Ana içeriğe atla

Peyami Safa - Bir Tereddüdün Romanı (Roman Özeti)


ESERİN ADI: BİR TEREDDÜDÜN ROMANI
ESERİN YAZARI : PEYAMİ SAFA
YAYINEVİ VE ADRESİ  : ÖTÜKEN YAYINEVİ
BASIM YILI   : 1990


ESERİN KONUSU:

Kitapta, bir Yazar’ın iki kadın arasındaki tereddüdünden ve insan hayatında tereddütlerin ne denli engelleyici faktörler olduğundan bahsedilmektedir.Ayrıca kadının toplumda ve ailede olması gerektiği konum hakkında yorumlarla bereaber sosyal çıkmazlarımız olan herseyi kalıplara sığdırma anlayışımızın çarpıklığına değinilmiştir.Bununla birlikte  insanlar için hiç bir şeye inanmadan yaşamanın ne denli ağır ve bunaltıcı olduğu ifade edilmiştir.

ESERİN ÖZETİ:

Kitapta bir muharririn iki kadın arasındaki tereddüdünden bahsedilmiştir.Mualla, yazarın kitaplarından birini okumaya başlar. Daha sonra yazarla tanışma fırsatı bulur. Yazar mualladan hoşlanır ve O’na evlenme teklif eder.Ancak hemen karar vermemesini iyice düşünmesini,vereceği olumsuz bir kararın kendisini üzmeyeceğini söyler. Bu arada Vildan adında başka bir kadın yazara ilgi  duymaya başlar.O’nu ne yapıp yapıp elde etmeye çalışır.Vildan’ın psikolojik sorunları vardır .Yazar O’nunla daha cok O’na acıdığı için ilgilenir ve O’nu yaşadığı anlamsız hayattan kurtarmaya çalışır.
 Vildan Yazar’ı mektupla  evine davet eder. Gelmezse intihar edeceğini yazar mektupta.Herşeyi ayarlamıştır. Geceyi  beraber geçirmek istediğini dile getirir ve yaptığı hazırlıklardan bahseder. Mutlaka gelmesi hususunda ısrar eder. Yazar ne olursa olsun gitmemeye karar verir ve geceyi kendi kaldığı otelde geçirir. Ertesi gün Vildan kızgın birşekilde yazarın çalıştığı bazetenin bürosuna gelir.niçin gelmediğini sorar. Yazar’dan ertesi akşam gelleceğine dair söz alır.
Akşam  Vildan herşeyi hazırlamıştır.yemek, içkiler…amacı bereber muhteşem bir gece geçirmek ve içindekileri anlatmaktır.yemekten sonra –biraz da içince- anlatmaya başlar: baştan beri kendisie yalan söylediğini ,asıl adının Angel olduğunu evden kaçtığını,italya’da bir sevgilisinin bulunduğunu ancak O’nu da terkettiğini anlatır. Anne ve babasının kendisini hiçbir zaman affetmeyeceğini söyler. Yazar Vildan’ın vicdan azabını anlamaya çalışır,ama yie de gerçekten yalan söyleyip söylemediği konusunda tereddüt içindedir.gecenin ilerleyen saatlerinde Vildan sarhoş oldukça italyanca cümlelerle hayatın kendisi için ne denli ızdırap olduğunu ifade eder.Yazar da Vildan’ın söylediklerini tahlil ederek asıl problemi bulmaya çalışır.sabaha karşı vildan iyice alkol komasına girer.sonra uzanıp uyumaya daha doğrusu koma vaziyetinde kendi kendine sayıklamaya başlar.Vildan’ın bu hali Yazar’I iyice korkutur.Bu şekilde ortada bırakıp gitmeye de vicdanı razı değildir.  Nihayet sabahı bekler. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte evden ayrılır. Kapıda  Vildan’ın bahsettiği hizmetçiyi görür.Vildan hanımın rahatsızlığını söyler ve bir doktor çağırmasını tembih eder.
Bu arada Mualla hanımdan bir haber alamamıştır.Yazar tereddüt içinde günler geçirdikten sonra Vildan’ı ziyarete karar verir ancak evinden arıldığı haberini alır ve kimse nereye gittiğini bilmemektedir.
Yazar’ın duyguları berraklaşır,tereddütleri kaybolur. Artık ne Mualla’yı ne de Vildan’ I aramamaya karar verir.


