Ana içeriğe atla

Nef'î - Gazel (Neylesin)

Âşıka ta'n etmek olmaz mübtelâdır n'eylesin Âdeme mihr ü mahabbet bir belâdır n'eylesin Gönlü dilberden kesilmezse acep mi âşıkın Gamzesiyle tâ ezelden âşinâdır n'eylesin N'ola ta'yin etse zabt-ı mülk-i hüsnü gamzeye Zülfü bir âşüfte-i ser-der-hevâdır n'eylesin Zülfüne kalsa perîşân eylemezdi dilleri Anı da tahrîk eden bâd-ı sabâdır n'eylesin N'ola olsa muztarib hâl-i dil-i uşşâkdan Sînesi âyîne-i âlem-nümâdır n'eylesin Olmasa Nef'î n'ola dil-beste zülf-i dilbere Tab'-ı şûhu dâma düşmez bir Hümâdır n'eylesin

Cumhuriyet Dönemi Türk Nesri – 6 (Gezi – Seyahat Yazısı, Anı ve Günlük)

 

Gezi yazıları temel olarak gezen insanların gezdikleri yerleri yazıya dökme isteklerinden ortaya çıkmıştır. Bu yazılar anlatılan yerlerin mimari, dini, ticari, tarihi vb. yönlerini ortaya koyarlar.

Gezi yazıları bir çok bilim dalma kaynaklık etmektedir. Bu yazılarda anlatılan yerlerin yemek kültürü, coğrafi özelliği, giyim tarzı, hukuk anlayışı vb. gibi konular ifade edildiği için, gezi yazısı kendi zamanına seslenmesinin yanında geleceğe de seslenip çeşitli bilim dallarına kaynaklık etmektedir. 

Dünyada bütün edebiyatlarda gezi yazılarına rastlanılmaktadır. Savaş, hastalık, ticaret nedeniyle göç; yeni yerler görme isteği, din adamlarının dinlerini yaymak için yeni yerlere gitmeleri, coğrafya keşfetme gibi arzular gezi yazılarına kaynaklık etmişlerdir. Dünyadaki başlıca gezi yazılarını aşağıda sıralayalım:

• Homer, Odyssey (MÖ 8.yy) 

• Xenophon, Anabassis (MÖ 5-yy) 

• Pausanias, Yunanistan’ın Tanıtımı (MÖ 2.yy) 

• İbni Fazlan, Risale ismiyle bilinen Seyahatnamesi (10.yy.) 

• Naşir Hüsrev (1004-1088), Sefername 

• Marco Polo (1254-1224).

Dünyanın Hikâye Edilişi Tanzimat öncesi daha çok seyahatname adı verilen gezi yazılarına rastlanırdı. Bunun dışında yabancı ülkelere giden elçilerin yazdığı sefaret- nameler de gezi yazısı sınıfına sokulabilir. Tanzimat öncesi yazılan seyahat yazılara bazı örnekler verelim: 

• Hoca Gıyaseddin Nakkaş’ın Hıtay Sefaretnamesi olarak da bilinen 1422 tarihli Acâibü’l- Letâif ’idir. 

• Ali Ekber Hıtâî’nin Hıtâînâme’si(1515-1516), 

• Piri Reis’in Kitab-ı Bahriye’si (1521/1526) 

• Seydi Ali Reis’in Mir’atü’l- Memâlik’i (1557), 

• Trabzonlu Âşık Mehmet Çelebi’nin Menâzıru’lAvâlim’i (1597) 

• Evliya Çelebi’nin 10 ciltlik Seyahatname’si, 

Nâbî’nin 1712’de tamamladığı Tuhfetü’lHaremeyn’i Türk edebiyatının ilk seyehatnamesi Hoca Gıyaseddin Nakkaş’ın Hıtay Se- faretnamesi olarak da bilinen 1422 tarihli Acâibü’l-Letâif ’idir. Tanzimat sonrası nda batı edebiyatının daha yakından tanınması ile hem çeviri yoluyla hem de Türk yazarların yazdığı gezi yazılarında artış olmuştur. Tanzimat sonrasında yazılan başlıca eserler şunlardır: 

• Sadık Rıfat Paşa’nın İtalya Seyahatnamesi(1838) 

• Mustafa Sami Efendi’nin Avrupa Risalesi(1840) 

• Mehmet Rauf ’un, Seyahatname-! Avrupa’sı (1851) 

• Hayrullah Efendi’nin Avrupa Seyahatnamesi (1864) 

• Ömer Faiz Efendi’nin Sultan Abdülaziz’in Avrupa Seyahati (1867) 

• Ahmet Midhat Efendi’nin oldukça hacimli Avrupa’da Bir Cevelan’ı (1889) 

• Ahmet îhsan’ın Avrupa’da Ne Gördüm (1891) Cumhuriyet dönemi nde ise çok daha zengin bir gezi edebiyatı ile karşılaşılır. 

