Ana içeriğe atla

Bursa Uluslararası Edebiyat Festivali Başladı


Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Bursa Uluslararası Edebiyat Festivali, kapılarını edebiyatseverlere açtı. Bursa’nın edebiyatı beslediğini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, “Festival sayesinde, Bursa’dan dünyaya evrensel bir umut köprüsü kurulacak. Bu umut, daha iyi bir dünyanın umududur” dedi.

Bursa Büyükşehir Belediyesi, tarih ve kültürün sanatla iç içe geçtiği, yazarların iz bıraktığı Bursa’da kentin sanat yelpazesine değer katacak bir etkinliğe daha imza atıyor. Bu yıl ‘Cesaret’ temasıyla düzenlenen 2. Bursa Uluslararası Edebiyat Festivali, 28-30 Kasım tarihleri arasında dünya çapında tanınan pek çok yazarı kentte buluşturuyor. Hannah Peck’ten Georgi Gospodinov’a, Ayfer Tunç’tan Melisa Kesmez’e yerli ve yabancı 13 önemli kalem, 3 gün boyunca Bursalılarla bir araya gelerek hayatlarına dokunan hikâyeleri, eserlerinin ardındaki dünyaları anlatacak. Festival kapsamında genç yazar adayları ve çocuklara yönelik de atölyeler düzenlenerek hayal kurmanın ve yazmanın gücünü keşfetmeleri sağlanacak.

Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde düzenlenen festivalin açılış programına Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra, Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Şafak Baba Pala, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, Hindistan eski Büyükelçisi ve Yazar Fırat Sunel, Kalem Edebiyat Ajans Kurucusu ve Yazar Nermin Mallaoğlu ve edebiyatseverler katıldı.

Bursa’nın, Türk ve dünya edebiyatının önemli merkezlerinden biri olduğunu söyleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Uludağ’ın eteklerine yayılmış köylerinde, denize uzanan kıyılarında, sıcak sularında, tarihi sokaklarında, bereketli ovalarında ve eşsiz kent yapılarında nice değerli yazarın anılarının saklı olduğunu vurguladı. Bursa’nın suyundan içmiş, sokaklarında yürümüş kalem ustalarının, bıraktıkları eserlerle her yaştan okurun dünyasında yaşamaya devam ettiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Bursamız edebiyatı besliyor. Bizler de edebiyattan besleniyoruz. Edebiyat kenti Bursa, bugün Türk ve dünya edebiyatçılarını, kalem dostlarını ve yazın tutkunlarını bir araya getirerek çok değerli bir festivale ev sahipliği yapıyor” diye konuştu. 

Bursa Uluslararası Edebiyat Festivali (BUEF 2025) ile edebiyat dolu günlere yeniden ‘merhaba’ dediklerini belirten Başkan Bozbey, “Festivalimizin bu yılki temasını “Cesaret” olarak belirledik. Çünkü edebiyat, cesurların işidir. O ilk kelimeyi yazmak, yeni yollar denemek, özgürlüğü savunmak ve hayata umutla bakmak cesaret ister. Festival sayesinde, Bursa’dan dünyaya evrensel bir umut köprüsü kurulacak. Bu umut, daha iyi bir dünyanın umududur. Tüm Bursalıları; edebiyatın iyileştiren, güçlendiren ve cesaret veren dünyasına davet ediyorum” dedi.

Edebiyatın Bursa’ya çok yakıştığını söyleyen Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Şafak Baba Pala ise Nazım Hikmet Ran, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Yaşar Kemal gibi Türk edebiyatının önemli isimlerinden alıntılar yaptığı konuşması ile festivalin ilham dolu ve unutulmaz bir atmosfere sahne olmasını diledi.

Yazar Nermin Mollaoğlu da Bursa Uluslararası Edebiyat Festivali’ne destek olmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi. Festivalin mayasında bu senenin teması olan ‘Cesaret’ olduğunu söyleyen Mollaoğlu, dünya edebiyatının önemli yazarlarını Bursa’da dinlemek sebebiyle gururlandığını söyledi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Qaçaq Nəbi

Azərbaycanın xalq qəhrəmanı Qaçaq Nəbi 1854-cü ildə Gəncə quberniyasının Zəngəzur qəzasının Aşağı Mollu kəndində (indiki Qubadlı rayonunda) anadan olub. Onun qaçaqçılıq etməsinin maraqlı tarixçəsi var.

