Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aşık Nihani ile Aşık Yaşar Reyhani'nin Atışması

  Âşık Nihâni usta ile Âşık Yaşar Reyhanî'nin atışması. İki ustaya da Allah, rahmet eylesin. Mekânları cennet olsun. REYHANÎ: Hele bakın bu dünyanın işine Gözleri kan dolmuş figan gözetir Neredeyse varmış doksan yaşına Hâlâ gelmiş bennen meydan gözetir

Cemal Safi - Ağlarsın

  Kırdığın kadehte kalan ömrümden, Ağlarsın içtiğin yılları bilsen. Hicrinle sararıp solan ömrümden, Ağlarsın biçtiğin dalları bilsen.

Xanım İsmayılqızı - Şuşa təsnifi

Tarixin yaddaşlara hopub. Gözəlliyin eşqə köklənib. Sədaqətin dillər əzbəri. Sənə olan sevgi – mübtəla yeri.

Stalin Sonrası Kazak Edebiyatı

   Yeni hükümet, Stalin’in 1953’teki ölümünden üç yıl sonra, onun döneminde yapılan hata­ları ve zulümleri sorgulayarak, demokratik kuralları koyma ve uygulama kararı alır. Bu ka­rarın edebiyat sahasına da tesiri olur. Yazarlar, “Edebiyatın gelişmesi yönündeki her türlü yalan teoriler”i (Kirabayev, 1998: 113) sorgulamaya başlarlar. “Sosyalist realizm” denilen mükemmel toplum düzeninin bir hayal ürünü ve yalandan ibaret olduğu Kazak yazarları tarafından vurgulanır. Yazarların hayat ile alakalarını artırma meselesi görüşülür. Daha önce “Halk düşmanı” olarak ilan edilen yazarlara olan güvensizlik ortadan kalkar. Diğer Sovyet Cumhuriyetlerindeki aydınlar gibi 1937-38 yıllarında suçsuz yere karalananlar ak­lanır ve hakları iade edilir. Kazakistan’da S. Seyfulin, B. Maylin, İ. Cansügirov, S. Şeripov, M. Davletbayev gibi yazarların isimleri ve eserleri edebiyat tarihinde yeniden yerlerini alırlar. Yazarlar nispeten daha serbest yazmaya başlarlar.

Rıfat Ilgaz - Türkçesiz

Annenden öğrendiğinle yetinme Çocuğum,Türkçe’ni geliştir. Dilimiz öylesine güzel ki Durgun göllerimizce duru, Akar sularımızca coşkulu... Ne var ki çocuğum, Güzellik de bakım ister!

Arif Nihat Asya - Bayrak

  Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü, Işık ışık, dalga dalga bayrağım! Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Xalq og’zaki ijodi

  Qoraqalpog’istonning boy xalq og’zaki ijodi bir necha asrlar davomida rivojlangan. Uning asosini xalq og’zaki ijodining barcha janrlari: ertaklar, maqollar, matallar, rivoyatlar, she’rlar va boshqalar tashkil etadi.

Oyhan Hasan Bıldırki - Fırsatın Ucu ( Hikaye)

         İçimde bir sıkıntı. Aklımda türlü düşünceler. Kararsızım. Elimdeki tüfek, öldürmekten başka ne işe yarar? Öldürmek, fakat kimi? Başımızdakilere göre, karşıda yer alan, bize “düşman” olanları, gözümüzü kırpmadan öldürmek gerekiyormuş.

Karacaoğlan - Ağlama Sevdiğim Gül Dedi Bana

Benim yârim gelişinden bellidir Ak elleri deste deste güllüdür İbrişim kuşaklı ince bellidir İnce bellerimi sar dedi bana

Oyhan Hasan Bıldırki - Umut Dağlarda (Hikaye)

Akşamdan, şehrin kenar mahallelerindeki bildik bazı kapılar, "Güm, güm!" dövüldü. Adanın bu uç noktasındaki şehirde de, darbeden sonra, bir takım insanlara artık, yer yoktu. Gerçi darbe, henüz hiç kimseye yâr olmadı. Şehirli, birbirine düştü. Herkes, ötekinin arkasına adam koydu. Yaşamanın tadı tuzu kalmadı. İnsanlar tedirgin, mutsuz. Bütün gözler; korkuyla yumuluyor, daha sonra da yeni yeni korkulara açılıyor. Meydan, cadde, sokak ve de bazı evler ıpıssız. Temmuz ortasında, yakıcı, kavurucu sıcakların arasında, ansızın, adadaki iktidar el değiştirdi. Gazetecinin adamları ortalığa döküldü. Güzelim deniz, tadını, neşesini kaybetti. Kıyıda martılar, uçuşmaz oldu. Rüzgâr da, denizin kımıl kımıl dalgalarıyla oynaşmayı bıraktı. Bir sıcak, bir sıcak! Sanki, şehrin hemen her yanı, yanan bir fırın!