Batı kültürünün daha iyi tanınması, Anadoluculuk ve memleket edebiyatının önem kazanmasıyla gezi yazılarının sayısı daha da artmıştır. Edip Adıvar’m tek gezi kitabı 1937’de Londra’da basılan İnside îndia’dır. Yakup Kadri Karaosmanoğlu Alp Dağlarından ve Miss Chalfrin’in Albümünden (1942) kitabında tedavi için gittiği îsviçrenin Alplerini anlatmıştır. Ahmet Haşim’in Cumhuriyet Dönemi’nde yazmış olduğu Frankfurt Seyahatnamesi’nde (1933) ve Bize Göre’nin (1928) “Bir Seyahatin Notları” kısmında Avrupa’nın modern yüzünü Anadolu insanına sunmuştur. Reşat Nuri Güntekin Anadolu’da yaptığı memuriyetler dolayısıyla Anadolu insanını çok iyi tanımış ve iki ciltlik Anadolu Notları eserinde Anadolu insanını ve Anadolu’yu anlatmıştır. Cumhuriyet dönemi gezi edebiyatına katkıları bulunmuş olan diğer yazarları aşağıda sıralayalım:

• Sadri Ertem, Bir Vagon Penceresinden (1934) ve Ankara- Bükreş (1938) 

• Samet Ağaoğlu, Strazburg Hatıraları (1962) ve Sovyet Rusya İmparatorluğu (1966) 

• Şair Şükûfe Nihal, Finlandiya (1935) ve Domaniç Dağları’nın Yolcusu (1946) 

• Haldun Taner’in Düşsem Yollara Yollara (1979) ve Berlin Mektupları (1984) 

• Bedri Rahmi Eyüboğlu, Canım Anadolu(1953) 

• Hikmet Feridun Es, Aşk Tamtamları (1953) 

• BurhanArpad, Tuna’dan Şimal’e Avrupa (1953), Uçuş Günlüğü (1959), Gezi Günlüğü (1962), Avusturya Günlüğü (1963). 

Anı ve Günlük: Anı kelimesi anmak fiilinin kökünden türemiştir. Aynı anlama gelen hatıra kelimesi ise Arapça hutur kökünden türemiş olan bir kelimedir ve çoğul hali hatırattır. Anı kelimesinin edebiyatta bir kavramı karşılaması yeni bir olaydır. Anı, bir kişinin başından geçen olayları bir süre geçtikten sonra kendi yorumunu katarak anlatmasıdır. Bunun yazıya dökülmesi ile ise Anı/Hatıra/Hatırat nesir türü oluşur. Anı her uzunlukta olabilir. Anı geçmişi anlattığı için tarihe yaklaşır fakat anı daha çok bireysel bir tarihtir. Bireysel olmasından ötürü de otobiyografiye yaklaşmaktadır. Olayların üzerinden bir süre geçtikten sonra yazıldığı için anılar günlük gibi ayrıntılı bilgilerden ziyade daha ayrıntıdan arınmış yazılardır. Ve aynı nedenle günlükteki gibi anlık taraflı yargılar içermez. Olayın üzerinden zaman geçmesi bazı ayrıntıların unutulmasına sebep olduğu içinde anı tarihi belge olarak ancak diğer tarihi belgelerle doğrulandığı sürece kullanılabilir. Anı tarihsel olarak ardışıklık gösteren birkaç farklı olayı sebep- sonuç bağlantıları ile anlatabilir. Bu yönüyle romana benzemektedir. Fakat roman kurgusal olabilir. Anı ise yaşanmış gerçek hikâyelerden oluşur. Tarihe destek verme arzusu, kendini gelecek nesillere doğru tanıtma isteği, gelecek neslin yaşanmışlıklardan ders alması amacı ve insanın sonradan geçmişi hatırlamadan keyif alması anının yazılma sebepleri arasında gösterilebilir. Anının niteliği, edebi başarısı, yazarın kabiliyeti, anıya değer katan özellikleridir. Anıları 3 grup altında inceleyebiliriz: 

