Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ozan Ârif - Neden?

Bu millete aklım fikrim ermiyor, Bu denli kendinden geçmesi neden? Yahu ihaneti nasıl görmüyor? Görüyorsa kucak açması neden?! Bu millet soyguna, vurguna, zamma, Öyle alışmış ki, düşmüyor gama, Bal tutan bilmem ne yalasın amma (!) Kanımızı emip, içmesi neden? Bu gidişle geleceği çok çetin! Hiç farkında değil kötü niyetin! Daha dün kurulan cumhuriyetin, Bugün başımıza göçmesi neden? Siyasi partiler kanunu falan, Seçimin ki dahil, alayı yalan! O zaman sorgular az aklı olan, Der ki; demokrasi saçması neden? Çünkü demokrasi sadece dilde! Dilde değil ise seksenbir ilde, Kendi vekilini kendi değil de, Dört tane dürzünün seçmesi neden?! Ey Arif... Ey Millet... O meclis senin... Tavrına bak beşyüz elli üyenin! Af buyurun; Türk ekmeği yiyenin, Yediği tabağa sıçması neden? OZAN ARİF Samsun, 30 Eylül 2013

Yahya Kemal Beyatlı - Rubai (Eyyâm geçer şânı da sürmez şeb olur)

Eyyâm geçer şânı da sürmez şeb olur Aşk ehli hıredmend ise Cem-mezheb olur Derk etmemek isterse günün geçtiğini Hem câm ile hem yâr ile leb-ber-leb olur 

Yunus Emre - 'Işk İmâmdur Bize Gönül Cemâ'at (20)

'Işk imâmdur bize gönül cemâ'at Kıblemüz dost yüzi dâimdür salât Cân dost mihrâbına secdeye vardı Yüz yire uruban ider münâcât Biş vakt tertîbümüz bir vakte geldi Biş bölük oluban kim kıla tâ'at Şerî'at eydür bize şartı bırakma Şart ol kişiyedür ider hıyânet Dost yüzin göricek şirk yagmâlandı Anunçün kapuda kaldı şerî'at Münâcât gibi vakt olmaz arada Kim ola dostıla bu demde halvet Kimsene dînine hilâf dimezüz Dîn tamâm olıcak togar mahabbet Erenler nefesidür devletümüz Anunçün fitneden olduk selâmet Kâlû belî didük evvelki demde Dahı bugündür ol dem ü bu sâ'at Togrılık bekleyen dost kapusında Gümânsuz ol bulur İlâhî devlet Yûnus öyle esîrdür ol kapuda Diler ki olmaya ebedî râhat 

Sadık Vicdani - Parasız Risalesi (Müseddes)

1 Şimdi gökden yağmıyor da menn ü selvâ parasız  Kimse vermez kimseye dest-i tevellâ parasız  Olsa da yek-digere karşı temennâ parasız  Uğramaz semt-i hayâle mâlîhülyâ parasız  Çok uzunmuş geçmiyor şebhâ-yı yeldâ parasız  Zannedersem kaldı dünyâ, ehl-i dünyâ parasız  2  Yüklenir bilmem kime vizr ü vebâli âlemin  Para etmez elindeki mâl u menâli âlemin  Parasızlıkdan müvellid her melâli âlemin  Parasızlıkla diger-gûn oldu hâli âlemin  Leyle-i hublâ-yı ümmîd ü hayâli âlemin  Pek kısırdır eylemez tevlîd-i dünyâ parasız  3  Öyle müzmin şekle girmişdir ki bu dâu’n-nukûd  Ölmüyormuş mikrobu telkîh ile taht’el-culûd  Şâyet olmazsa şifâ âsârı az, çok rû-nümûd  Der ki Mevlâ’ya yükselmezse esvât-ı dürûd  Kış günü ehl-i maâşâta muhakkakdır cümûd  Çünkü kalmışdır erâmille yetâmâ parasız  4  Eski sarfiyyâtımız hep bezr ü isrâfât imiş  Hep o evsâf-ı civânmerdânemiz tâmât imiş  Bezr ü isr...

