Ana içeriğe atla

Şahin Ceylanlı - Çırpınırdı Karadeniz Şiirinin Yazarı Ahmet Cevat


      Ahmet Cevat, 5 Mayıs 1892 tarihinde, Azerbaycan’ın Şemkir İlçesi, Seyfali Köyü’nde doğmuş, 6 yaşına geldiğinde babasını kaybetmiş, annesi ve üvey kardeşleriyle birlikte hayata tutunmaya çalışmıştır. Daha sonraki yıllarda, Gence’de Şah Abbas Mescidi bünyesinde faaliyet gösteren medresede eğitim ve öğretime başlamış ve burada Rusça, Farsça ve Arapça dillerini öğrenmiştir. Tarihe ve özellikle edebiyata büyük ilgi duymuş, edebiyat öğretmeni Abdullah Sur’dan etkilenerek ondan çok şey öğrenmiştir. Şiirlerini genellikle bu medresede yazmış, çeşitli dergi ve gazetelerde şiirleri yayınlanmıştır. Medresedeki eğitimini 1912 yılında tamamlamış ve arkadaşı Abdullah Şaik ile birlikte “ Kafkas Gönüllü Kıtası “ na katılmıştır.

       Trakya’da Osmanlı güçleriyle birlikte Bulgar ordusuna karşı savaşmış, daha sonra İstanbul’da milli şair ve yazar Mehmet Emin Yurdakul ile tanışmış, dost sohbetlerine katılmış ve bir müddet sonra Azerbaycan’a dönerek Gence’de öğretmenliğe başlamıştır. Ahmet Cevat burada şiirleri ve yazılarıyla halkına moral veriyor ve o debdebeli ve kargaşalı günlerde Türk dünyasına umut ışığı olan bir milli kahraman ve vatanseverdir. Birinci Dünya Savaşı yıllarında, Anadolu’da cereyan eden olayları muhtelif gazete ve dergilerde haber olarak yazmış ve 1915 yılında, Azerbaycan’dan Doğu Anadolu’da yaşayan Türklere yardım götüren heyete katılmıştır.

       Ahmet Cevat, Kafkas İslam Ordusu’yla birlikte Azerbaycan’ın Yamasal Dağı’ndaki cephede Rus, Ermeni ve İngiliz güçleriyle savaşmış, 15 Eylül 1918 tarihinde, Türk Savunma Sanayi’nin öncüsü ve “ Bakü Fatihi “ olarak da tanınan Nuri Paşa’nın ordusuyla birlikte Bakü’ye girenlerin arasında yeralmıştır.

       Yazdığı bütün şiirleri, ana vatan ve orduya ithaf edilmiştir. Bu konuda Ziya Gökalp, 1918 yılında Yeni Mecmua’da şu değerlendirmeyi yapmıştır: “ Ruslarla savaştığımız sırada Kafkasya’da intişar eden bir şiir mecmuası elimize geçti. Koşma isimli bu kitabın nâzımı Ahmet Cevat isimli bir Türk’tür. Bu milliyetperver şairin bütün şiirleri, Osmanlı Türklerine, ana vatana, orduya ithaf edilmiştir.”

       1918 – 1920 yılları sanatının en verimli dönemi olmuş ve bu dönemde Azerbaycan’ı öven ve metheden, halka moral veren şiirler yazmış, Türk dünyasının fikir, düşünce ve dava adamı İsmail Gaspıralı’nın “ dilde, fikirde, işte birlik “ prensibini beğenmiş ve yaşayan Türkçenin Türk dünyasının ortak dili olduğunu savunmuştur.

       Yapmış olduğu faaliyet ve önemli açıklamalarından dolayı, komünist yönetim döneminde Bakü’den uzaklaştırılmış, bu milli ve istiklal şairinin “ İstiklal Uğruna Şiirler “  kitabı 1928 yılında İstanbul’da neşredilmiştir. Azerbaycan’ın bağımsızlığı için yaptığı çalışmalar, , milli duygulara hitap eden şiirler yazmasından ve bazı şiirlerinin Türkiye’de yayınlanmasından dolayı sürekli olarak takibat altında tutulmuştur.

       “ Çırpınırdı Karadeniz “ şiiri, Azerbaycan’ın milli ve bağımsızlık şairi Ahmet Cevat tarafından yazılmıştır. Bu şiir, Nuri Paşa’nın kumandasında Azerbaycan Türklerini Ermeni ve Rus soykırımından kurtarmak için yaptığı fedakârlığa atfen Gence’de 15 Aralık 1915 tarihinde yazılmış ve Üzeyir Hacıbeyli tarafından bestelenmiştir. Bu şiir sadece Azerbaycan’da değil, aynı zamanda Türkiye’de de sevilmiş ve Türk Milliyetçileri tarafından marş haline getirilmiştir.