• Siyasi, Tarihî ve Toplumsal İçeriği Ağır Basan Anılar 

• Kültür, Sanat ve Edebiyat İçeriği Ağır Basan Anılar 

• Bireysel İçeriği Ağır Basan Anılar 

Günlük kelimesinin edebiyatta bir kavramı karşılaması oldukça yenidir. İngilizcede “diary” Fransızcada “journal” Arapçada “yevmiyyat” kelimeleri ile karşılanmaktadır. Günlük bir kişinin yaşadıklarını günlük olarak kendi bakış açısına göre yazması ile oluşur. Olay günü yazıldığı için anlık taraflı yaklaşım hâkimdir. Olaylar ayrıntılı biçimde aktarılır. Günlüklerde tarih belirtilmelidir. Özel, mahrem hayatı içerirler. Günlüklerde yaşanan olayların sahibinin ruhunda duyurduğu duyguların tahlil öne çıkar. Günlükler içe kapanık kişiliklerin içini dökme ihtiyacı, kişilerin gelecek nesillere yaşadıkları aktarma isteği, insanın başkaları ile paylaşamayacağı sırlarını paylaşma ihtiyacı gibi sebeplerle yazılabilir. 

Modern anlamda günlük Türk edebiyatına tanzimat dönemi ile girmiştir. OsmanlIda savaşların ve günlük olayların sırf bu iş için görevlendirilmiş kişiler tarafından yazılması günlük örneklerini oluşturabilir. OsmanlIda yazılan bu günlükler tarihe ışık tutması, padişah ve devlet adamlarının özel yaşantıları yansıtması bakımından önemlidir.

Yorumlar


Site Planı
Etiketler yükleniyor...

Çok okunanlar:

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Ali Şir Nevai - Gazel (Kiçe kelgümdür dibân ol serv-i gülrû kelmedi)

  Kiçe kelgümdür dibân ol serv-i gülr ū kelmedi Közlerimga kiçe ta ñ atkunçe uykū kelmedi. Lahza lahza çıktım ü çekdim yolıda intizâr Kildi cân ağzımga yu ol şâh-ı bedhū kelmedi. Ârazıdan aydın irkende ger etti ihtiyât Rūzgârım dek hem olganda karangū kelmedi. Ul perîveş hecridin kim yığladım divânevâr Kimse barmu kim anga körgende külgū kelmedi. Közleriñdin niçe suv kelgey deb öltürmeñ meni Kim, bârı kan irdi kilgen bu kiçe sū kelmedi. Tâlib-i sâdık tapılmes, yoksa kim koydı kadem, Yolga kim evvel kadem ma'şukı ötrū kelmedi. Ey Nevâî bâde birle hürrem et könglün üyin Ne uçun kim bâde kilgen üyge kaygū kelmedi.

Cengiz Dağcı - Korkunç Yıllar (Roman Özeti)

  ESERİN ADI: Korkunç Yıllar YAZARI: Cengiz Dağcı YAYINEVİ: Ötüken Yayınları, İstanbul, 2001 1.    ESERİN KONUSU:   İkinci Dünya Savaşı esnasında Sovyetler Birliğinde yaşayan Türklerin Çektiği sıkıntılar, haksızlıklar, kullanılmaları ve vatan sevgisi. 2.    ESERİN ÖZETİ: Olaylar İtalya’da Sadık ve Cengiz’in bir akşam sohbeti esnasında doğuyor.Sadık 1930-1940’lı yıllarda Rusya’da yaşamış bir Kazak Türkü.Hayatını hatıralar adı altında bir defterde topluyor. Sadık çocukluk yıllarında köyde yaşıyor daha sonra babasının milisler tarafından tutuklanmasıyla şehre taşınıyorlar; babasının bir kaç ay sonra serbest bırakılmasıyla da Akmescit’e taşınıyorlar. Sadık durumları çok kötü olmasına rağmen babasının ısrarları üzerine okula yazılır.(1937) Ruslar 150 yıldır Türkleri yok etmek için her türlü yolu deniyorlardı.Önce camilerde ezan okunmasını yasakladılar, ardından da onları yıkmaya başladılar.

Mikayıl Müşfiq - Yenə o bağ olaydı

Yenə o bağ olaydı, yenə yığışaraq siz O bağa köçəydiniz. Biz də muradımızca fələkdən kam alaydıq, Sizə qonşu olaydıq. Yenə o bağ olaydı, səni tez-tez görəydim, Qələmə söz verəydim. Hər gün bir yeni nəğmə, hər gün bir yeni ilham, Yazaydım səhər axşam. Arzuya bax sevgilim, tellərindən incəmi? Söylə, ürəyincəmi?

