Ana içeriğe atla

"Türkistan Kitap Fuarı" Kazak Okuyuculara Kapılarını Açtı

 


Türk Dünyası’nın manevi başkenti ve tarihi şehri Türkistan, yayıncılık dünyasının en prestijli buluşmalarından birine ev sahipliği yapıyor. Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı TÜRKSOY, Türkistan Valiliği ve Foliant Yayınevi iş birliğinde düzenlenen "Turkistan Book Fair" Uluslararası Kitap Fuarı, Türk halklarının ortak edebi mirasını ve güncel yayınlarını okurlarla buluşturmak üzere kapılarını açtı.

Türk Dünyası’ndan 50’yi aşkın yayınevi, yazar, şair ve çevirmeni bir araya getiren fuarın resmi açılış töreni, Türkistan Kongre Merkezi’nde (Congress Hall) gerçekleştirildi.

Törene; TÜRKSOY Genel Sekreteri, yazar ve dramaturg Sultan Raev, Türkistan Bölgesi Valisi Nuraly Köşerov, Türkiye Cumhuriyeti Türkistan Başkonsolosu Levent Gürcan ve TÜRKSOY Yazarlar Birliği Başkanı şair Ulukbek Esdaulet başta olmak üzere çok sayıda davetli, akademisyen ve edebiyatsever katıldı.

Açılış töreninde yaptığı konuşmada TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev, kitabın sadece bir bilgi kaynağı değil, medeniyet inşasındaki en temel taş olduğunu vurguladı. Raev, dinleyicilerde büyük yankı uyandıran konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

"Bir kitap, sayfaları arasına sığdırdığı dünyalarla bireyi eğitir, ruhunu inceltir ve onu güzelleştirir. Ancak kütüphaneler ve kitap fuarları, sadece bireyi değil, toplumları ve topyekûn insanlığı güzelleştiren, medeniyetimizi aydınlatan meşalelerdir. Bugün Türkistan’da yaktığımız bu kültür ateşi, Türk Dünyası’nın ortak hafızasını ve geleceğini aydınlatacaktır."

Kazakistan Cumhurbaşkanı Sayın Kasım Cömert Tokayev’in "okuma kültürünün yaygınlaştırılması ve ulusal bir kitap günü ihdas edilmesi" vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen fuar, üç gün boyunca kültürel ve sektörel etkileşimin merkezi olacak.

Fuar kapsamında düzenlenen imza günleri ve panellerde, Türk edebiyatının seçkin eserleri tanıtılıyor. Tanıtımı yapılan eserler arasında TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev’in Türkçeye Tımarhane ismi ile çevrilen kitabı "Janjaza" adlı romanı, Kazak edebiyatının güçlü kalemi Nesipbek Aytuly’nın "Leyla ile Mecnun" destanı, yazar Ularbek Daleuly’nın "Han Batu" isimli tarihi belgesel romanı ve Saha (Yakut) şiirinin inceliklerini yansıtan "Yakut Şiiri Antolojisi" gibi eserler yer alıyor.

Ayrıca etkinlik süresince yazar Bayangali Alimjanov ve şair Ularbek Daleuly gibi isimlerle söyleşiler gerçekleştirilirken, Cengiz Aytmatov’un ölümsüz eseri "Elveda Gülsarı" üzerine özel bir podcast kaydı ve tartışma oturumu düzenlenecek.

Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Moğolistan ve Rusya Federasyonu’ndan (Saha-Yakutistan, Tataristan, Başkurdistan) yayınevlerinin stant açtığı fuar, Türk halkları arasındaki edebi köprüleri sağlamlaştırmayı hedefliyor.



 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Qaçaq Nəbi

Azərbaycanın xalq qəhrəmanı Qaçaq Nəbi 1854-cü ildə Gəncə quberniyasının Zəngəzur qəzasının Aşağı Mollu kəndində (indiki Qubadlı rayonunda) anadan olub. Onun qaçaqçılıq etməsinin maraqlı tarixçəsi var.