       Bu büyük şair ve kahraman dava adamı, Stalin tarafından “ Türk casusluğu ve Türklere yardım etmek “ suçlamasıyla tutuklanmış ve daha sonra Bakü’de 13 Ekim 1937 tarihinde kurşuna dizilerek şehit edilmiştir. O, şair gibi doğdu, şair gibi yaşadı ve şair gibi şehit oldu.

       Hepimizin duygularına tercüman olan “ Çırpınırdı Karadeniz “ şiiri, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, bağımsızlığına yeniden kavuşan Azerbaycan’da, Azerbaycan Parlamentosu tarafından milli marş olarak kabul edilmiştir.

       Ahmet Cevat, her şeyini ve hatta canını bile kaybetmiş ama Azerbaycan’ın istiklale kavuşacağı ümidini hiç kaybetmemiş bir milli kahraman ve istiklal şairidir. Bu uğurda canlarını çekinmeden veren bütün şehitlere Allah’tan rahmet diler, kahraman gazilere de saygı ve şükran duygularımızı sunarız.

KAYNAKLAR:

Afina Memmedli, Ahmet Cevat ve Türkiye, 2010 Bakü,

Rahman Salmanlı, İstiklal Şairi Ahmet Cevat Hakkında, 2003 Azerbaycan,

Sabir Piroğlanov, Ahmet Cevat Hakkında Anılar, 2005 Azerbaycan.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Qaçaq Nəbi

Azərbaycanın xalq qəhrəmanı Qaçaq Nəbi 1854-cü ildə Gəncə quberniyasının Zəngəzur qəzasının Aşağı Mollu kəndində (indiki Qubadlı rayonunda) anadan olub. Onun qaçaqçılıq etməsinin maraqlı tarixçəsi var.

Divan Edebiyatı (Türk Klasik Edebiyatı)

  “ Türk  Klasik   Edebiyatı ” olarak da tanımlanan Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. Bu edebiyat, bazı kaynaklarda “ Havas Edebiyatı “, “ Yüksek Zümre Edebiyatı “, “ Saray Edebiyatı ”  “Eski Türk Edebiyatı ” gibi adlarla da anılmaktadır. Ancak belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “ Divan ” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “ Divan edebiyatı ” adıyla ifade edilmektedir.

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Abdulla Oripov - Birinchi muhabbatim

Kecha oqshom falakda oy bo‘zarib botganda, Zuhro yulduz miltirab, xira xanda otganda, Ruhimda bir ma’yuslik sokinlik uyg‘otganda, Men seni esga oldim, birinchi muhabbatim, Eslab xayolga toldim, birinchi muhabbatim.

Erkin Vohidov - O'zbegim

  Tarixingdir ming asrlar Ichra pinhon, o‘zbegim, Senga tengdosh Pomiru Oqsoch Tiyonshon, o‘zbegim.

Munis Faik Ozansoy - Dilek

Yurdumda bir evlik toprak isterim Yayla olsun, yamaç olsun, düz olsun Orada bir ömür kalmak isterim Yaz, kış olsun, bahar olsun, güz olsun. Bir dam altı gece barındıracak Daldan, sazdan yapma bir çardak olsun İçinde kütükler yanan bir ocak, Yünden veya ottan bir yatak olsun. Çardağı sarmalı bir çiçek dalı, Salkım olsun, gül olsun, leylâk olsun. Yakınlarda bir de su bulunmalı Deniz olsun, göl olsun, ırmak olsun. Ekmeğim topraktan, suyum ırmaktan Katığım kâh zeytin, kâh peynir olsun Mutluluk duyayım nefes almaktan Dost güvenilir, düşman bilinir olsun. Tanrım, başka bir şey ister değilim İçimde ne bir hırs, ne bir kin olsun Yolumu beklesin, akşam sevgilim Bence güzel, ellerce çirkin olsun.

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Fuzuli - Gazel (Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar)

  Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar Kılıçlardır ki kanlar dökmek ile jeng tutmuşlar

Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

Milletin hürriyeti, dini, namusu ve şerefi, vatanın bütünlüğü, devletin bağımsızlığı  için şehid ve gazi olan kahramanlarımızın ruhları şad, Türk Milletinin  Zafer Bayramı  kutlu olsun ...

Mikayıl Müşfiq - Ana

Ana dеdim, ürəyimə yanar odlar saçıldı, Ana dеdim, bir ürpəriş hasil oldu canımda, Ana dеdim, qarşımda bir gözəl səhnə açıldı, Ana dеdim, fəqət onu görməz oldum yanımda.