Said Ahmed - San'at ve Cesaret

Kendinize yakın ve değer verdiğiniz insanlar hakkında bir şeyler söylemenin o kadar zor olduğunu bilmezdim. Her gün görüştüğün, defalarca sohbet ettiğin dostunun faziletleri sana oldukça sırada bir şey gibi görünürmüş. O cömert mi, cimri mi, hoşgörülü mü, aç gözlü mü, dostlarına vefalı mı, başkalarının derdiyle dertlenir mi gibi özelliklerine nedense pek dikkat etmezsiniz. Bu herkesin alışılmış davranışı der ilgilenmezsiniz. Kabiliyetli, her zaman halkın sevgisini ve dostluğunu kazanan bir insan olan yazar Ötkir Haşimov hakkında bir şeyler yazayım  diye o kadar çaba sarf ettim de birkaç satır yazamadım. Bir bilgin, ulu bir çınarı tepeden dibine kadar göreyim derseniz uzaktan bakın; eğer yakından bakarsanız onun yalnız bir kısmını görebilirsiniz demiş; uzaktan bakarsanız bütün ihtişamı ile görürsünüz demiş. Bu çok bilgece bir söz. Ressam da çizmekte olduğu eserini kaç kez birkaç adım geri çekilerek seyreder. Ben, Ötkir’i  birazcık uzaktan görmek istedim… İşte ondan sonra mucize...

Said Ahmad - Ijod va Jasorat

O‘zingga yaqin va kadrdon odam haqida biron gap aytish shunchalar qiyin bo‘lishini bilmas ekanman. Har kuni ko‘rishadigan, necha martalab gaplashadigan do‘stingning fazilatlari senga juda oddiy bir narsa bo‘lib qolarkan. U saxiymi, baxilmi, bag‘ri kengmi, fe’li tormi, do‘stiga vafodormi, birovning qayg‘usiga qayg‘udoshmi, negadir e’tibor bermas ekansan. Bu hammaga xos odat-da, deb qo‘yaqolarkansan. Iste’dodli, allaqachon xalq mehriga sazovor bo‘lgan yozuvchi O‘tkir Hoshimov to‘g‘risida bir nima yozay, deb shuncha urinaman, qani biron satr yozolsam. Bir donishmand agar azamat chinorni bo‘y-basti bilan ko‘ra-man, desang sal naridan turib qara, agar yonidan qarasang, uning faqat bir bo‘lagini ko‘rasan, uzoqdan qarasang butun salobati bilan ko‘rasan, degan ekan. Bu juda dono gap. Rassom ham yaratayotgan asarini necha martalab, orqaga bir-ikki qadam chekinib kuzatadi. Men ham O‘tkirni sal naridan turib ko‘rmoqchi bo‘ldim... Ana shundan keyin mo‘‘jizaga o‘xshagan bir holatni sezdim. Men unch...

Xanəli Kərimli - Hələ də

Hərdən oxuyuram özüm özümü, Daha yazdıqlarım qalmır yadımda. Hərdən axtarıram özüm özümü, Görürəm, yadımdan çıxıb adım da. Deyim ki, yaşdandı, yaş o yaş deyil, Yaxını uzaqdan seçə bilirəm. Arandan vururam, dağdan çıxıram, Haradadır bizim küçə - bilirəm.   Bilsəm də dünyanın gəlir-çıxarın, Baş aça bilmirəm özüm özümdən. Əlimdən alırlar halal tikəmi, Bir kəlmə söz demək gəlmir üzümdən. Adımı qoyublar "yaxşı adamdı", Kimsənin işinə dəyib dolaşmaz. Özləri bir gündə min ev yıxırlar, İnsanlıq adına, vallah, yaraşmaz. Bu nə zəmanədi, bu nə dövrandı, İnsanı şeytandan ayırmaq olmur?.. Bilirsən ki, şeytan şeytandı, qardaş, İnsan iştahasın doyurmaq olmur. Milyon illərdir ki, yol gəlir insan, Hələ də özündə-sözündə deyil. Bütün ömrü boyu haqq arasa da, Haqqın yolunda yox, izində deyil. Onunçün də dünya yaranışından Qana bələnibdi, qana düşübdü. Doğmalar yadlaşıb, yaddaşlar itib, Hərəsi bir səmtə, yana düşübdü. ... Özümdə özümü çox axtarmışam, Ayaq yer tutandan, ağlım kəsəndən. Hələ də öz...

