Ana içeriğe atla

Ozan Arif - Turan'a Yolculuk

Tarifi imkânsız hisler içinde 

Seviniyor, coşuyorum şu anda 

Turan görünüyor sisler içinde 

Yollarına düşüyorum şu anda 


Niyet ettim daha yola girmeden 

Geçilir mi Nahçivan'ı görmeden 

Nahçivan'da bir çay içip durmadan 

Bakü'deyim şaşıyorum şu anda 


Bakü'de düğümü çözer gibiyim 

Sanki İstanbul’da gezer gibiyim 

Bakü'yü okşayan Hazar gibiyim 

Kabarıyor, şişiyorum şu anda 


Can Azerbaycan'da kabaran yürek 

Durmaz artık yolcu yolunda gerek 

Ver elini Türkmenistan diyerek 

Askabat'ı aşıyorum şu anda 


Aşkabat’tan çıkıp Taşkent yoluna 

Semerkant, Buhara, Özbek eline 

Amu-Derya olup Aral gölüne 

Dolup, dolup taşıyorum şu anda 


Ben tasarken Tacikistan susuyor 

Biskek'e varmasam Kırgız küsüyor 

Tanrı Dağları'ndan rüzgar esiyor 

Tatlı tatlı üşüyorum şu anda 


Üşüsem de gidiyorum öteye 

Kazakistan yani Alma-Ata'ya 

Mazideki gibi binip bir tay'a 

Yesi'deyim koşuyorum şu anda 


Çünkü Yesi bir mübarek kucaktır 

Ana kucağından daha sıcaktır 

Ahmet Yesevi'ye ait ocaktır 

O Ocakta pişiyorum şu anda 


Horasan'ın erleri de pişmişler 

Anadolu Rumeli'ye düşmüşler 

Onlar bir ışık, bir güneşmişler 

Nurlarında ışıyorum şu anda 


Nurlarında ışıyorken iste tam 

Gam bürüyor yüreğimi yine gam 

Doğu Türkistan’ım, Bati Trakya’m 

Yaranızı deşiyorum şu anda 


Yaralı yaralı gönül yürüyor 

Geri dönüp taa Bosna'ya varıyor 

Evlad-ı Fatihan şehit veriyor 

Mezarını eşiyorum şu anda 


Mezar eşmek korkutmuyor beni pek 

Ne mezarlar eştim bugünlere dek 

Kırım’a, Musul'a, Kerkük'e tek tek 

Ay Yıldızı döşüyorum şu anda 


Ay Yıldız, örtüsü Kızıl Elma'nın 

Arif doruğunda murat almanın 

Türkçü olmanın Bozkurt olmanın 

Gururunu yaşıyorum şu anda

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Qaçaq Nəbi

Azərbaycanın xalq qəhrəmanı Qaçaq Nəbi 1854-cü ildə Gəncə quberniyasının Zəngəzur qəzasının Aşağı Mollu kəndində (indiki Qubadlı rayonunda) anadan olub. Onun qaçaqçılıq etməsinin maraqlı tarixçəsi var.

Divan Edebiyatı (Türk Klasik Edebiyatı)

  “ Türk  Klasik   Edebiyatı ” olarak da tanımlanan Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. Bu edebiyat, bazı kaynaklarda “ Havas Edebiyatı “, “ Yüksek Zümre Edebiyatı “, “ Saray Edebiyatı ”  “Eski Türk Edebiyatı ” gibi adlarla da anılmaktadır. Ancak belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “ Divan ” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “ Divan edebiyatı ” adıyla ifade edilmektedir.

Abdulla Oripov - Birinchi muhabbatim

Kecha oqshom falakda oy bo‘zarib botganda, Zuhro yulduz miltirab, xira xanda otganda, Ruhimda bir ma’yuslik sokinlik uyg‘otganda, Men seni esga oldim, birinchi muhabbatim, Eslab xayolga toldim, birinchi muhabbatim.

Erkin Vohidov - O'zbegim

  Tarixingdir ming asrlar Ichra pinhon, o‘zbegim, Senga tengdosh Pomiru Oqsoch Tiyonshon, o‘zbegim.

Munis Faik Ozansoy - Dilek

Yurdumda bir evlik toprak isterim Yayla olsun, yamaç olsun, düz olsun Orada bir ömür kalmak isterim Yaz, kış olsun, bahar olsun, güz olsun. Bir dam altı gece barındıracak Daldan, sazdan yapma bir çardak olsun İçinde kütükler yanan bir ocak, Yünden veya ottan bir yatak olsun. Çardağı sarmalı bir çiçek dalı, Salkım olsun, gül olsun, leylâk olsun. Yakınlarda bir de su bulunmalı Deniz olsun, göl olsun, ırmak olsun. Ekmeğim topraktan, suyum ırmaktan Katığım kâh zeytin, kâh peynir olsun Mutluluk duyayım nefes almaktan Dost güvenilir, düşman bilinir olsun. Tanrım, başka bir şey ister değilim İçimde ne bir hırs, ne bir kin olsun Yolumu beklesin, akşam sevgilim Bence güzel, ellerce çirkin olsun.

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Fuzuli - Gazel (Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar)

  Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar Kılıçlardır ki kanlar dökmek ile jeng tutmuşlar

Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

Milletin hürriyeti, dini, namusu ve şerefi, vatanın bütünlüğü, devletin bağımsızlığı  için şehid ve gazi olan kahramanlarımızın ruhları şad, Türk Milletinin  Zafer Bayramı  kutlu olsun ...

Faruk Nafiz Çamlıbel - Mehmetçik'e Kaside

Ey milletimin lâhzada halkettiği ordu! Baktın ki bütün bir vatan elden gidiyordu, Boğdun coşarak düşmanının gayzını kanda Derler ki, esaret denilen halka cihanda Bir geçti mi hür boyna, asırlar kıramazmış Bir secde eden, bir daha baş kaldıramazmış Ancak sen o zinciri söküp kırmayı bildin; Gökten geniş alnınla ne taptın, ne eğildin Dünyâ seni sehpâya çekerken gözü bağlı; Mağlûbu o gün gördü cihan gâlip edalı... Bir taştı, fakat, benliğin en sonra kabından Sarsıldı cihan kükremiş arslan gazabından. Çarpıştın ölümlerle, boğuştun heyecanla; Sildin kara gözlerden akan yaşları kanla! Memnun kapanır gözlerim ölsem de vatanda; Mademki cihan neş'eli, mademki bu anda Seyretmede bir kâfile Türk ordularından Şarkın ebedî fecrini İzmir sularından!