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Oyhan Hasan Bıldırki - Kaçak

     Gün, daha henüz ışımamıştı. Buğulu camın gerisinden Polatlı’nın karanlığı delen ışıkları, kıpış kıpış, fakat belirsizce görünüyordu. Sabahın güzelim sessizliğini doya doya koklamak, tanyerinde sürüp giden renk dövüşünü kana kana görebilmek… Korkusuz olmak. Ne kadar güzelmiş değil mi?

Esat Mahmut Karakurt - Vahşi Bir Kız Sevdim (Roman Özeti)

Eserin Adı: Vahşi Bir Kız Sevdim Yazarı: Esat Mahmut Karakurt Yayınevi: İnkılap Ve Aka Kitabevleri   Koll.Şti. Ankara Cad. No :95 – İstanbul. Basım Yılı: 1967 ( İlk baskı   1926 ). Eserin Konusu : Balkan harbi yıllarında bir   Türk subayı ve Bulgar kızının aşkı. Eserin Ana Fikri : Gönül   ferman dinlemez. Eserin Özeti: Abdulhamid’in saltanatı sırasında Adil adında, otuz bir yaşında yakışıklı bir Türk subayı İstanbul’dan   Makedonya’ya Cisri Mustafa Paşa Tepesi’ni içine alan mıntıkada görevlendirilir. Burada başında güzel bir kızın bulunduğu Bulgar çetesinin saldırıları ile karşılaşır ve bu çetenin terör faaliyetlerine son vermek üzere görevlendirilir.

Mehmed Akif Ersoy - Küfe (Safahat'tan - 5)

Beş-on gün oldu ki, mu’tada inkıyâd ile ben Sabahleyin çıkıvermiştim evden erkenden. Bizim mahalle de İstanbul’un kenârı demek: Sokaklarında gezilmez ki yüzme bilmeyerek! Adım başında derin bir buhayre dalgalanır, Sular karardı mı, artık gelen gelir dayanır! Bir elde olmalı kandil, bir elde iskandil , Selâmetin yolu insan için bu, başka değil! Elimde bir koca değnek, onunla yoklayarak, Önüm adaysa basıp, yok, denizse atlayarak, Ayakta durmaya elbirliğiyle gayret eden, Lisân-ı hâl ile amma rükûa niyyet eden O sâlhurde , harab evlerin saçaklarına, Sığınmış öyle giderken, hemen ayaklarına Delîlimin koca bir şey takıldı...

Tarık Buğra - Küçük Ağa (Roman Özeti)

Küçük Ağa ,  Tarık Buğra ‘nın 1964 yılında yayınlanan romanıdır. Kurtuluş mücadelemizin  Akşehir'de yaşanan bölümünü konu edinir. Zamanla cepheye ve Ankara'ya dair hususlara da girilir. KONUSU: Birinci Dünya Savaşı (1914) ile birlikte Osmanlı Devleti eski gücünü, heybetini kaybetmeye başlamış, isyanlar ve işgallerle zayıf duruma düşmüştür. Romanda, bir Anadolu kasabası olan Konya ilinin bir ilçesi olan Akşehir’den yola çıkılarak, bütün zor koşullar altında millî kurtuluş mücadesi veren Kuva-yı Milliye konu edilmiştir. Olaylar Anadolu'nun küçük bir kasabasında başlar ve gelişir. ÖZET: Dünya Savaşı resmen sona ermiş olmakla birlikte, Osmanlı Devleti üzerinde yarattığı etkiler tüm gücüyle devam emektedir. Savaş sonrası birçok asker memleketlerine geri dönmüştür. Zayiatın büyüklüğü evlerine dönen erlerin çoğunun gazi oluşuyla daha da iyi anlaşılmıştır.

Halit Ziya Uşaklıgil - Mai ve Siyah (Roman Özeti)

  ESERİN ADI           :MAİ ve SİYAH ESERİN YAZARI    :HALİD ZİYA UŞAKLIGİL YAYINEVİ                 :İNKILAP VE AKA KİTABEVLERİ BASIMYILI              :1980 1.ESERİN KONUSU: Hayalleri olan bir gencin lise son sınıfta babasını kaybetmesiyle hayallerinin yıkılışı ve beraberindeki hayat mücadelesi. 2.ESERİN ÖZETİ: Ahmet Cemil,babasının ölümünden sonra,binbir güçlükle okulu bitirir ve kız kardeşini ve annesini beslemek için çalışmak zorunda kalır.Bunun için elinden fazla birşey de gelmemektedir.Çünkü yabancı dil bilmekten başka bildiği birşey yoktur.Ona kalsa,bütün çalışmalarını şiir üzerinde toplamayı;edebiyatımıza bir başka yön vermeyi ister. Ancak hayat mücadelesi onu çok genç yaşta karşılar.