Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Fuzuli - Gazel (Cânı kim cânânı için sevse cânânın sever)

Cânı kim cânânı için sevse cânânın sever Cânı için kim ki cânânın sevse cânın sever Her kimin âlemde miktârıncadır tab’nda meyl Ben leb-i cânânımı Hızr Âb-i Hayvân’ın sever Başa dem düşdükçe taksîr eylemez akar müdam Ol sebepten muttasıl çeşmim ciğer kanın sever Müşg-i Çin âvâre düşmüştür vatandan ben kimi Hansı şûhun bilmezem zülf-i perişânın sever Su ki ser-gerdan gezer başında vardır bir hevâ Gâlibâ bir gül-ruhun serv-i hırâmânın sever Akıbet rusvâ olub mey-tek düşer il ağzına Kim ki bir ser-mest sâkî lâ’l-i handânın sever N’olacaktır terk-i aşk etme Fuzûlî vehm edip Gâyeti derler ola bir bende sultânım sever

Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı Yakup Ömeroğlu'nu Kaybettik

Avrasya Yazarlar Birliği Genel Başkanı Yakup Ömeroğlu Hakk’ın Rahmetine kavuşmuştur. Cenazesi 17 Ağustos 2024 Cumartesi Günü ikindi namazına müteakip Ankara Hacı Bayram Veli Camiinde kılınacak cenaze namazının ardından Cebeci Asri Mezarlığına defnedilecektir. Merhuma Allah’tan rahmet kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz. Türk Dünyası’nın başı sağ olsun!

Necati - Gazel (Gül dürlü dürlü nāz ile göñlini bülbülüñ)

  Maḫmūr gözler olalı mest-i şarāb-ı nāz Her gūşede benüm gibi biñ var ḫarāb-ı nāz

Namdar Rahmi Karatay - Geçti Bor'un Pazarı

Başta kavak yelleri estiği günler hani? Umduğumuz neş'eler, şerefler, ünler hani? Beklenilen alaylı, şanlı düğünler hani? Servi gibi ümitler döndü birer iğdeye, Geçti Bor'un pazarı, sür eşeği Niğde'ye!

Nef'İ - Gazel (Ol ebrûlar ki levh-i cebhe-i cânâne yazmışlar)

Ol ebrûlar ki levh-i cebhe-i cânâne yazmışlar Cemâlî matlaıdır ki ser-i dîvâne yazmışlar

Süleyman Nahifi - Gazel (Nâz ile itse ol sanem-i pür-hicâb raks)

Nâz ile itse ol sanem-i pür-hicâb raks Eyler felekde âh iderek âfitâb raks Pâ-bûs içün düşer niçe diller ayagına Meclisde eyledükçe o mest-i harâb raks

Süleyman Nahifi'nin Hayatı ve Eserleri

  Asıl adı Süleyman'dır. İstanbul'da dünyaya geldi. Doğum yılı 1076/1665-66 olarak tahmin olunmaktadır. Dedesi Abdurrahman b. Sâlih, babası ise Abdurrahman b. Muhyî'dir. 

Pir Sultan Abdal - Geçti Dost Kervanı

Şu karşı yaylada göç katar katar Bir güzel sevdası gözümde tüter Bu ayrılık bize ölümden beter Geçti dost kervanı eyleme beni

Cihan Okuyucu* - Hazret-i Mevlânâ ve Yunus

  Anadolu’nun siyasî bakımdan çözülüş asrı olan XIII. yy. diğer taraftan tasavvuftan beslenen büyük bir fikrî ve edebî canlılığa da tanıklık etmiştir. Sonraki bütün fikrî ve edebî gelenekleri derinden etkileyen Hazret-i Mevlânâ, Yûnus Emre, Hacı Bektâş-ı Velî, Ahî Evran ve Âşık Paşa pek az bir zaman farkıyla hep bu asırda yaşamıştır. Bu zevât arasında bilhassa irfân dünyamızın biri güneşi, diğeri ayı olan Hz. Mevlânâ (1207-1273) ve Yûnus Emre (1240 -1320)’nin emsalsiz bir mevki’i vardır. Biz de bu kısa yazımızda bu iki dâhi şahsiyet arasındaki fikrî ve hissî yakınlığı ele almaya çalışacağız. Öncelikle belirtelim ki Fuat Köprülü’nün de isabetle teşhis ettiği üzere Yûnus Emre, Mevlânâ’nın Farsçayla ifade ettiği tasavvufun yüksek hakîkatlerini devrin az işlenmiş Türkçesiyle, ulaşılması imkânsız bir kudrette ifade etmesini bilmiştir. Aynı mânâ kaynağından beslenen ve hâdiselere aynı mânevî pencereden bakan Mevlânâ ve Yûnus arasında çok derûnî bir his ve fikir akrabalığı söz konusudur. ...