Divan Edebiyatı (Türk Klasik Edebiyatı)

  “ Türk  Klasik   Edebiyatı ” olarak da tanımlanan Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. Bu edebiyat, bazı kaynaklarda “ Havas Edebiyatı “, “ Yüksek Zümre Edebiyatı “, “ Saray Edebiyatı ”  “Eski Türk Edebiyatı ” gibi adlarla da anılmaktadır. Ancak belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “ Divan ” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “ Divan edebiyatı ” adıyla ifade edilmektedir.

Abdulla Oripov - Birinchi muhabbatim

Kecha oqshom falakda oy bo‘zarib botganda, Zuhro yulduz miltirab, xira xanda otganda, Ruhimda bir ma’yuslik sokinlik uyg‘otganda, Men seni esga oldim, birinchi muhabbatim, Eslab xayolga toldim, birinchi muhabbatim.

Erkin Vohidov - O'zbegim

  Tarixingdir ming asrlar Ichra pinhon, o‘zbegim, Senga tengdosh Pomiru Oqsoch Tiyonshon, o‘zbegim.

Munis Faik Ozansoy - Dilek

Yurdumda bir evlik toprak isterim Yayla olsun, yamaç olsun, düz olsun Orada bir ömür kalmak isterim Yaz, kış olsun, bahar olsun, güz olsun. Bir dam altı gece barındıracak Daldan, sazdan yapma bir çardak olsun İçinde kütükler yanan bir ocak, Yünden veya ottan bir yatak olsun. Çardağı sarmalı bir çiçek dalı, Salkım olsun, gül olsun, leylâk olsun. Yakınlarda bir de su bulunmalı Deniz olsun, göl olsun, ırmak olsun. Ekmeğim topraktan, suyum ırmaktan Katığım kâh zeytin, kâh peynir olsun Mutluluk duyayım nefes almaktan Dost güvenilir, düşman bilinir olsun. Tanrım, başka bir şey ister değilim İçimde ne bir hırs, ne bir kin olsun Yolumu beklesin, akşam sevgilim Bence güzel, ellerce çirkin olsun.

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Fuzuli - Gazel (Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar)

  Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar Kılıçlardır ki kanlar dökmek ile jeng tutmuşlar

Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

Milletin hürriyeti, dini, namusu ve şerefi, vatanın bütünlüğü, devletin bağımsızlığı  için şehid ve gazi olan kahramanlarımızın ruhları şad, Türk Milletinin  Zafer Bayramı  kutlu olsun ...

Sherzod Ortiqov - Stokgolm Oqshomlari (esse)

Mabodo hozir  Nelli Zaks hayot boʻlganida yoki men sal oldinroq tugʻilganimda undan, albatta intervyu olgan boʻlardim. Aytaylik, 1950 yilda tugʻilganimda  yoki u qazo qilmay hech boʻlmaganda yigirma birinchi asrning boshiga oʻtib qolganida bunga ulgurardim (shunday deb oʻzimga koʻp gapiraman. Bunga sabab frau [1] Nellining sheʼriyati taʼbimga mos kelib, judayam yoqqani uchun emas, balki uni yodimga olganimda yuragimni tinmay qiynaydigan bitta savolga undan javob olish uchun). Shu kunlarda bu haqida yana koʻp oʻyladim. Yuqoridagi ikkita farazni tasavvur qilib, ulardan biriga, aniqrogʻi ikkinchisiga toʻxtaldim. Yaʼni, “frau Nelli omonatini Yaratganga topshirmay, yigirma birinchi asrning boshiga oʻtganida undan qanday intervyu olardim?” degan xayol shuurimni qamrab oldi. Agar shunday boʻlganida, albatta birinchi galda Stokgolmga borish uchun rosa bir yil yemay-ichmay, yangi kiyim kiymay, dam olish uchun sihatgohlarga bormay, yoqilgʻiga pul ketmasin deb mashina haydamay gonorarla...