ESERİN ANA FİKRİ:

Kitapta anlatılmak istenen temel düşünce inançsız bir hayat felsefesinin insanı daima tereddütler içerisinde bırakacağı ve buhranlara sürükleyeceğidir.

ROMANDAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Muharrir derin düşünceli, hayatı en ince ayrıntısına kadar hissedebilen bir kişidir.yazdığı eserler geniş bir okuyucu kitlesine hitap eder.
Mualla ise içine kapanık ama sezgi gücü yüksek bir kadındır.O’nun bu hali Yazar’ın kendisinden hoşlanmasına ve evlenme teklif emesine sebep olmuştur.
Vildan ise sürekli inançsızlık ekseninde hareker eden bir kadındır.Dolayısıyla yaşamdan zevk alamamakta ve  geçmişte yaptığı seyler O’nda vicdan azabı yaratmaktadır.Vildan Avrupa’da bir müddet kaldığı için onların değer yargılarını benimsemiş ancak bu durum yaşadığı hayatla örtüşmemektedir ve O’nu intiharın eşiğine kadar sürüklemiştir.


ESER HAKKINDA SAHSİ FİKİRLER:
Kitap  başlarken bir belirsizlik duygusu veriyor insana,ancak ilerleyen bölümlerde olaylar geliştikçe daha açık ve anlaşılır oluyor. Ama kitap boyunca aklınızda hep bir soru işareti kalıyor. Yazarın psikolojik tasvirleri gerçekten çok başarılı. Öyle ki;bir hastalık anını anlatırken adeta siz de yaşıyorsunuz bütün acıları..Ayrıca yazarın dili etkin kullanabilmesi ve kelimelere çok geniş anlamlar yükleyebilmesi dikkatimi çekti.Bu kitap bence oldukça başarılı bir eser.

YAZAR HAKKINDA BİLGİ:


Peyami Safa İstanbulda 1899 yılında doğdu .Servet-i Fünün şairlerinden İsmail Safanın oğludur,iki yaşında iken ,Sivas’da sürgünde bulunan babasını kaybetti (1901).Dokuz yaşında iken sağ elinin ekleminde kemik hastalıgının başlaması,13 yasında ikende hayatını kazanmak zorunda kalması yüzünden düzenli okul ögrenimi göremedi ,kendi kendini yetiştirdi.Birinci dünya savaşı yıllarında ögretmenlik yaptı.(1914-1918)Bu yıllarda bir yandan da edebiyatla ilgileniyordu.Biri yerli ve Kopanlıklar Kıralı adlı (1913) diğeri ceviri ve Üç Kardeş adlı(1918) birer hikayelik iki küçük kitap çıkarıyor,Fagfur (1918) v.b. gibi sanat dergilerinde hikaye cevirileri ve makaleleri yayınlanıyordu.Savaş sonunda ,kardesinin istegiyle memurluktan ayrılıp basın hayatına atıldı çıkardıkları Yirminci Asır adlı bir aksam gazetesinde Asrın Hikayeleri genel baslıgı adı altında halk için gazete hikayeleri yazdı. İlk otuz kırktanesi imzasız yayınlanan bu hikayeler o zaman cok beğenildi ;yazar devrin ileri gelen bazı sanatçıları ( Yakup Kadri Karaosmanoğlu ,Yahya Kemal Beyatlı,Ömer Seyfettin v.b.) tarafından teşvik edildi.O tarihten sonra yalnız gazetelerde çalıştı fıkra ,makale ve roman yazarı olarak geniş bir üne ulaştı..15 haziran 1961 de Istanbul da öldü.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Qaçaq Nəbi

Azərbaycanın xalq qəhrəmanı Qaçaq Nəbi 1854-cü ildə Gəncə quberniyasının Zəngəzur qəzasının Aşağı Mollu kəndində (indiki Qubadlı rayonunda) anadan olub. Onun qaçaqçılıq etməsinin maraqlı tarixçəsi var.