Hüseyin Avni Dede - Tek Şekerli Çınaraltı

  mustafa ağbi hacı baba sen ben bilirim bir ölüm suskunluğudur yalnızlığımız yalnızlığımız beyazıt çınaraltı biraz biraz sahaflar çarşısı bakırcılar çarşısı biraz

Ceyhun Atıf Kansu - Lirik Şarkı

Öt, güzel serçe, öt yeşil çalıda, Sabahın sesini duyayım senden, Şarkınla beraber gir penceremden, Oyununu oyna renkli halıda.

Oyhan Hasan Bıldırki - İlkbahar Rüzgârı

  Yârla kesti aramı İlkbahar rüzgârı İlkten sona selâmlarımı götürmemiş İlkbahar rüzgârı

Rustam Musurmon - Qoraqalpoq tili

1 dekabr – Qoraqalpoq tili kuni Qadim turkiy qoraqalpoq tilisan, Keng sahroning xushnavo bulbulisan. Haq yaratgan gulistonning eng suluv Gulisan-ey, gulisan-ey, gulisan. Bu diyorda xalqlar yashaydi inoq, Jonini ham ayamas kelsa qo‘noq, Tangri suygan qoraqalpoqning oppoq   Dilisan-ey, dilisan-ey, dilisan.

Mehmet Emin Yurdakul - Şair

Bana yirmi yaşımda ateş saçan bir sevdâ, İlk şi'rime altundan kanad veren o hulyâ Ak saçlarım altında yine alev saçacak.

Kayıkçı Kul Mustafa - Eğer Sorarsan Bana Hâlimden

  Eğer sorarsan halimden Bir cansız ölüyüm şimdi Aldanıp gönlüm alal'dan Divâne, deliyim şimdi

Mehmed Akif Ersoy - Merhum İbrahim Bey (Safahat'tan - 14)

  (İbrâhim Bey merhum ki tabâbet-i baytariye ulemâsındandır, hâk-i pâk-i Şark’ın yetiştirdiği nevâdir-i irfân ü fazîletin biridir. Merhumu yakından tanıyanlar dört sene evvelki fecîa-i irtihâlinin millet için ne elîm zıyâ’ , hükûmet için ne azîm bir hacâlet olduğunu teslimde tereddüt etmezler. Şark’ın, Garb’ın bedâyi’-i ilm ü fennini toplayıp hâfızasına doldurmuş; mahfûzâtını muhâkemâtıyle , meşhûdâtıyle şâyân-ı hayret bir sûrette tevsî’ etmiş; Şark’ın her tarafını defeât ile dolaşmış; Garb’ın en medenî memâlikini görmüş, gezmiş; elsine-i şarkıyeyi edebiyâtıyle bilir; Fransız, Rus lisanlarını hakkıyle öğrenmiş olan bu büyük adam fıtraten mahviyyete âşık, iştihâra düşman olmasaydı, emînim ki, hükûmet-i sâbıkanın o sâbıkalı ricâli yüzünden gurebâ hastahânelerinde ölen, öyle bir hakîm-i zû-fünûnu tanımak için kâriîn-i kirâm benim gibi bir âcizin delâletine müftekır kalmazdı!) Dönen muhît-i nigâhımda yâl ü bâlindir, Bütün hayâlim o fevka’l-hayâl hâlindir. Zalâm-ı hayrete düşmüş, batar ...

Cevat Şakir Kabaağaçlı - Alabandada (Hikaye)

  Saç maşası satan adam, güverte yolcularına ait sancak kıç omuzluğunun alabandasında dinelmiş, bağıra bağıra mallarını övüyordu.Günün son turuncu ışığı sönmek üzereydi.

Köroğlu - Köroğlu Solağı (Yüce Dağların Başında)

Yüce dağların başında Tek at gezdiğin var mıdır Her taraftan üç beş kelle Terkiye astığın var mıdır

Köksal Cengiz (Niyâzkâr) - Ben Öğretmenim

Tek umurum bu milletin evladı, İlim benim, irfan benim, giz benim. Benimle bilinir sırların adı, Hizmet benim, gayret benim, hız benim.

