Ana içeriğe atla

Koca Ragıb Paşa - Kaside (Ramazâniyye der Sitâyiş-i Vâlî-i Bağdâd Ahmed Pâşâ der Vakt-i Defterdârî Gofte)


Ne aceb sür'at ile geldi bu yıl Mâh-i Sıyâm
Çekdi bir baş gelüp belde-i Bağdâd'a licâm

Giceyi gündüze katmış ne şitâb ile gelür
Müjde-i îd'e ider sanki mübârek ikdâm

Şöyle bir gaflet ile basdı ki ta'bîr idemem
Gûyyâ bezmi2 basan şıhne gibi bî-hengâm

Kesdiler mey-kededen bâde-perestân ayağı
Göriip el virmediğin âlem-i âba eyyâm

Oturuşdu tek ü pûy-i ney ü meydan rindân
Zâhidân eylediler şimdi terâvîhe kıyâm

Ramazan hürmetine arkası mihrâbdadır
Cümleye itse tasaddur yeri var şimdi imâm

Câme-i nev keser erbâb-i tabiat Id'e
Şikem ashâbı da iftâra keserler endâm

Ehl-i keyfin kem olur hâhişi savma zîrâ
Viremez tab'-i sehâ-pîşesi imsâke nizâm

Müşkil olsa ne aceb farkı melekle beşerin
Za'f-i imsâk ile hep buldı letâfet ecsâm 

Hoş gelür dil-ber-i billûr-beden vaslından
Yakt-i iftâra gelen nargil-i sîm-endam

Neşât-i sofra-i bezmi veriyor hân-i fütûr
Şerbet-i kâse olup câm-i şerâb-i gül-fâm

Şimdi germiyyet ü ülfet de cevâmi'de olur
Döndü tâhûne-i bî-âba harâbât-i zihâm

Sanma mâh-i nev-i rûze felek ihdâ edecek
Id içün tevsen-i ikbâline bir sîm licâm

Alem-i nusretine yâ ide bir zer melıee
Ya ola şâtırına hancer-i zerrın-niyâm

Âsmân-pâye Ferîdun-haşem Ahmed Pâşâ
Olsa şâyeste silâh-şorı olurdı Behrâm

Hâtem-i bezm-i sehâ saf-şiken-i rûz-i vega
Âb-i rûy-i vüzerâ âsaf-i mergub-i enâm 

Nükte cem' olmadığına dü cihânm bu yeter
Ger olaydı ikisin birden iderdi in'âm

Kûhlar lerziş-i bîmi ile bahr-i sîm-âb
Nice tâb-âver olur satvetine Rüstem fi Sâm

Cevelân itse olur fikr-i sebiik-pervâzı
Nice müşkil ise âgazdan evvel encâm

Fehm ile dikkat olunsa her iki tedbîre
Bulunur cümle bunun pûhte Aristo'nun hâm

Şîve-i lûtf ile üslûb-i lıakîmâne ile
Ne Aristo ki Felâtun'ları eyler ilzâm

Rütbe-i câhına nisbet feleğin rütbesi pest
Rütbe-i1 kadrine kûtâh kemend-i evhâm

Olmasa dâire-i haşmetine2 teng eger
Nüh felek idi dokuz kubbeli bir çetr-i be-nâm

Âb-i ihsanı mecârî-i merâme cârî
Devr-i adlinde suyın buldı medâr-i eyyâm

Pâs-bân-i reme-i halk olalı insâfı
Gürg ile eylediler akd-i uhuvvet agnâm

Âşiyân-sâz-i zuhûr olalı adi ü dâdı
Gider âmiziş içün lâne-i şâhîne hamâm

Dest-gîri-i keremle komadı üftâde
Pây-i dil-dâra meğer dil-şüdegân-i nâ-kâm

Kaldılar gamze-i hûbân dahi te'sîrinden
Fitneyi eyledi ahdinde o rütbe i'dâm

Zuafâ var mı nevâli ile hep kuvvetlü
İde bî-tâb meğer âdemi idmân-i sıyâm 

Dâverâ midhat ü evsâfına pâyân olmaz
Nite kim derd ü gam-i bendene yokdur encâm

Lîk hengâmı değil arz ideyim tafsilin
Iderim hazrete inhâ hele gelsiin Bayram

Fâris-i arsa-i irfân geçinürken şimdi
Yerlere urdı beni tevsen-i baht-i bed-râm

Lâkin ümmîdim odur râyiz-i lûtf ü keremin
Çıka2 ol kâfire bir keskin üzengiyle temâm