Behçet Kemal Çağlar - Hastalıktan Sonra

  Akacak inci yaş zümrüt oluğa Gözlerin meyvada elin ateşte Yokuş çıkar gibi soluk soluğa Başın karlı dağda bağrın güneşte.

Behçet Kemal Çağlar - Hastalıktan Sonra

  Akacak inci yaş zümrüt oluğa Gözlerin meyvada elin ateşte Yokuş çıkar gibi soluk soluğa Başın karlı dağda bağrın güneşte.

Pir Sultan Abdal - Açılın Kapılar Şaha Gidelim

Hızır Paşa bizi berdar etmeden, Açılın kapılar şaha gidelim, Siyaset günleri gelip çatmadan, Açılın kapılar şaha gidelim.

Karacaoğlan - Bana Kara Diyen Dilber

Bana kara diyen dilber Kaşların kara değil mi Yüzümü güldüren gelin Gözlerin kara değil mi

İsmail Taş* - Türk Edebiyatında Aşure

Dil duygu, düşünce ve dilekleri anlatmak için kullanılan işaretlerin bütünü, insanlar arasındaki iletişimi sağlayan sesli veya yazılı semboller sistemidir. Dil, insan toplulukları arasında bin yıllar boyunca gelişerek meydana gelmiş sosyal bir kurum olması hasebiyle toplumların düşünce dünyasını yansıtması bakımından da oldukça önemlidir. Bir millet diliyle kaimdir ve diliyle varlığını geleceğe taşımaktadır. İşte dilin yansıdığı, adeta aynada görüldüğü alan ise o dilin edebiyatı ve edebî eserleridir. Esasında, bazı kelimeler edebiyatta özel bir yer edinerek o edebiyatı oluşturan milletin kavram dünyasını görmemizi sağlamaktadır. İşte, Türk edebiyatında bu kelimelerden birisi de “aşure” kelimesidir. Aşure kelimesi edebiyatımızda kültürel değere sahip unsurlarıyla işlenenen müstesnâ kelimelerdendir.

Fuzuli - Gazel (Sabûh için bana dürd-i mey-i şebâne yeter)

  Sabûh için bana dürd-i mey-i şebâne yeter Eser ki var harâb olmağa behâne yeter Cefâ okun bana yağdırman ancak ey eflâk Demen ki yeddi kemân-dâra bir nişâne yeter Beyâna yetmeğe derd ü gamam fesâneleri Zebânım âteş-i dilden çıkan zebâne yeter Kopardı merdüm-i çeşmim gönül binasın kim Habâb-i eşk hevâ nakdine hızâne yeter Lebin hayâli ile pâre pâre oldu ciğer Güvâh-i hâl bana eşk-i dâne dâne yeter Harîf-i bezm-i gamım hün-i dil şarâbım olup Terâne tarabım âh-i âşıkâne yeter Fuzûlî istemezem mesned-i Cem ü Cemşid Bana nişimen-i devlet şarâbhâne yeter

Türkiye Yazarlar Birliği Fahri Başkanı D. Mehmet Doğan Vefat Etti

  Türkiye Yazarlar Birliği kurucularından olan ve fahrî başkan olarak faaliyet gösteren D. Mehmet Doğan Hakkın rahmetine kavuşmuştur.  Cenaze namazı 12 Ağustos 2024 Pazartesi günü ikindi namazını müteakip Ankara'da Hacı Bayramı Veli Camii'nde kılınacaktır.  Ailesine, sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.

Lâedrî (Yazanı Bilinmiyor) - Firâknâme

Benim etmegümi tahvif idenler Beni koyup Selim Şah'a gidenler Hakikat rahına doğrı varanlar Görün beyler bana nitti Selim Şah

Lâedrî (Yazanı Bilinmiyor) - Firâknâme

Benim etmegümi tahvif idenler Beni koyup Selim Şah'a gidenler Hakikat rahına doğrı varanlar Görün beyler bana nitti Selim Şah

Hilmi Şahballı - Çiçek

  Verdiğin çiçeği bağrıma bastım Sakladım kokladım solana kadar Ben yalan dünyaya, kadere küstüm Gönlümün sultanın bulana kadar

Genç Osman Destanı'nın Hikayesi

  Yöre: Aksaray Yıl 1621, Aksaray’ın Dorikini Köyü'nde bir yiğit doğar. Adını Osman koyarlar. Daha on yaşına girmeden babasını kaybeder ve onu dul anası büyütür. Aksaray’lı güreşi sever, Osman da akranları ile güreş tutar, ok atar, kılıç sallar, mermere yumruk atar, atar ki, çivi gibi genç olup çıkar. Akranları onunla güreşmekten çekinmektedirler artık. 