Divan Edebiyatı (Türk Klasik Edebiyatı)

  “ Türk  Klasik   Edebiyatı ” olarak da tanımlanan Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. Bu edebiyat, bazı kaynaklarda “ Havas Edebiyatı “, “ Yüksek Zümre Edebiyatı “, “ Saray Edebiyatı ”  “Eski Türk Edebiyatı ” gibi adlarla da anılmaktadır. Ancak belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “ Divan ” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “ Divan edebiyatı ” adıyla ifade edilmektedir.

Abdulla Oripov - Birinchi muhabbatim

Kecha oqshom falakda oy bo‘zarib botganda, Zuhro yulduz miltirab, xira xanda otganda, Ruhimda bir ma’yuslik sokinlik uyg‘otganda, Men seni esga oldim, birinchi muhabbatim, Eslab xayolga toldim, birinchi muhabbatim.

Erkin Vohidov - O'zbegim

  Tarixingdir ming asrlar Ichra pinhon, o‘zbegim, Senga tengdosh Pomiru Oqsoch Tiyonshon, o‘zbegim.

Munis Faik Ozansoy - Dilek

Yurdumda bir evlik toprak isterim Yayla olsun, yamaç olsun, düz olsun Orada bir ömür kalmak isterim Yaz, kış olsun, bahar olsun, güz olsun. Bir dam altı gece barındıracak Daldan, sazdan yapma bir çardak olsun İçinde kütükler yanan bir ocak, Yünden veya ottan bir yatak olsun. Çardağı sarmalı bir çiçek dalı, Salkım olsun, gül olsun, leylâk olsun. Yakınlarda bir de su bulunmalı Deniz olsun, göl olsun, ırmak olsun. Ekmeğim topraktan, suyum ırmaktan Katığım kâh zeytin, kâh peynir olsun Mutluluk duyayım nefes almaktan Dost güvenilir, düşman bilinir olsun. Tanrım, başka bir şey ister değilim İçimde ne bir hırs, ne bir kin olsun Yolumu beklesin, akşam sevgilim Bence güzel, ellerce çirkin olsun.

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Fuzuli - Gazel (Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar)

  Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar Kılıçlardır ki kanlar dökmek ile jeng tutmuşlar

Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

Milletin hürriyeti, dini, namusu ve şerefi, vatanın bütünlüğü, devletin bağımsızlığı  için şehid ve gazi olan kahramanlarımızın ruhları şad, Türk Milletinin  Zafer Bayramı  kutlu olsun ...

Sherzod Ortiqov - Stokgolm Oqshomlari (esse)

Mabodo hozir  Nelli Zaks hayot boʻlganida yoki men sal oldinroq tugʻilganimda undan, albatta intervyu olgan boʻlardim. Aytaylik, 1950 yilda tugʻilganimda  yoki u qazo qilmay hech boʻlmaganda yigirma birinchi asrning boshiga oʻtib qolganida bunga ulgurardim (shunday deb oʻzimga koʻp gapiraman. Bunga sabab frau [1] Nellining sheʼriyati taʼbimga mos kelib, judayam yoqqani uchun emas, balki uni yodimga olganimda yuragimni tinmay qiynaydigan bitta savolga undan javob olish uchun). Shu kunlarda bu haqida yana koʻp oʻyladim. Yuqoridagi ikkita farazni tasavvur qilib, ulardan biriga, aniqrogʻi ikkinchisiga toʻxtaldim. Yaʼni, “frau Nelli omonatini Yaratganga topshirmay, yigirma birinchi asrning boshiga oʻtganida undan qanday intervyu olardim?” degan xayol shuurimni qamrab oldi. Agar shunday boʻlganida, albatta birinchi galda Stokgolmga borish uchun rosa bir yil yemay-ichmay, yangi kiyim kiymay, dam olish uchun sihatgohlarga bormay, yoqilgʻiga pul ketmasin deb mashina haydamay gonorarla...