Divan Edebiyatı (Türk Klasik Edebiyatı)

  “ Türk  Klasik   Edebiyatı ” olarak da tanımlanan Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. Bu edebiyat, bazı kaynaklarda “ Havas Edebiyatı “, “ Yüksek Zümre Edebiyatı “, “ Saray Edebiyatı ”  “Eski Türk Edebiyatı ” gibi adlarla da anılmaktadır. Ancak belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “ Divan ” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “ Divan edebiyatı ” adıyla ifade edilmektedir.

Abdulla Oripov - Birinchi muhabbatim

Kecha oqshom falakda oy bo‘zarib botganda, Zuhro yulduz miltirab, xira xanda otganda, Ruhimda bir ma’yuslik sokinlik uyg‘otganda, Men seni esga oldim, birinchi muhabbatim, Eslab xayolga toldim, birinchi muhabbatim.

Erkin Vohidov - O'zbegim

  Tarixingdir ming asrlar Ichra pinhon, o‘zbegim, Senga tengdosh Pomiru Oqsoch Tiyonshon, o‘zbegim.

Munis Faik Ozansoy - Dilek

Yurdumda bir evlik toprak isterim Yayla olsun, yamaç olsun, düz olsun Orada bir ömür kalmak isterim Yaz, kış olsun, bahar olsun, güz olsun. Bir dam altı gece barındıracak Daldan, sazdan yapma bir çardak olsun İçinde kütükler yanan bir ocak, Yünden veya ottan bir yatak olsun. Çardağı sarmalı bir çiçek dalı, Salkım olsun, gül olsun, leylâk olsun. Yakınlarda bir de su bulunmalı Deniz olsun, göl olsun, ırmak olsun. Ekmeğim topraktan, suyum ırmaktan Katığım kâh zeytin, kâh peynir olsun Mutluluk duyayım nefes almaktan Dost güvenilir, düşman bilinir olsun. Tanrım, başka bir şey ister değilim İçimde ne bir hırs, ne bir kin olsun Yolumu beklesin, akşam sevgilim Bence güzel, ellerce çirkin olsun.

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Fuzuli - Gazel (Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar)

  Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar Kılıçlardır ki kanlar dökmek ile jeng tutmuşlar

Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

Milletin hürriyeti, dini, namusu ve şerefi, vatanın bütünlüğü, devletin bağımsızlığı  için şehid ve gazi olan kahramanlarımızın ruhları şad, Türk Milletinin  Zafer Bayramı  kutlu olsun ...

Faruk Nafiz Çamlıbel - Mehmetçik'e Kaside

Ey milletimin lâhzada halkettiği ordu! Baktın ki bütün bir vatan elden gidiyordu, Boğdun coşarak düşmanının gayzını kanda Derler ki, esaret denilen halka cihanda Bir geçti mi hür boyna, asırlar kıramazmış Bir secde eden, bir daha baş kaldıramazmış Ancak sen o zinciri söküp kırmayı bildin; Gökten geniş alnınla ne taptın, ne eğildin Dünyâ seni sehpâya çekerken gözü bağlı; Mağlûbu o gün gördü cihan gâlip edalı... Bir taştı, fakat, benliğin en sonra kabından Sarsıldı cihan kükremiş arslan gazabından. Çarpıştın ölümlerle, boğuştun heyecanla; Sildin kara gözlerden akan yaşları kanla! Memnun kapanır gözlerim ölsem de vatanda; Mademki cihan neş'eli, mademki bu anda Seyretmede bir kâfile Türk ordularından Şarkın ebedî fecrini İzmir sularından!