Kayıkçı Kul Mustafa - Genç Osman Destanı

- I - İbtida Bağdad'a sefer olanda Atladı hendeği geçti Genç Osman Vuruldu sancaktar kaptı sancağı Kal'a bedenine dikti Genç Osman

Kayıkçı Kul Mustafa

  Hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Doğduğu yer ve tarih bilinmemekte, sadece ölümünün 1658’den sonra olduğu tahmin edilmektedir. Gençliğinde Murat Reis’in (ö. 1610) yanında Cezayir’de Garp ocaklarında bulunduğu için Kayıkçı lakabını aldığı söylenmektedir. Daha sonra İstanbul’a gelip Yeniçeri Ocağı’na girmiş ve birçok savaşa katılmıştır. 

Həcər Atakişiyeva - Hüseyn Cavidin “Uçurum” pyesi

Hüseyn Abdulla oğlu Rasizadə Naxçıvan şəhərində 1882-ci il oktyabr ayının 24-də anadan olmuşdur. Hüseyn Rasizadə Azərbaycan ədəbiyyatı tarixində filosof şair, böyük dramaturq Hüseyn Cavid kimi tanınmışdır.

Fuzuli - Gazel (Girip mey-hâneye mûğ meşrebiyle kim ki hû eyler)

  Girip mey-hâneye mûğ meşrebiyle kim ki hû eyler Olup mü’min behişte kâfirim ger ârzû eyler Meger divânedir sevdâ-yi ebrsiyle zâhid kim Bakıp mihrâba da’im öz özüyle güft-ü gû eyler Dem-â-dem katre katre kan yaşımdır kim çıkar gözden Veyâ peykânların kim âteş-i dil anı su eyler Reh-i aşkında olman teng-dil sevdâ hücûmundan Tarik-i saltanat her kim tutar gavgâya hû eyler Dedim kimdir perişân eyleyen âşıklar ahvâlin Sabâ gösterdi târ-i sünbül-i zülfün ki bu eyler Fuzûlî zülfüne bağlandı ammâ öyle inceldi Kigûya za’f anı hem zülfüne bir târ mû eyler

Gevheri - Ne Kaçarsın Benden Ey Yüzü Mâhım

Ne kaçarsın benden ey yüzü mâhım Seni seven var mı benden ziyâde Rûz u şeb durmayıp alırsın âhım Âşıkım ağlatma bundan ziyâde

Elif Yavaş - Katre-i Aşk

     Edebî değer taşıyan kitapları severim ve baş tacımdır. Meslek Lisesinde ek ders karşılığı İngilizce Öğretmenliği (Görevlendirme) yaparken bulunduğum o lisenin kütüphanesinden farklı, yepyeni, bağış yapılan tertemiz kitapları seçip okumayı çok severdim. Yıllara meydan okuyan eseri, Şems-i Tebrizi ’nin “Katre-i Aşk” kitabını da ilgiyle okuyup hoşuma giden kısımları not almıştım. Bir köşede bekleyen notlarınız günü gelince köşe yazınıza konuk oluyor. Okurlarımla da bilgi paylaşımından istifade etmek istedim. Elif Şafak’ın Aşk romanındaki Mevlana’dan yorumlanan özlü sözler Katre-i Aşk’ı çağrıştırır gibi. Tebrizi’nin eserinde de anlamlı sözler kurallar hâlinde listelenmiş, özlü sözler toplamda 40 kuraldan oluşan cümlelerden oluşuyor.

Pir Sultan Abdal - Bir Bülbülcük Konmuş Dağlar Başına

Bir bülbülcük konmuş dağlar başına Sal Allah'ım sal sılama varayım Şahin yuva yapar kendi başına Sal Allah'ım sal sılama varayım

Ali Şir Nevai - Gazel (Bahar boldu vü gül meyli kılmadı könglüm)

Bahar boldu vü gül meyli kılmadı könglüm Açıldı gonçe ve lîkin açılmadı könglüm Yüzüng hayâli birle vâlih erdi andak kim Bahâr kelgen ü kitkenni bilmedi könglüm Yüzüng nezzâresi de mest ü mahv idi yani Ki gül çağıda zamânî ayılmadı könglüm Zamane gülbünide gonca dektür il könglü Olara şükr ki bârî katılmadı könglüm Nevayi gonçe tilep könglüm ağzıng etti heves Egerçi tapmadı lîkin yangılmadı könglüm

Aşık Veysel Şatıroğlu - Uzun İnce Bir Yoldayım

Uzun ince bir yoldayım Gidiyorum gündüz gece Bilmiyorum ne haldeyim Gidiyorum gündüz gece Dünyaya geldiğim anda Yürüdüm aynı zamanda İki kapılı bir handa Gidiyorum gündüz gece

Aşık Veysel Şatıroğlu - Uzun İnce Bir Yoldayım

Uzun ince bir yoldayım Gidiyorum gündüz gece Bilmiyorum ne haldeyim Gidiyorum gündüz gece Dünyaya geldiğim anda Yürüdüm aynı zamanda İki kapılı bir handa Gidiyorum gündüz gece