Köksal Cengiz (Niyâzkâr) - Ben Öğretmenim

Tek umurum bu milletin evladı, İlim benim, irfan benim, giz benim. Benimle bilinir sırların adı, Hizmet benim, gayret benim, hız benim.

Ceyhun Atıf Kansu - Dünyanın Bütün Çiçekleri

"Bana çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin!" (Köy öğretmeni Şefik Sınığ'ın son sözleri) Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum Bütün çiçeklerini getirin buraya, Öğrencilerimi getirin, getirin buraya, Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer Bütün köy çocuklarını getirin buraya, Son bir ders vereceğim onlara, Son şarkımı söyleyeceğim, Getirin, getirin...ve sonra öleceğim.

Cahit Külebi - Köy Öğretmenleri

Yurdumuz uçsuz bucaksız, Gökte yıldız kadar köylerimiz var. Ama uzak, ama harap, ama garipsi… Alın benim gönlümden de o kadar.

Cengiz Aytmatov - O Manas'ın Milyonlarca Dizesini Ezbere Biliyordu

  Bundan birkaç yıl önce Sovyetskiy Soyuz dergisi benim “O Manas’ın milyonlarca dizesini ezbere biliyor.” adlı bir makalemi yayınlamıştı. Bu makalem büyük Manasçımız Sayakbay Karalayev hakkındaydı. Bugün ise hayat, makalemin başlığını “O Manas’ın milyonlarca dizesini ezbere biliyordu.” şeklinde değiştirdi. Ne yapalım, hayat işte böyle; artık Manasçımızdan geçmiş zaman ile bahsetmek zorundayız.

Hüseyin Başaran - Evciler Köyü Öğretmeni

  Ben Evciler köyü öğretmeni Aklımı işlerime verdim. Plan yaparım geceleri, Gündüzleri ders.

Oyhan Hasan Bıldırki - Şiir, Sözün Altın Olanı

     “Türk edebiyatında roman, şiirin önüne geçti mi?”    Geçebilir mi?    Geçemez.       Ancak bu noktada bir eksiğimiz var. Yoksa da bana öyle geliyor. Çünkü biz “Okuduklarımızı, dinlediklerimizi yerli yerine koyabilmek için düşünmek…”[1] işine asla soyunmuyoruz. Dolduruşa gelmek, el kayığına binmek huyumuzu elimizin tersiyle itemiyoruz.       Şiir, sözün altın olanı. En değerlisi… Öyle olmasa, eli kalem tutanların tamamı şiir yazmazdı. Ünlü ünsüz bütün yazanların ilk satırları, “mısra”lar olmuştur.

Eşrefoğlu Rumi - Nutk-i Şerif (Ey Allah'ım beni senden ayırma)

  Ey Allah'ım beni senden ayırma Beni senin dîdârından ayırma

Sabahattin Ali - Gecenin Kemanı

Yüzü parladı ayın, Bir ses geldi uzaktan: Hasta yorgun bir kadın Şimdi çalıyor keman...

Fuzuli - Gazel - 125 (Mesken ey bülbül sana geh şah-i güldür geh kafes)

  Mesken ey bülbül sana geh şah-i güldür geh kafes Nice âşıksın ki âhından tutuşmaz hâr ü has Yâr kuyunda müselmanlar ger olsaydı yerim Kâfirim ger Ravza-i Rıdvan'a eylerdim heves Kûh feryadı sadâsın verdi Ferhâd'ın demen Nakş-i Şirin'dir verip âvâz olur feryâd-res Nâka Leylî mahmilin çekmiş beyâban seyrine Eyle Mecnûn'ı bu hâletden haber-dâr ey ceres Bir nefes kalmış hayâtımdan habîbim subh tek N'ola ger bir mihr göstersen bana âhir nefes Hâli ettim dil-hevâ-yi ihtilât-i halktan Bezm-i gamda ney kimi hem-dem bana feryad bes Ey Fuzûlî ger sana cem'iyyet-i dildir murâd Bağla bir dil-dâre gönlün gayrdan peyvend kes

Oyhan Hasan Bıldırki - Ana Dilim Sevdam Benim

  Anadilim, sevdam benim Ekip biçtiğim bu Gündüz güneş, gece ay şahidim Yâr elinden içtiğim su Anadilim, sevdam benim.