Sakiyâ camında nedir bu esrar Kıldı bir katresi mestane beni Şarab-ı la'linde ne keyfiyet var Söyletir efsane efsane beni. Ref' et nikâbını ey vech-i enver Zulmette gönlümüz olsun münevver Şarab-ı la'linin lezzeti dilber Gezdirir meyhane meyhane beni. Aşıkın çok bela gelir başına Tahammül gerektir âdû taşına Şem -i ruhsarına aşk ateşine Yanmada seyretsin pervane beni. Bakmazlar Dertli'ye algındır deyu Hakikat bahrine dalgındır deyu Bir saçı Leyla 'ya mecnundur deyu Yazdılar deftere divane beni.
Karıncayı tanırsınız
Minimini bir hayvandır
Fakat gayet çalışkandır
Gayet tutumludur, yalnız
Pek hodgâmdır, bu bir kusur:
Hodgâm olan zalim olur.
Bir gün ağustos böceği
Tembel tembel ötüp durmak
Neticesi aç kalarak
Karıncadan göreceği
Bürudete bakmaz, gider
Bir lokma şey rica eder
Der ki: - Acıyınız bize
Coluk çocuk evde açız
İânenize muhtacız.
Karınca bir yüreksize
Layık huşunetle sorar:
- Aç mısınız? Ya o kadar
Uzun, güzel günler oldu.
O günlerde ne yaptınız?
Böcek inler: - Açız, açız
Bakın benzim nasıl soldu
O günlerde gülen, öten
Sazla, sözle eğlenen ben
Bugün bakın ne haldeyim!
Vallah açız, billah açız,
Halimize acıyınız!
Karınca eğlenir: - Beyim,
şimdi de raksedin, ne var?
"Yazın çalan kışın oynar."

Yorumlar
Yorum Gönder