Bir eski dost gibi hatırla beni Bir selam ver yeter zahmet olmazsa Unutmuş olsan da eski günleri Adımı an yeter zahmet olmazsa... Uğrunda harcadım unutlarımı Ne yazık bilmedin duygularımı Yırtmadınsa eğer mektuplarımı Yeniden aç oku zahmet olmazsa Hala duruyorsa eski resimler Arada bir göz at zahmet olmazsa Anlardın kalbimi bir gelse dile Senin mirasındır çektiğim çile Sen beni ben gibi sevmesen bile Aşkımı bil yeter zahmet olmazsa....
Şeyh Galib - Kaside (Der-medh-i evsâf-ı şerîfe-i gavvâs-ı bahr-i manevi cenâb-ı şârih-i Mesnevi İsmail Ankaravi kuddise sırruhu)
Merhâbâ ey muktedâ-yı âşıkan-ı Mevlevî Heyh Csmâil-i şârih kâhramân-ı manevî Meşrebîndir çeşme-i irfân feyzin mâksimi Kalb-i pâkin vâris-i mîrâs-ı genc-i Mesnevî Mâhzar-ı Hızr-ı hayât oldur gel istersen delîl Olduğudur tekye-i İskenderîde münzevî Mahber-i faslından etsin bâde-i tahkîki nûş Zanneden efsâne-i câm-ı bî-nefâd-ı Hüsrevî Der gören mecmuâ-i esrârını budur hemân “Tâmmetül-Kübrâ” da cem olan kibâr-ı kübrevî Mesnevînin yek-be-yek şerh eyleyen ebyâtını Arş-ı alâsında olmuş çarh-ı aşkın müstevî Ayrı düşmez zerresi metnin sevâd-ı şerhine Sâye salmış guyiyâ ol âftâbın pertevi Süllem-i ebyâtı tatbîk eyleyip ayâta hep Her sözü olmuş delîl-i tâm u burhân-ı kavî Himmetin Hızr eyleyip ey rehnümâ-yı sâlikan Koymâ bî-kes Gâlib-i gümgeşte-râh-ı keçrevi