Olsa bir kerre eger elde inân-i fikrim
Saf-i mazmûna göreydin nice olur ikdâm

Hele kalsun bu şikâyet varak-i diğerdir
Hem i der ma'ni-i na-kerde murâdı îhâm

itme itnâb ile tasdi' vakt nâzükdür
Râgıb'â şimdi ki hengâm-i duâdır hengâm

Rûzı Nev-rûz ü şebi subh ü sabâhı ola îd
Tâ teâkub ide âlemde şühûr ü a'vâm 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Qaçaq Nəbi

Azərbaycanın xalq qəhrəmanı Qaçaq Nəbi 1854-cü ildə Gəncə quberniyasının Zəngəzur qəzasının Aşağı Mollu kəndində (indiki Qubadlı rayonunda) anadan olub. Onun qaçaqçılıq etməsinin maraqlı tarixçəsi var.

Divan Edebiyatı (Türk Klasik Edebiyatı)

  “ Türk  Klasik   Edebiyatı ” olarak da tanımlanan Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. Bu edebiyat, bazı kaynaklarda “ Havas Edebiyatı “, “ Yüksek Zümre Edebiyatı “, “ Saray Edebiyatı ”  “Eski Türk Edebiyatı ” gibi adlarla da anılmaktadır. Ancak belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “ Divan ” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “ Divan edebiyatı ” adıyla ifade edilmektedir.

Abdulla Oripov - Birinchi muhabbatim

Kecha oqshom falakda oy bo‘zarib botganda, Zuhro yulduz miltirab, xira xanda otganda, Ruhimda bir ma’yuslik sokinlik uyg‘otganda, Men seni esga oldim, birinchi muhabbatim, Eslab xayolga toldim, birinchi muhabbatim.

Erkin Vohidov - O'zbegim

  Tarixingdir ming asrlar Ichra pinhon, o‘zbegim, Senga tengdosh Pomiru Oqsoch Tiyonshon, o‘zbegim.

Munis Faik Ozansoy - Dilek

Yurdumda bir evlik toprak isterim Yayla olsun, yamaç olsun, düz olsun Orada bir ömür kalmak isterim Yaz, kış olsun, bahar olsun, güz olsun. Bir dam altı gece barındıracak Daldan, sazdan yapma bir çardak olsun İçinde kütükler yanan bir ocak, Yünden veya ottan bir yatak olsun. Çardağı sarmalı bir çiçek dalı, Salkım olsun, gül olsun, leylâk olsun. Yakınlarda bir de su bulunmalı Deniz olsun, göl olsun, ırmak olsun. Ekmeğim topraktan, suyum ırmaktan Katığım kâh zeytin, kâh peynir olsun Mutluluk duyayım nefes almaktan Dost güvenilir, düşman bilinir olsun. Tanrım, başka bir şey ister değilim İçimde ne bir hırs, ne bir kin olsun Yolumu beklesin, akşam sevgilim Bence güzel, ellerce çirkin olsun.

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Fuzuli - Gazel (Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar)

  Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar Kılıçlardır ki kanlar dökmek ile jeng tutmuşlar

Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

Milletin hürriyeti, dini, namusu ve şerefi, vatanın bütünlüğü, devletin bağımsızlığı  için şehid ve gazi olan kahramanlarımızın ruhları şad, Türk Milletinin  Zafer Bayramı  kutlu olsun ...

Sherzod Ortiqov - Stokgolm Oqshomlari (esse)

Mabodo hozir  Nelli Zaks hayot boʻlganida yoki men sal oldinroq tugʻilganimda undan, albatta intervyu olgan boʻlardim. Aytaylik, 1950 yilda tugʻilganimda  yoki u qazo qilmay hech boʻlmaganda yigirma birinchi asrning boshiga oʻtib qolganida bunga ulgurardim (shunday deb oʻzimga koʻp gapiraman. Bunga sabab frau [1] Nellining sheʼriyati taʼbimga mos kelib, judayam yoqqani uchun emas, balki uni yodimga olganimda yuragimni tinmay qiynaydigan bitta savolga undan javob olish uchun). Shu kunlarda bu haqida yana koʻp oʻyladim. Yuqoridagi ikkita farazni tasavvur qilib, ulardan biriga, aniqrogʻi ikkinchisiga toʻxtaldim. Yaʼni, “frau Nelli omonatini Yaratganga topshirmay, yigirma birinchi asrning boshiga oʻtganida undan qanday intervyu olardim?” degan xayol shuurimni qamrab oldi. Agar shunday boʻlganida, albatta birinchi galda Stokgolmga borish uchun rosa bir yil yemay-ichmay, yangi kiyim kiymay, dam olish uchun sihatgohlarga bormay, yoqilgʻiga pul ketmasin deb mashina haydamay gonorarla...