Behçet Necatigil - Edebiyat Matinesi

Kaykılmış koltuğunda bir kız Çiğner ciklet. Bir oğlan dalgada, Geldiğine pişman uyuklar Bir başkası arkada. Hiç bulabilir mi beyaz evi çok uzak Uçurduğunuz kuş? Kılıç gibi keskin karlı dağ. Hiç yeri miydi açmak kalbi Bu çiğ ışık altında. Sizden önce birisi bir fantazi okudu, Kırdı geçirdi. Yayvan gülüşlerden ağızlar çok geç döner; Şimdi sıra sizde üzgün ağır, Ne güzel! Olsa bari benzeri duygularla tedirgin, Sizdekini yaşamış Birkaç kişi. Işıktasınız seçilmiyor, Karanlıkta hepsi. Okudunuz, Bittiğine memnun, Anlamamış; Bozuk paralar gibi düşer önümüze Alkış. Gördünüz işte yerde Çürük domatesler gibi ezik, Avuçlarda mıncıklanmış kalbiniz. Büyürken leke ince ipekte, Yeniden eğildiniz!

Muharrem Ergin

Bugün Gürcistan sınırları içinde kalan Ahıska vilâyetinin Ahılkelek kazasına bağlı Gögye köyünde doğdu. Babası Haydar Bey, annesi Name Hanım’dır. Kemaloğulları diye bilinen aile Azerbaycan coğrafyasında yerleşik bulunan ve Terekeme diye de anılan Karapapak Türkleri’ndendir. Ailesi 1925’te Türkiye’ye göçmek zorunda kaldı. Çocukluğu yerleştirildikleri Muş’un Bulanık ilçesinde geçti. İlkokulu burada, ortaokulu Muş’ta okudu. Lise öğrenimini Balıkesir Lisesi’nde parasız yatılı olarak tamamladı. Bu yıllarda Hüseyin Nihal Atsız’ın kardeşi Nejdet Sançar edebiyat hocası oldu. Bu tanışma Ergin’in fikrî ve meslekî hayatının şekillenmesinde önemli rol oynadı. 1942’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne kaydoldu. Reşit Rahmeti Arat, Ahmet Caferoğlu, İsmail Hikmet Ertaylan, Ali Nihad Tarlan, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi hocalardan okudu. 1947’de yüksek tahsilini bitirdikten sonra bir süre Boğaziçi Lisesi’nde öğretmenlik yaptı. 1950’de mezun olduğu bölüme asistan al...

Fuzuli - Rubai (Ey 'ukde-güşâ-yı 'Acem ü Türk ü 'Arab)

Ey 'ukde-güşâ-yı 'Acem ü Türk ü 'Arab Ressâm-ı rüsûm-i fazl u âsâr-ı edeb Mazmûn-ı hadîsün sebâk-ı her millet Da'vâ-yı kabûlün sened-i her mezheb -------------- Ey Acem'in, Türk'ün ve Arab'ın meselelerini çözen; edeb eserlerinin ve olgunluk belirtilerinin ressamı olan! Sözünün manası her milletin var oluş sebebi, kabul ettiğin davan her mezhebin dayanağıdır.

Mehmed Akif Ersoy - Fatih Kürsüsünde - İki Arkadaş Fatih Yolunda - (Safahat'tan - 59)

– Vapur yanaştı mı?         – Çoktan!                 – Demek ki Köprü’deyiz... – Aman, şu yolcular insin!..         – Fakat bilir misiniz, Yadırgıyor, hani, insan o eski tekneleri! “Yanaş” denildi mi, nazlım, gider gider de geri, Gelince hışm ile bir tos vururdu Köprü’ye ki: Zavallının deşilen karnı sağlam altı çeki Odun yutar da biraz sancıdan bulurdu aman... – Hekim getirmeye koşsan, hekim de yok o zaman! – Tımarcılar, bereket versin, usta şeylerdi: Elinde balta, gelir, üç keser, beş eklerdi... “Dayan o yanki başından Ömer! Tutundu Memiş!” Bakardınız ameliyyâta çarçabuk bitmiş! Amasra sâhili çok eski bir müessesedir; Uşakların topu cerrâh olur... Hemen kestir! Bugünden ormanı göster kılağlı baltasına: Temizleyip çıkıversin, bırakmasın yarına! – Biraz da dikmeyi öğrenseler..         – Adam sen de! Düşündüğün...