz gelür Söz issi sözin alur sûret toprakda kalur Her kim bu hâli bilür kendözinden vaz gelür ‘Aklum bu yola gitdi beni benden iletdi Yûnus'un yüki yitdi bilmeyene az gelür --- dün: Tün, gece. karangulık: Karanlık. hod: Bizzat, kendisi.

Muhammadrizo Ogahiy - G'azal (Vahki, mandin yoshurin yor o‘zgalarga yor ekan)

Vahki, mandin yoshurin yor o‘zgalarga yor ekan, Kechalar xilvar aro bazmi nihoni bor ekan. Xotirimni zohiran yuz va’dadan xushnud etib, Botinan ko‘ngli hamisha moyili ag‘yor ekan. Oshkoro til uchi birla bo‘lib moyil manga, Kongli mayli o‘zga elga yoshurun bisyor ekan. Dev siyrat muddaiylar sori rag‘bat ko‘rguzub, Men hazinu bedilu bechoradin bezor ekan. Har kecha ishrat mayin no‘sh aylabon avbosh ila, Tongg‘acha masti sharobi sog‘ari sarshor ekan. Chun nihon ag‘yor ila bazm etmish ul sultoni husn, Fahm qildimkim, anga man xasta quldin or ekan. Ko‘ngli sandin o‘zgalarg‘a rog‘ib o‘lmish,e y ko‘ngul, Umrlar ishqida mehnat chekkaning bekor ekan. Oshiqikim topsa hosid gar oning yorig‘a qurb, Bu jahon ichra tirik yurmak anga dushvor ekan. Yor topmishlar raqibu muddayilar olida, Ogahiy, emdi sanga ul ko‘y aro ne bor ekan.

Hidayet Gedik - Emekliye Çağrıı

Ey emekli; gurbet elden köyüne Geleceksen bir an önce gelsene Ben diyemem gülmek senin neyine Güleceksen bir an önce gülsene Sabahları uyku tutmaz erken kalk Ajanslarda haberlerin hepsi cılk Marmara’da ucuzlamış devre mülk Alacaksan bir an önce alsana Kuşluk vakti bir kahveye varırsın Bulmacayı bez masaya serersin Her soruda beş dakika durursun Bulacaksan bir an önce bulsana Camilere erken gitmek zûl müdür? Şadırvanda dedikodu bol mudur? Namaz kılan en hakiki kul mudur? Kılacaksan bir an önce kılsana Sahillerde güzel olur her belde Layık değil sana kalmak motelde Her şey dâhil, beş yıldızlı otelde Kalacaksan bir an önce kalsana Yurt dışını sakın takma kafaya Yurt içinde aman gelme tufaya Bin bir çeşit türlü açık büfeye Dalacaksan bir an önce dalsana Ey emekli; mutlu mesut şen misin? Vekil olan, kıyak olan sen misin? Kendini öğüten değirmen misin? Bileceksen bir an önce bilsene Hükümet; emekli az alsın ister Kenya'yı, Nijer'i baz alsın ister Aslında bir nüfus azalsın ister Ölece...

Coşkun Ertepınar - Kırın Tepesindeki Ağaca Övgü

Ağaç olmuşsun bir defa Bu kırın tepesinde Yaşayacaksın ağacım, Yaşayacaksın, Tek ağaç olsan da. Bir damla su için göklere bakacaksın bazen, Yıldızlara dil dökeceksin sessizce. İncecik damarlarını Sert derinliklere salacaksın. Yaşamak kolay değil ağacım, Yaşayacaksın. Yaşama sevinci bu, Yaşama aşkı. Sadece kendin sevinecek değilsin Bu kırın tepesinde. Gölgene çekeceksin kurdu, kuşu. Rüzgâr, dallarını okşayacak, Seninle bilecek rüzgâr olduğunu. Yaşama sevinci bu, Yaşayacaksın ağacım, Yaşayacaksın. Cırcır böceklerinin şarkısını dinleyerek Ay ışığına dalmak güzel şey... Yaşamaktan nasibini alacaksın, Yaşama şarkısı söyleyecek çırpınarak yaprakların. Aşk ile şevk ile sallanacak dalların...

Necmettin Halil Onan - Çakıl Taşları

Biliyorsun ki kârî, kalbin derinlikleri, Damla damla biriken gizli gözyaşlarıdır. Kudretimin oradan çıkarabildikleri, Halis inci yerine bu çakıl taşlarıdır. Görüyorsun, nihâyet, çakıl taşları sende, İncilerse şairin kendi kalbinde kaldı. Fakat şunu anla ki o, çakıl bulurken de, İnci araştırmadan duyulan zevki aldı.

Ahmet Haşim - Başparmak

İnsanın en asil uzvu hangisidir? diye sorsalar hepimizin vereceği cevap budur: Dimağ! Hâlbuki dimağdan daha yüksek ve hattâ insanı diğer yaratıklardan ayıran ve onu bütün hayvanlara nazaran üstün bir mevkie çıkaran dimağ değil, sadece elinin başparmağı imiş. Başparmağın diğer parmaklarla birleşip iş görebilecek bir vaziyette olmasıdır ki insana unsurlar üzerinde üstünlük imkânını veriyor. Bunu söyleyen tabiat tarihi ilmidir. Gerçekten birçok hayvanların parmakları yoktur, parmakları teşekkül etmiş olanlarda ise baş parmak, insanda olduğu gibi elin diğer parmaklarıyla uyuşamadığından faydalı bir iş görecek vaziyette değildir. İlk insan, zekâsıyla değil, sırf elinin biçimi sayesinde taştan bir balta yapmağa muvaffak olarak ağaç dallarını kesmiş ve mağara dışında, güneş ve gökyüzü altında, ilk mimarî eseri yaratabilmiştir. İnsan medeniyetine başlayan, çekici ve testereyi tutan ilk eldir. Dağda, çölde ve ormanda hayvan olarak kalan yaratıkların hepsi baş parmaklarını kullanamadıkları için ...